Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Dünya dualar üzerine dönüyor. diye boşa demiyoruz. Dua her şeyi değiştirir.” dedi. Allah herkesin duasını kabul etmeye hazır mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Dünya dualar üzerine dönüyor. diye boşa demiyoruz. Dua her şeyi değiştirir.” dedi. Allah herkesin duasını kabul etmeye hazır mıdır?

Cevap

Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ bunu buyuruyor. Bakara 186'da Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

“Kullarım sana Benden sordularsa, şüphesiz Ben onlara yakınım. Dua edenin davetine icabet ederim. Ama onlar da Benim davetime icabet etsinler.”

BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

Öyleyse Allah’ın duamıza icabet etmesi için, ilk adımı bizim atmamız, bizim Allah’ın davetine icabet etmemiz gerekir. Allah’ın daveti ne? Dünya hayatında Allahû Tealâ Kur’ân âyetleriyle Zat’ına davet ediyor. 7 safhada bu daveti âyetlerle bize açıklıyor.

ALLAH’A DAVET EDENLER

1. ENFÂL-24…Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’

2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’

3. YÛNUS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.

İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

5. HACC-67 Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Enfâl 24: “Allah ve Resûlü’nün davetine icabet edin.”

Yûsuf 108: “Biz sizi, ben ve bana tâbi olanlar, görerek Allah’ın Zatına davet ediyoruz.”

“Teslim olanlar Allah’ın Zatına davet ediyoruz.” “Hikmetle Allah’ın Zatına davet ediyoruz.”

“Sen Rabbine davet et.” Kasas 67. “Rabbine davet eden ben teslim olanlardanım deyip salih amel işleyerek Allah’a davet edenden daha güzel sözlü kim vardır?”

Görüyoruz ki hep Allah’a davet söz konusu.

İşte bu daveti kabul edenler Allah’ın duasına icabet ettiği kişilerdir.

Mü’min Suresi’nin 49-50. âyet-i kerimelerinde: Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: Cehennemlikler cehennemdeyken Cehennem bekçilerinden yardım isterler. Ateşin içinde olanlar Cehennem bekçilerine şöyle derler: “Rabbinize dua edin, azaptan bir günü bizi hafifletsin.”

Mü’min 50’de ise: Cehennem bekçileri dediler ki: “Resûllerin size beyyineler gelmediler mi?” Evet, dediler. Öyleyse siz dua edin. Siz yalvarın. Kâfirlerin duasına Allah icabet etmiyor.

MU'MİN-49: Ve kâlellezîne fîn nâri li hazeneti cehennemed’û rabbekum yuhaffif annâ yevmen minel azâb(azâbi).

Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: "Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin."

MU'MİN-50: Kâlû e ve lem teku te’tîkum rusulukum bil beyyinât(beyyinâti), kâlû belâ, kâlû fed’û, ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).

(Cehennem bekçileri) dediler ki: "Resûlleriniz, size beyyineler ile gelmediler mi?" "Evet." dediler. (Bekçiler): "Öyleyse siz dua edin (siz yalvarın) dediler." Kâfirlerin duası, sadece dalâlettir (dalâletin içindedir).

Demek ki hayattayken Allah’a davet olmuşlar ama bunlar daveti kabul etmedikleri için cehenneme girmişler. Ve cehennemdeyken bekçilerinden, “Bize dua edin, Allah bize azabı hafifletsin.” bunun mümkün olmadığını…

Allah’ın bekçileri, yani daha doğrusu, “Size yaşadığınız zaman dilimi içinden resûller gelmedi mi? O resûller sizi Allah’a davet etmediler mi? Daveti kabul etseydiniz zaten cennette olacaktınız. Daveti kabul etmediğiniz için cehennemdesiniz. Azap o zaman sizin talebiniz, ‘Bize dua edin, Allah bizden azabı affetsin.’ olayı geçerli değil.”

Allah Rabb’dır. Bizim Yaratanımız, bizi yaratandır ve yarattıklarının kendisine müracaatını ister. Ne kadar Allah ile meşgul olursak, ne kadar Allah’tan istersek Allah bizi o kadar çok sever. Ama Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dilemeyene yardım etmiyor. Manevî cepheden onun duasına icabet etmiyor.

Dua îmânımızdır. Eğer mü’min iseniz duanız kabul edilir. Eğer kişi mü’min değilse, Allah’a inanmıyorsa, kalbine îmân yazılmamışsa onun duasının hükmü söz konusu değil.

Hadîs-i şerifte: “Dua bizzat kulluktur. Dua îmânımızdır.”

Ve bütün bunları bir araya koyacak olursak, evet, kesinlikle sık sık Allahû Tealâ’ya dua etmemiz gerekir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 20 Ekim 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20265 dk okuma0