Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Hocalar biraz kafa karıştırıyor, herkes oturduğu yerden yorum yapıyor. İslâmiyet kitap üzerine, âyet üzerine olduğu için tartışılmamalıdır.” dedi. D
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Hocalar biraz kafa karıştırıyor, herkes oturduğu yerden yorum yapıyor. İslâmiyet kitap üzerine, âyet üzerine olduğu için tartışılmamalıdır.” dedi. Din yoruma açıkmıdır?
Cevap
İnsanlar ayrı ayrı kaynaklardan feyz alabilirler, ilim alabilirler ama doğrular ve yanlışlar değişmez. Yapılması lazım gelen şey Kur’ân kültürünü incelemeye almak ve sonuçlara gitmektir. Önemli olan Allah'ın doğrularıdır, Allah'ın yanlışlarıdır bunların kaynağı Kur’ân-ı Kerim'dir.
Evet, Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de vaaz ettiği emirler var, yapılması lâzım. Allah’ın koyduğu yasaklar var, ona da uyulması lâzım. Emir ve yasaklara uyulması hâlinde herkes aynı huzura mutlaka Allah tarafından ulaştırılır. Öyleyse Âli İmrân Suresi'nin 7. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-7 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
Kur’ân’ın muhatabı olan üç grup insanın kalbî yapısı ifade ediliyor. Kalbinde zeyg olanlar, yani kalbi hasta olanlar; bunlar Kur’ân’ın âyetlerini kendilerine göre yorumlayarak insanlar arasında fitneye sebep oluyorlar.
Râsihûn, ilimde kökleşmiş olanlar; onlar da “muhkem, müteşabih âyetler hepsi Allah’tandır” derler ama onlar da tezekkür edemezler. İllâ ulûl elbab tezekkür edebilir.
Kimdir ulûl'elbab? Ulûl'elbab; ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken hep Allah’ı zikreden kişilerdir.
Ve Allahû Tealâ “bilmiyorsanız ulûl'elbabdan, zikir ehline sorun” buyuruyor. Öyleyse insanlar zikir ehlinden Kur’ân’ı öğrenebilirler.
Sahâbe, zikir ehli olan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'den Kur’ân’ı öğrenmiş. Havariler, zikir ehli olan Hz. İsa (A.S)’dan öğrenmişler. Rabbaniyyun, zikir ehli olan Hz. Musa (A.S)’dan öğrenmişler.
Her devirde Allah’ın dinini yaşayanlar, Allah’ın tayin ettiği zikir ehlinden kutsal kitapları öğrenenlerdir. İnsanlar dediğim gibi ayrı kaynaklardan feyz alabilirler ama Allah’ın doğruları, Allah’ın yasakları aynı olarak geçmektedir.