Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Hacet namazı konusunda ben Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona okudum, böyle bir âyet-i kerime ile karşılaşmadım. Âyetlerin farklı yorumlandığını düşünüy

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Hacet namazı konusunda ben Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona okudum, böyle bir âyet-i kerime ile karşılaşmadım. Âyetlerin farklı yorumlandığını düşünüyorum." Kur’ân-ı Kerîm’de Hacet namazı var mıdır?”

Cevap

"Var tabiî. Bir kere insanlar şunu bilmiyorlar: Başlangıç noktasında herkes 19 negatif özelliğin sahibi. Bu 19 negatif özellikten bir tanesi de insanların sağır, dilsiz ve kör olmalarıdır.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın ayetlerinden gafildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra'd-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'âm-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrahim-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yunus-11

12. Sebîlel gayy’dadır. A'râf-146

13. Fitnededir. A'râf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âlî İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rûm-32

17. Mümin değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Muminûn-103 / Arâf-178

Bu sağır, dilsiz ve kör olması… Adam diyor ki: “Ben görüyorum ya, neden bahsediyorsun? Herkesi görüyorum.” diyor. Evet, gerçekten görüyor ama Allah’ın görmesini istediği kişiyi görmüyor. Mürşidi görmüyor. İşte bu kardeşlerimizin ifade ettiği gibi: “Ben işitiyorum.” diyor. Ama Allah’ın işitmesini istediği kişiyi işitmiyor.

Allahû Tealâ 7 tane âyet-i kerimede müjdeleyici ve uyarıcı resûller gönderiyor. Hemen o âyet-i kerimelere bakacak olursak, bunlar da Kur’ân’ın emirleri…

KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESUL GÖNDERMESİDİR

1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

2. İBRÂHİM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet

3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...

4. İSRÂ – 15 Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl göndermeydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbi olsaydık."

6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resûl olarak göndermezdik).

KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.

7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

İşte müjdeleyici ve uyarıcı resûller her kavimde var mı? Evet, her kavimde var. Ardı arkası kesilmeksizin Allahû Tealâ gönderiyor. O kavmin lisanıyla gönderiyor. Her kavme gönderiliyor. “Resûl göndermezsem azap etmem.” diyor. Ve bütün bunların hepsi bizi bir neticeye ulaştırıyor: Resûlün, yani mürşidin bize âyetleri açıklaması istikametinde Allah’a yaklaşmamız lazım.

Çünkü başlangıç noktasında insanlar bu dünyayı beş duyu organıyla algılıyorlar. Ama Allah’ın bizden öğrenmemizi istediği, bu dünyanın ötesinde ahireti de kazanmamızı istiyor. İşte Allah’ın ahireti kazanmamız meyanında öğrenmemizi istediği irfanı, hikmeti ve hikmetin ötesini Allah’ın resûlünden alabiliriz.

Yetmez… Hikmetin ötesi, hikmeti, irfanı; irfanın bu dünyadaki boyutu karşılığı ilim… Onu da mutlaka Allah’ın mürşidinden alıyoruz. Çünkü ona karşı da sağır, dilsiz ve körüz.

Şimdi ben diyor ki: “Kur’ân-ı Kerim’i okudum.” Güzel de sevgili kardeşim, Kur’ân-ı Kerim’i okuyabilirsin. Ne olabilir? Harfleri yan yana getirmek suretiyle bir İngilizce kitabı okuyabilirsin ama İngilizce bilmiyorsan okuduğun İngilizce kitabının ne ihtiva ettiğini bilebilir misin? Kaldı ki Allah’ın Kitabı Kur’ân’ın vahyi…

Ve başlangıç noktasında Allah’tan vahiy alanlar belli: Allah’ın kendisine vahyettiği daimî zikrin sahibi ulûl’elbab, muhlisler ve salihler, velî resûller… Allah onlara vahyediyor. Ama Allah sana vahyetmiyor, fakat şeytan herkese vahyediyor. İşte şeytanın vahyiyle Kur’ân’ı okumak var, bir de Allah’ın vahyiyle Kur’ân’ı okumak var.

Şeytan: “Ben size bunları açıklıyorum.” demez tabii. Onun bir tek gayesi var, hedefi: İnsanları kendisiyle birlikte cehenneme götürmek.

Kur’ân-ı Kerim’de Hacet namazı var. Mâide 35. âyet-i kerimesinde: “Vesileyi Allah’tan isteyin.”

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Fâtiha 5. âyet-i kerimesinde keza öyle.

1/FÂTİHA-5 İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).

(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.

Nahl Suresi’nin 9. âyet-i kerimesinde Allah’a ulaştıran yolun tayini Allah’a aittir.

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Bakara Suresi’nin 45 ve 46. âyet-i kerimelerinde mürşidinizi, istianeyi Allah’tan isteyin…

2/BAKARA-45 Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).

(Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

2/BAKARA-46 Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Herkes için mürşid arayışı, Allahû Tealâ’nın mürşidi sorması mutlaka farz. İbtiga etmek, istemek, Hacet namazı diye bir namazın kılınmasıyla tahakkuk eder. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de Hacet namazı diye bir namaz koymuş. Hacet namazı Allah’tan sormanın muhtevasını getirir ki sadece Allah insanı hedefe götürür.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Cebrâil kardeşim bana öğrettiği iki namazdan biri istihare namazı, diğeri de hacet namazıdır.” diyor.

Eğer Allah’tan sormak istiyorsak bir bilinmeyeni istihareyle başvurmamız lazım. Eğer bir hacetimiz varsa, Rabbimizden sormak istiyorsak hacet namazına başvurmamız lazım. Allah razı olsun.

Öyleyse görüyorsunuz, “Ben okuyorum.” diyor. Halbuki o kişi Allah’a göre kördür, o kişi Allah’a göre sağırdır, o kişi idraksizdir. O zaman kör, sağır ve idraksiz olan bir insan Kur’ân-ı Kerîm’i okuyabilir mi? Kiminle okuyacak o zaman? Allahû Tealâ mürşidi farz kılmış. O kişi Allah’tan vahiy alana kadar kesinlikle mürşidin himayesinde yetişmesi lâzım.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma6