Muhterem Hocam, bir misafirimiz ‘Allah'a ulaşmayı dilemek’ konusunda içimizde öyle bir hissiyat var ama sürekli bir arzu içinde değiliz, diyor. İnsanlar Allah'a ulaşma dileğinin ön

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz ‘Allah'a ulaşmayı dilemek’ konusunda içimizde öyle bir hissiyat var ama sürekli bir arzu içinde değiliz, diyor. İnsanlar Allah'a ulaşma dileğinin öneminin farkında değil midir?

Cevap

Evet, bilmiyorlar. Bu kâinatta en üstün varlık olan insan, Allah’ın kendisinden ne istediğini bilmediği için mutsuz ve huzursuzdur. Allah ondan sadece Allah’ın kendisini mutluluğa ulaştırmasını talep etmesini bekler. Böyle bir talebin mevcut olması için, bizim Allahû Tealâ’dan dilekte bulunmamız lâzım. Kişi mutlaka kendi iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemelidir. Böyle bir talep varsa kişi Allah’ın mutluluğuna namzettir. Onun gerekliliğini yaşayacaktır. Önemli olan dilekte bulunmanın bizim için elzem olduğuna inanmamızdır. Bu şarttır.

Allahû Tealâ daima kalbe bakar. Kalbî talep Allah’a ulaşma istikâmetindeyse, Allah bu talebi kimin kalbinde görürse mutlak surette Rahîm esmasıyla ona tecellî eder ve peş peşe 7 Furkan, 12 tane ihsanla mürşidine ulaştırır ki mürşidsiz bir nefs tezkiyesi ve nefs tasfiyesi söz konusu değil. Allahû Tealâ’nın bize verdiği görev nefsimizi tezkiye ve tasfiye etmektir.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Allah şüphesiz ki bu dini, nefsinizi ihlâsa ulaştırmak için var etti.”

Evvela 7 kademedeki nefs tezkiyesi, daha sonra nefsin tasfiyesi. Allah için olmak, başkaları için yaşamak.

Evet, Allah’ın dizaynı bütün insanlar için budur. Yûnus Suresi’nin 7 ve 8. âyet-i kerîmelerinde kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa o zaman dünya hayatını diliyor, dünya hayatıyla hemhâldir.

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Ama kim ki Allah’a ulaşmayı dilerse…

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE

1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına yakin derecesinde inanırlar.

BAKARA-156 … "Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.

2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler…

3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar.

4. RA’D-2 Ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz.

5. KEHF-110 Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman sâlih amel (nefs tezkiyesi) yapsın.

6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir.

7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE

1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin.

2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder.

3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim.

RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.

4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”

5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Mustakîm’dir.

7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...

Tam 7 tane âyet-i kerîme gelince ki bu âyetlerden bir tanesi de Bakara 46:

2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Yani ruhun 2 şekilde Allah’a ulaşacağından emin olan kişiler, evvela hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı diliyor ve ölümle de bir kere daha ruh Allah’a ulaşacaktır. Buna îmân eden kişilerdir. Allah bu talebi kimin kalbinde görürse mutlak surette onun ruhunu kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma0