Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Bu dünyanın yalan olduğunu bilmek, diğer dünyaya hazırlık yapmak gerektiğini söyledi.” Ahiret hayatına nasıl bir hazırlık yapmalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Bu dünyanın yalan olduğunu bilmek, diğer dünyaya hazırlık yapmak gerektiğini söyledi.” Ahiret hayatına nasıl bir hazırlık yapmalıyız?
Cevap
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bunları bir bir bizlere açıklamış. Özellikle Zumer Suresi’nin 54. âyet-i kerimesi bize aydınlatıcı fikir veriyor: “Rabbinize yönelin, O’na teslim olun, kabir azabı gelip çatmadan. Sonra yardım olunmazsınız.”
ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
Allahû Tealâ’nın bize verdiği serbest iradeyle Allah’ın bizler için vaz ettiği hedefleri talep sahibi olursak, Allahû Tealâ yardımıyla bizi o hedeflere ulaştıracaktır. Ama biz bu dünya hayatını yaşarken Allah’ın gösterdiği hedefler istikametinde irademizi kullanmasak, doğal olarak o yardımı da Allah’tan alamayız.
Yûnus 7-8’de: “Kim Allah’a ulaşmayı dilemezse o dünya hayatından razıdır, onunla tatmin olmuştur. Onun gideceği yer cehennem.”
Ama Allahû Tealâ bizi bu dünya için değil, kendisi için yarattı. Âli İmrân 14’te, bu âyet-i kerimede bir taraftan dünya hayatının süsü, dünya metaı terazinin bir kefesinde, öbür tarafta Allah’ın katında en güzel sığınak, Allah’ın Zat’ıdır.
O zaman ya Allah’ın Zat’ını dileyeceksin. Zatını dileyenlere Allahû Tealâ onlar için mükâfat vardır, cennet. Ama dünya hayatını dileyenlere Allahû Tealâ dünyayı verir ama onların ahirette nasibi yok.
7 âyet-i kerimede ahiret sizin için dünya hayatından daha hayırlıdır.
AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR.
1. NİSÂ 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’
2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?
3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?
4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir).
5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.”
6. DUHÂ 4: Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.
7. A’LÂ 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkidir (devamlıdır).
A’LÂ 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var.
A’LÂ 19: (Hz.) İbrâhîm’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var).
Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte)
Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)
Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti).
Öyle olunca ahiret yurdu dünya hayatından daha hayırlıysa ve Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dilememizi istiyorsa, o zaman dilediğimiz takdirde Allah bu dileğimizi hayata, tatbikata geçirecektir ve sanki biz yapmışız gibi de bunun mükâfatını bize verecektir.
İşte Yûnus Suresi’nin 62-63-64. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ bize bu müjdeyi veriyor: “Onlar Allah’ın evliyalarıdır. Onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmazlar. Onlar âmenû olup takva sahip olmuşlardır. Onlar için dünyada da ahirette de müjdeler vardır.”
YÛNUS-62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah'ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
YÛNUS-63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
YÛNUS-64: Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhıreh(âhıreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah'ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.
İşte dünyada da ahirette de o müjdeye kavuşabilmek bir dilektir. Bu dilek, kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Bir insanın cennete veya cehenneme gitmesinin arkasında bu dünyadaki davranış biçimleri dizisi vardır. İnsanlar Allah’ın kanunlarını öğrenmiş olsalar, onu yaşasalar, bir muhteşem dünya hayatı ortaya çıkacaktır.
Cennetle cehennem arasındaki ayraç Allah’a ulaşmayı dilemektir. Dünya mutluluğu da bütün ibadetlerin yapıldığı, özellikle zikrin daimîye ulaşıldığı bir hâliyeti ifade ediyor ki Allah Resûlü (S.A.V): “Dünya ahiretin tarlasıdır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın.” buyuruyor.
Eğer olay buysa, dünya ahiretin tarlası ise ne yapmamız lâzım? Bugünden hazırlık yapmamız lâzım. Nitekim Resûlullah (S.A.V), bir kişi, Bedevî geliyor, “Kıyâmet ne zaman kopacak?” Allah Resûlü buyuruyor ki: “Onun için ne hazırladın?”
Öyleyse mutlaka bir hazırlık içinde olmamız lâzım. Ahiret hayatı için ki o ahiret hayatının kazancın sahibi olmak istiyorsak, mutlaka Allah ve Resûl sevgisini öne geçirmemiz gerekir. Allah razı olsun.