Muhterem Hocam, böylesi mutluluk akan bir toplum görmedim. Beni size çeken de bu mutluluk akımı oldu. İçimde değişik mutluluklar hissediyorum. Daha önce böyle bir his yaşamadım. ‘A
Soru
Muhterem Hocam, böylesi mutluluk akan bir toplum görmedim. Beni size çeken de bu mutluluk akımı oldu. İçimde değişik mutluluklar hissediyorum. Daha önce böyle bir his yaşamadım. ‘Allah'a ulaşmayı dilemek’ nasıl böyle bir değişim sağlıyor? Yıllardır zaten namazımı kılardım, oruç tutardım, Kur'an okuyordum ama bu his çok değişik. Nasıl bu küçücük talep bu kadar etkili oluyor ve nasıl insanlar bundan habersiz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, belki diyecekler ki: “Ya bu dedikleriniz doğruysa, Kur’ân’ın kendisine indirildiği Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bunu söylemez miydi?” Söylemiş. Ama İblis, insanların baş düşmanı, şeytan gelmiş, allem etmiş kallem etmiş ve ne yazık ki tamamen insanları hedeften uzaklaştırmış. 8 grup hadîs-i şerifte bakın o Allah’a ulaşma dileğini Allah Resûlü nasıl açıklamış.
8 GRUP HADİSTE ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK VE CİBRİL HADİSİ
HADÎS-İ ŞERİF - 1
SORU : Kale imane ya Rasûlallah: Îmân nedir ya Resûlallah?
CEVAP: Kalel imanû en tu’mine billâhi ve melâiketihi ve likâihi ve Resûlihi:
Allah’a, meleklerine ve Allah’a ulaşmaya ve Resûllerine inanmak.
(Sahîhi Buhari 1. cild, sayfa 58, 47. Hadîs)
HADÎS-İ ŞERİF – 2: “Yüce Allah kulunu dünya hayatı ile kendi likâsı arasında serbest bıraktı. Kullar Allah’ın likâsını seçti.” (Sahîhi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
YÛNUS – 7, 8: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
HADÎS-İ ŞERİF – 3: “Kim Allah’a ulaşmaya muhabbet duyarsa, Allah da onu Kendisi'ne ulaştırmaya muhabbet duyar. Kim Allah’a ulaşmayı kerih görürse, Allah da onu Kendisi'ne ulaştırmayı kerih görür.” (Sahîhi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
RA’D – 27: … De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yöneleni kimseyi Kendisi'ne ulaştırır.”
HADÎS-İ ŞERİF – 4: “Ben Dünyayı dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Ta ki Bana kavuşmayı özlesinler, Bana kavuşmayı dilesinler.”
(Camiu’s Sağir. Hadîs No: 3276. Ravî: Hz. Âişe r.a)
TÂHÂ – 123, 124: Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz. Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde muhakkak ona için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
HADÎS-İ ŞERİF – 5: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (Ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüz kata kadar yardımda bulunsun.”
(Acluni keşfü’l hafa c.2. shf:291 (2669) )
HADÎS-İ ŞERİF – 6: “Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah’a ulaşmasıdır.” (Tirmizî, Da’vat, 112)
HADÎS-İ ŞERİF: “Allah’a şirk koşmadan O’na mülakî olana, cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülakî olana da cehennem vacip olur. ( Müslim Îmân-151)
HADÎS-İ ŞERİF - 7
“Sizden biri içiyle (Allah’a ulaşmayı dilerse), dışıyla (mürşidine tâbî olursa) Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır, en az 10 mislinden 700 misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.
(Buharî, Îmân 31; Müslim, Îmân 205, (129))
HADİS-İ ŞERİF – 8
“Ey Kureyş topluluğu, ey Abdümenaf oğulları, ey Kureyş oğulları, ey Abdülmuttalip oğulları! Kendinizi ateşten koruyun. Çünkü benim size (hesap gününde) ne bir faydam dokunabilir ne de bir zararım. Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Sen de kendini cehennem ateşinden koru. Çünkü benim size bir fayda ne de zarar verebilecek gücüm vardır. Senin için yalnızca bir akrabalık bağım var. (Dünyada yaşadığım sürece) onun gereklerini yapacağım. (Tirmizî, Tefsiru’l Kur’an 26)
Evvela Cibril hadîsiyle: Cebrâil (A.S) beyaz elbiseler içinde geliyor, Resûlullah’a sual soruyor: “Îmân nedir yâ Resûlullah?”
Resûlullah’ın verdiği tarif: beş rükun ü îmânı sayıyor. Bunlardan bir tanesi de ‘likâllah’. Ama bugün İslâm’ın beş şartını yerine getirenlerin tatbikatında ‘likâllah’ var mı?
2. hadîs-i şerif: Allah dünya hayatıyla likâllah arasında insanları serbest bıraktı. İki seçimle karşı karşıyasınız. Yûnus 7 ve 8: “Dünyayı mı istiyorsunuz, likâllah mı?” Likâllah ruhun talebidir, dünya hayatı nefsin talebi.
Hadîs-i şerif 3: Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: “Men habbebe likâallahi, habballahu likâehû. Men kerah likâllah, kerahallahu likâehû.”Kim Allah’a ulaşmayı muhabbet beslerse Allahû Tealâ o kişiyi Kendisi'ne ulaştırmayı diler. Kim istemezse Allahû Tealâ onu dalâlette bırakır.
Hadîs-i şerif 4: “Ben dostlarım için dünya hayatını acı ve kasvetli kıldım.” Demek ki Allah dostunu Kendisi’ne ulaştırmayı diliyor.
Hadîs-i şerif 5: “Ölmeden evvel Allah’a dönün ki Allah size 1’e 700 versin.” Söylemiş oluyor mu? Evet.
Hadîs-i şerif 6: “Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhun yükselerek Allah’a ulaşmasıdır.” Allah Resûlü söylemiş oluyor mu bunu? Evet, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasından bahsetmiş oluyor.
Hadîs-i şerif 7 ve 8: Özellikle Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in buna ne kadar önem verdiğini bak şu hadîsle açıklıyor:
“Ey Kureyş topluluğu, ey Abdümenafoğulları, ey Kusay oğulları, ey Abdülmuttalip oğulları! Kendinizi ateşten koruyun. Çünkü benim size (hesap gününde) ne bir faydam dokunabilir ne bir zararım. Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Sen de kendini cehennem ateşinden koru. Çünkü benim sana bir fayda sağlayacak bu dünya hayatında sadece babalık görevi ama ahirette benim sana karşı bir yardımım söz konusu değil.”
Öyleyse Allah Resûlü bu hadîslerle sahâbeye “Allah’a ulaşmayı dileyin, Allah’a ulaşmayı dileyin.” demiş midir? Demiş. Bugünkü din tatbikatında bu var mı? Yok. Ve böylece bu yoksa, dinin tamamı yok olmuş vaziyette.
İşte kardeşimiz diyor ki: “Nasıl bu küçücük talep bu kadar etkili oluyor?” Çünkü sevgili kardeşlerim bu taleple o kişinin hayatından kim çıkıyor? Evet, şeytan çıkıyor. Yani iblise Allahû Tealâ ne diyor? “Benim dostlarım üzerinde senin sultanlığın yoktur.”
4 tane âyet-i kerîme.
ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR
1. HİCR-42 Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerin-den) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.
2. NAHL-99 Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.
3. İSRÂ-65 Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).
4. SEBE-21 Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı yoktur. Ahirete inanan kişi ile ondan şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.
5. ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
“Allah’a tevekkül edenlere senin sultanın yok.” “Benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın yok.” “Mü’min kullarıma senin bir sultanlığı yok.”
Yani bu dilek kişinin hayatından şeytanın tesirini sıfırlıyor. “Ee, nefsin afetleri var.” diyeceksiniz. Sevgili kardeşlerim, nefsin 19 afeti var ama şeytanın dış etkisi onları tetiklemezse, âdeta buzdolabında uyuyan bir nesne gibi, o nefsin afetlerinin bize bir şey yapması mümkün değil.
Ve Allahû Tealâ Zümer 17’de ne diyor? “Onlar ki tâğuta kul olmaktan içtinap ettiler, Allah’a yöneldiler, Allah’a ulaşmayı dilediler; onlar için müjdeler var. Kullarımı müjdele.”
İşte Allahû Tealâ bu dileğin sahibi olan insanları Kendi garantisinde, âhiret müjdesiyle, dünya müjdesiyle müjdeliyor.
Allah Resûlü başka bir hadîsinde:
HADÎS-İ ŞERİF
“Ben nasıl müjdeliyorsam siz de öyle müjdeleyiniz. Müjdeleyiniz ki, Allah’ın Zat’ına şahit olanlar cennette beraber olacaklardır.”
Öyleyse hepimiz insanları Allah’a davet etmeliyiz. Onları müjdelemeliyiz. Daveti kabul edenlere hem 3 tane cennet hem de dünya saadetinin yarısı müjdeye onların kavuşacağı kesin olarak Allah Resûlü hadîsinde bildiriyor ve Kur’ân âyetleri bize bu müjdeyi kesin veriyor.