Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “İlimsiz zikir olmaz. İsterse yüz bin zikir çeksin, o zikir ne ona ne de başkasına fayda vermez.” dedi. Zikrin bize fayda vermesini sağlayacak ilmi

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “İlimsiz zikir olmaz. İsterse yüz bin zikir çeksin, o zikir ne ona ne de başkasına fayda vermez.” dedi. Zikrin bize fayda vermesini sağlayacak ilmin muhtevası nedir?

Cevap

Zikrin bize faydasını sağlayacak şey Allah’a ulaşmayı dilemektir.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım.” buyuruyor.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Zikir, 73; Tirmizî, Daavat 69, (3478); Nesai, İstiâze 2, (8, 255).

“Allah’ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen bir kalpten, doymak bilmeyen nefsden ve kabul olunmayacak duadan Sana sığınırım.”

İşte Hacc-8’de:

22/HACC-8: Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).

Ve insanlardan (öyle) kimseler vardır ki; bir ilme, bir hidayetçiye ve nurlu (aydınlatıcı) bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mücâdele eder.

İnsanlardan öyleleri var ki Allah’a ulaşmayı dilemiyor, mürşide de tâbî değil, nurlu bir kitap olan Kur’ân’a da dayanmıyor. Ama mücadele ediyor Allah’ın dostlarıyla. Bunlar faydasız ilmin sahipleri. Câsiye 23'de:

45/CÂSİYE-23: E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

İşte bu faydasız ilmin sahibi, hevasını ilâh edinen insanlar. Allahû Tealâ onların kalplerinin mühürlü olduğunu, kulaklarının mühürlü olduğunu, gözlerinde de gışavet adlı perde bulunduğunu söylüyor. Yani dalâlettedirler. Kimdir dalâletten kurtulan?

Yedi inanç şartının sahibi, yedi kalp şartının sahibi, yedi ni’metin sahibi.

MÜ’MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI

1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285

2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285

3. Allah’ın kitaplarına inanmak. BAKARA - 285

4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285

5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RA’D - 21

6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSÂ - 79

7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI

1. Kalpteki ekinnet alınır. EN’ÂM - 46

2. İhbat konur. HACC - 54

3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33

4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125

5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22

6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46

7. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22

7 Nİ’MET

1. Devrin imamının ruhu gelir. MU’MİN - 15

2. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22

3. Günahlar sevaba çevrilir. FURKÂN - 70

4. Ruh vücudu terk eder. NEBE - 39

5. Fizik vücut Allah’a kul olmaya başlar. RA’D - 36

6. Salih amel (zikir) başlar. ZUMER - 23

7. İradenin güçlenmesi. BAKARA - 257

Allahû Tealâ iki grup insandan bahsediyor. Bir, kendilerine ilim verilenler. İkincisi de ilim konusunda cahil olanlar.

İLİM VERİLENLER (ÖĞRENENLER)

1. NAHL-27: Sonra kıyamet günü (Allah), onları alçaltacak. Ve onlara: "Ortaklarım nerede?" diyecek. "Onlar için ayrılıklara düştünüz." Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstündedir.”

2. İSRÂ-107: De ki: “O’na inanılsın veya inanılmasın, O’ndan önce kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur’ân’ın secde âyetleri) okunduğu zaman, secde ederek çeneleri üstüne kapanırlar.”

3. HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.

4. KASAS-80: Ve ilim verilenler: “Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna, sabredenlerden başkası mülaki olmaz.” dediler.

5. ANKEBÛT-49: Hayır O (Kur’ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.

6. RÛM-56: Ve ilim ve îmân verilenler: “Andolsun ki Allah’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız.” dediler. İşte bu beas günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz.

7. MUHAMMED-16: Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbî olanlardır.

CAHİLLER - ZANLARINA TÂBÎ OLANLAR

1. NİSÂ-157 …. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

2. ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.

3. ENÂM-148 …De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.

5. YÛNUS-66 …Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).

6. NECM-23 … Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab'lerinden hidayet geldi.

7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.

Bir insanın dalâletten hidayete adım atabilmesi için evvelâ ilim konusunda Allah’ın kendisine verdiği imkânları kullanması ve bunları Allahû Tealâ’nın yardımıyla irşad makamına ulaşacak şekilde değerlendirmesi söz konusu.

Allah’a ulaşmayı dilemek ilmin giriş kapısıdır. Allah’a ulaşmak ilmin şehri, Allah’a ulaşmayı dilemek bu şehrin kapısı.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: el-Câmi‘u’s-Sağîr 1/415, Sevâiku’l-Muhrika 73; Tehzîbu’t-Tehzîb 6/320; Müstedrek-i Hâkim 3/126.

“Ben ilim şehriyim. Ali de onun kapısıdır. İlim isteyen kapıya gelsin.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ukaylî, Taberânî, İbn Adî ve Hâkim.

“Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısıdır.”

Allah’ın ilim verdiği kişilerin muhtevasına baktığınız zaman Allahû Tealâ’dan yardım almakta olduklarını görüyoruz. Bu insanlar Allahû Tealâ’ya ulaşmayı dileyenler. Allah’a ulaşmayı dilemek Kur’ân’ın da giriş kapısıdır, cennetin de giriş kapısıdır. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere Kur’ân da kapalıdır, cennet de onlara kapalıdır.

Allah’a ulaşmayı dilememek cehennemin anahtarı, cennetin kilididir. Allah’a ulaşmayı dilememek dünya mutsuzluğunun sebebi, cennetin kilidi; Allah’a ulaşmayı dilemek cennetin anahtarı, dünya mutluluğunun sebebi. Öyleyse her hâlükârda giriş kapısı Allah’a ulaşmayı dilemektir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma3