Muhterem Hocam, bir misafirimiz ermişlik ve evliyalık kavramlarının Anadolu’ya Şamanizm’den geldiğine inanıyor. Ermişlik ve evliyalık İslâm kültüründe olmayan şeyler midir?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz ermişlik ve evliyalık kavramlarının Anadolu’ya Şamanizm’den geldiğine inanıyor. Ermişlik ve evliyalık İslâm kültüründe olmayan şeyler midir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, ilim kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim bilinmeyince şeytan boş durmuyor. İki türlü eğitim var. Kötülük istikametinde insanları eğiten şeytandır. İyilik istikametinde de insanları eğiten Allah’tır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de insanların düşmanı olan şeytanı da tanıtıyor. Kur’ân-ı Kerim’de tüm insanların dostu, onları en çok seven, onların mutluluğu için kutsal kitaplar indiren, kutsal kitapları açıklayan resûllerle hep insanların mutluluğu için kanunlarını koyan Allah’tır. Şimdi kardeşimiz Yûnus-62, 63, 64’ü bilmiyor ve diyor ki: “Ermişlik ve evliyalık kavramlarının Şamanizm’den geldiğine inanıyorum.” Son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim, Resûlullah (S.A.V)’e indirildi. Yûnus-62, 63, 64’te bakın ne buyuruyor:
10/YÛNUS-62: E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS-63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
10/YÛNUS-64: Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.
Öyleyse başlangıç noktasında herkes şeytanın velisidir, şeytanın dostudur, şeytanın kuludur. Ne yazık ki bu hakikati söylemek durumundayım: Şu an dünya üzerinde 8 milyar insan var; bu 8 milyarın içinde Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin hepsi şeytanın kulu ve dostudurlar. Bir insanın kendisini şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtarabilmesi bir dileğe bağlı; o dilek, kalpten Allah’a ulaşmayı dilemektir. Onun için Yunus Emre: “Evliyalık bir dilektir, dileyene düğün dernektir.” Velî olmak bir dilektir, Allah’a dost olmak bir dilektir, Allah’a kul olmak bir dilektir, hidayet üzere olmak bir dilektir, birinci safha bir dilektir, zulümden kurtulmak bir dilektir, küfürden kurtulmak bir dilektir. Bu dilek, kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesidir.
Dinler de yoktur, tek bir din vardır. Bu, peygamberler vasıtasıyla Allah’ın insanlara vaz ettiği dindir; şeriatı da tektir.
KUR’ÂN ÂYETLERİ İLE YAŞANAN HANİF DİNİ 7 SAFHA - 1. Safha: Allah’a Ulaşmayı Dilemek
NUH (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır.
İBRÂHÎM (A.S) – HÛD-75: Muhakkak ki İbrâhîm (A.S), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir.
MUSA (A.S) – EN’ÂM-154: Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).
İSA (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır.
HZ. MUHAMMED (S.A.V) – ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
İşte Nuh (A.S)’ın şeriatı, İbrâhîm (A.S)’ın şeriatı, Musa (A.S)’ın şeriatı; İslâm şeriatının birinci safhası bu dileği ifade ediyor. Şûrâ-13 net olarak bize bunu söylüyor:
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Görüyorsunuz ki Allah’a ulaşmayı dilemek… Şimdi hem Allahû Tealâ Kur’ân’da onu söyleyecek, hem de bu Kur’ân âyetlerini bilmeyen kişi gelip “Allah ile kul arasına kimse giremez.” diyecek. Hayır, tam tersi! Allahû Tealâ Enbiyâ Suresinin 73. âyet-i kerimesinde, bütün peygamberlerin Allah ile insan arasında Allah’ın tayin ettiği imamlar olduğunu bildiriyor:
21/ENBİYÂ-73: Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Yani Allah tayin ediyor. Nebî olmadığı dönemlerde de kavimler arasından bir tanesini seçiyor ve devrin imamı olarak tayin ediyor. Evliya, dost demektir. Hepimizin Allah’ın dostu olması, Allahû Tealâ’nın temel kuralıdır; bütün mukaddes kitaplar bütün insanları Allah’a davet için indirilmiştir. Evliya dediğimiz zümrenin kimlerden oluştuğunu görmek istiyorsanız sahâbeye bakın. Evliya, Kur’ân’daki İslâm’ı sahâbe gibi ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) gibi yaşayandır. Allah’ın yolunda ulaşılması en kolay menzil, evliyalık mertebesidir. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah’ın tayin ettiği o gün gelecek, o kişi mutlaka Allah’ın evliyası olacaktır. Allahû Tealâ’nın, dediğim gibi, peygamberler vasıtasıyla indirdiği bütün şeriatlerin birinci safhası bir dilektir; yani Allah’a dost olmaktır, Allah’a kul olmaktır, Allah’ın âyetlerine îmân etmektir, görmek, işitmek ve idrak etmektir. Allah razı olsun.