Muhterem Hocam, bir sohbetinizde sizin yemeniz, içmeniz, giyinmeniz ve barınmanız Allah’ın üzerine, siz olayları düşünmeyin, zikredin buyurmuşsunuz. Bu konuyu açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, bir sohbetinizde sizin yemeniz, içmeniz, giyinmeniz ve barınmanız Allah’ın üzerine, siz olayları düşünmeyin, zikredin buyurmuşsunuz. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Evet sevgili kardeşlerim, biz dünyada yaşıyoruz. Dünya üzerinde, özellikle siz zekâtınızı vermek istiyorsanız, mutlaka dünya çalışmasını da devreye koymanız lâzım. Hadîs-i Şerif’e bakın, Allah Resûlü söylüyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî.

“Malınızın zekâtını veriniz! Biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin, namazı, orucu, haccı, cihadı ve îmânı yoktur.”

Öyleyse dinin temeli zekât üzerine bina edilmiştir. Zekâtınızı verebilmeniz için sizin kazanç sahibi olmanız lâzım. “Ama adam sakattır, çalışamayacak durumdadır.” denebilir. Tamam; ama çalışacak durumda olan insanlar zekâtlarını verirlerse, ki dinin temeli budur, zekât alanlar da birbirlerine zekât verecek duruma gelir. İşte o zaman Allah’ın istediği şey gerçekleşir. Evet, herşeyimizin zekâtı var; mesela barışın zekâtı aftır. Zekâtını vermeyenin namazı: Mâûn-4, 5. Zekâtını vermeyenin orucu: Bakara-183; siz takva sahibi değilseniz orucunuz hikâye.

107/MÂÛN-4: Fe veylun lil musallîn(musallîne).

İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.

107/MÂÛN-5: Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).

Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.

2/BAKARA-183: Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).

Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Zekâtı vermeyenin haccı… Zekâtı vermeyenin cihadı; zaten cihad söz konusu değil. Zekât vermeyenin îmânı: Nisâ-38, 39.

4/NİSÂ-38: Vellezîne yunfıkûne emvâlehum riâen nâsi ve lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhir(âhiri). Ve men yekuniş şeytânu lehu karînen fe sâe karînâ(karînen).

Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş için infâk ederler, Allah’a ve ahiret gününe (insan ruhunun hayatta iken Allah’a ulaştığı sonraki güne) inanmazlar. Ve kim şeytanı kendisine yakın arkadaş edinirse, işte bu kötü bir arkadaşlıktır.

4/NİSÂ-39: Ve mâzâ aleyhim lev âmenû billâhi vel yevmil âhıri ve enfekû mimmâ razakahumullâh(razakahumullâhu). Ve kânallâhu bihim alîmâ(alîmen).

Ve ne olurdu onlar, Allah’a ve ahiret gününe (ruhun ölümden evvel Allah’a ulaşma gününe) îmân etselerdi ve Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan (Allah için) infak etselerdi (harcasalardı). Ve Allah onları en iyi bilendir.

Bütün bunlar âyetlerle desteklenmiş; Resûlullah (S.A.V) bunları boşuna söylememiş. Öyleyse zekât yoksa din yoktur. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 21 Ekim 2026Son güncelleme: 21 Ekim 20262 dk okuma1