Muhterem Hocam, bir Profesör zikir hakkında sorulan suale cevap olarak Allahû Tealâ’yı zikretmenin temel manasının Kur’ân okumak olduğu ve ayrıca Kur’ân’ı tahlil ve tetkik etmenin
Soru
Muhterem Hocam, bir Profesör zikir hakkında sorulan suale cevap olarak Allahû Tealâ’yı zikretmenin temel manasının Kur’ân okumak olduğu ve ayrıca Kur’ân’ı tahlil ve tetkik etmenin ve bu hususta yapılan tartışmaların da zikir olduğunu belirtti. Bu konuyu açıklar mısınız?
Cevap
Şimdi tabii bu Profesör kardeşimiz böyle diyor ama acaba Kur’ân-ı Kerim ne diyor? beraberce bakalım. Allahû Tealâ 7 safha zikri Kur’ân-ı Kerim’e koymuş. Her kavramın nasıl 7 safhalık bir yüzü varsa zikirde de öyle.
7 SAFHA ZİKİR
1. YÂSİN-11 Sen sadece zikre tâbi olanı ve gaybta Rahmân’a huşû duyanı uyarırsın. Öyleyse onu mağfiret ile (günahların sevaba çevrilmesiyle) ve “kerim ecir” ile müjdele.
2. HADÎD- 16 Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi?...
3. MUZZEMMİL- 8 Ve Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
4. AHZÂB-41 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla) zikredin.
5. NİSÂ-103 Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah’ı zikredin!...
6. NÛR-37 Ticaretin ve alışverişin, onları Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki (onlar), kalplerin ve gözlerin (dehşetten) döneceği günden korkarlar.
7. ENBİYÂ-7 Ve senden önce, vahyettiğimiz ricâl (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
“Sen sadece zikre tâbi olanı ve gaybta Rahmân’a huşû duyanı uyarırsın.” Buradaki zikirden murat kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Yine Hadîd Suresi’nin 16. ayeti kerimesinde Profesör kardeşimizin söylediği farklı bir şey çıkıyor. “O âmenû olanların Allah’ın zikri ve Hakk’tan inen şeyle—ki burada rahmet olarak devreye giriyor—kalpleri huşûya ulaşma zamanı gelmedi mi?” Burada belli ki Allah’ın isminin tekrarı var ve o tekrardan Allah’tan kişiye bir şeyler iniyor. Allah’ın zikri ve Hakk’tan inen şeyle…
Gelelim bu Muzzemmil Suresi 8. âyetinde ise bariz olarak: “Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kesilerek Allah’a dön.”
73/MUZZEMMİL-9 Rabbul meşrıkı vel magribi lâ ilâhe illâ huve fettehızhu vekîlâ (vekîlen).
O (Allah), doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka İlâh yoktur. Öyleyse O'nu vekil edin.
Şimdi bu âyet-i kerimenin devamı Muzzemmil Suresinin 8. 9. ve 10. âyetlerinde şöyle devam ediyor: “…Yani Rabbinin ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş. O zikrettiğin Rabbin maşrıkta mağribinde Rabbi’dir. O’ndan başka İlâh yok. O’nu vekil ittihaz et.”
73/MUZZEMMİL-10 Vasbir alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ(cemîlen).
Ve onların söyledikleri şeylere sabret. Ve güzel bir ayrılış ile onlardan ayrıl.
Ve Muzzemmil Suresi 10. âyetine baktığımız zaman: “Onların söyledikleri şeylere sabret ve güzel bir ayrılışla onlardan ayrıl.” Yani sabrı cemille sabret. Evet demek ki “Rabbini vekil ittihaz et ve sabret.”
Şimdi devam ediyoruz. Bu Muzzemmil Suresi 8. âyeti ara sıra zikir, 3 saatlik bir zikirdir ama Ahzâb Suresi 41. âyetinde ise: “Allah’ı çok zikirle zikredin.” Bu günün yarısından fazla Allah’ın isminin tekrarı… Nisâ Suresi 103. âyetinde ise: “Böylece ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken Allah’ı zikredin.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Keşf’ul Hafâ
“Âlimin uykusu, cahilin ibadetinden iyidir.”
Şimdi yan üstü yatarken bu kişi nasıl zikredecektir? Nitekim “Âlimin uykusu cahilin ibadetinden iyidir.” Burada bahsi geçen yan üstü yatmak kişinin iç sesiyle, kalbinin sesiyle Allah’ı zikretmesidir ki bu daimî zikrin işaretidir. Ayaktayken kişi zikrediyor. Otururken de zikrediyor. Ama yan üstü yatarken zikir 24 saatlik bir zikre tekabül ediyor.
Gelelim küllî zikre. Nûr Suresi 37. âyetinde: “Ticaretin ve alışverişin onları Allah’ın zikrinden alıkoymadığı…” Yani kişi ticaretini yapıyor ama neyle yapıyor? Zikirle yapıyor. El işte, gönül dostta. Evet, “ticaretin ve alışverişin onları Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten döneceği günden korkarlar.” Bu da külli zikir: kişinin her zerresinin Allahû Tealâ’nın ismini tekrar etmesi. Küllî zikir yani ihlâs. O ne yaparsa yapsın hep Allah’ın ismini tekrar ediyor.
Enbiyâ Suresi 7. âyetinde ise iradenin de Allah’a teslim edildiği ve o kişinin irşada memur, mezun kılındığı birisini tarif ediyor. Burada öğretim açısından hanımlar da mürşid olabilir ama Allah’a ulaştırma açısından mürşid daima erkektir ve Allahû Tealâ o erkeklerden başkasını göndermedi. “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” Her devirde en üst seviyedeki zikir ehli devrin imamıdır, ondan sonra kavim resûlleri, ondan sonra veli mürşidler.
Öyleyse Kur’ân-ı Kerim burada profesörümüzün söylediğinin tam tersini söylüyor: Allah’ın isminin tekrarıyla yapılan zikir inşaallah. Allah razı olsun.