Muhterem Hocam, bir insanın kesintisiz şekilde mutlu olması mümkün değil midir?
Soru
Muhterem Hocam, bir insanın kesintisiz şekilde mutlu olması mümkün değil midir?
Cevap
Hayır sevgili kardeşim, kesintisiz bir mutluluk her zaman var. Mesela şu saniye itibariyle, şu saniye itibariyle dünyada 8 milyar insan var. 8 milyar insan Allah'ın Kur’ân'da vaz ettiği kanunlarını hayatına tatbik etmesi halinde mutlaka %100 kesintisiz bir mutluluğu yaşar. Bizi mutsuz ve huzursuz kılan başka insanlar değil, bizi huzursuz ve mutsuz kılan nefsimizdeki afetlerdir. O afetleri tetikleyen aktif hale getiren şeytandır.
İki tane düşmanımız var. Birisi şeytan, diğeri de nefsimiz. Dış düşman olan şeytandan bir tek dilekle kurtuluruz: Kalben Allah'a ulaşmayı dilemek. Kalben Allah'a ulaşmayı dilemek. İkinci düşmandan da zikirle kurtuluruz. Ne diyor Allah Resûlü? Şeytanın kapısını zikirle kilitleyiniz.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, bu kadar basit, o kadar kolay ki din tarifi gayri mümkünsüz. Din bir dilektir. Kalben ulaşmayı dilediğin zaman Allahû Tealâ size o garantiyi veriyor, bir daha şeytan size ulaşamayacak. 4 tane âyet-i kerimede Allahû Tealâ buyuruyor ki:
ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR
1. HİCR-42 Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerin-den) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.
2. NAHL-99 Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.
3. İSRÂ-65 Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).
4. SEBE-21 Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Ahirete inanan kişi ile ondan şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.
5. ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Hicr 42'de: “Benim kullarımın üzerinde senin bir sultanın yok ey İblis.”
Nahl 99'da: "Allah'a tevekkül edenlere senin bir sultanlığın yok."
İsrâ 65'te: “Benim kullarım üzerinde ey İblis senin bir sultanlığın yok.”
Sebe 21'de: "...mü’min olmayanlara senin bir sultanlığın yok."
Ve Zümer 17'de: "..kalben ulaşmayı dileyenler şeytana kul olmaktan kendisini kurtaranlardır."
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Tamam, bir düşman daha vardı, neydi? O da nefsimiz. Ya Allah Resûlü ne diyor? Şeytanın kapısını zikirle kilitleyiniz. Nefsimizin manevî kalbinde iki kapısı var. Birisi fücur kapısı, diğeri takva kapısı. Fücur kapısından şeytan devreye giriyor. O zaman o fücur kapısını neyle kilitleyeceğiz? Zikirle. Allah, Allah, Allah, Allah diye zikir edeceğiz. Ne kadar zikredersek şeytan devrede sıfır.
Daimî zikre ulaştığımız zaman dört dörtlük, kesintisiz bir mutluluk yaşar. Allahû Tealâ bütün insanların iç dünyasında, dış dünyasında, Allah'la ilişkilerinde kesintisiz mutluluğu yaşayabilmesini istiyor. Bu kesintisiz mutluluk ancak nefsimizdeki bütün afetleri temizledikten sonra gerçekleşebilir. Daimî zikre ulaşıp da nefsimizdeki bütün afetler yok olduğu zaman kesintisiz bir saadet hâlini yaşarız.
Eğer daimî zikre ulaşmadan nasıl bir mutluluk yaşantısı mümkündür sualinin cevabı, Kur’ân-ı Kerim bize cevap veriyor. Nisâ Suresi'nin 103. âyet-i kerimesi:
NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.
"Namazı kılıp bitirdikten sonra ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken daima Allah'ı zikredin."
Yani şeytanın kapısı hep kilitli tutun. Kimin için bir iyilik yapmayı bir mutluluk ulaştırmayı düşünmüşsek o noktadan itibaren mutlaka ama mutlaka mutluluğu yaşarız.