Muhterem Hocam, bir televizyonda vaaz veren kişi “mülâkî olmak” kavramını Allah’a ulaşmak olarak açıkladıktan sonra, bu ulaşmanın öldükten sonra olduğunu ifade etmişti. Mülâkî olma

Soru

Muhterem Hocam, bir televizyonda vaaz veren kişi “mülâkî olmak” kavramını Allah’a ulaşmak olarak açıkladıktan sonra, bu ulaşmanın öldükten sonra olduğunu ifade etmişti. Mülâkî olmak kavramını Kur’ân standartlarında açıklar mısınız?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, mülâkî olmanın ne anlama geldiğini anlayabilmek için, "mülâkî" kelimesinin ve kavramının geçtiği ayetlere bakmamız lazım. Evvela, Allah'a dünya hayatını yaşarken mülâkî olmayı dilemeyenlere bakalım.

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA

1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar ayetlerimizden gafil olanlardır. …

2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

RA'D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …

3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: "Bize bundan başka bir Kur'ân getir. …"

4. YÛNUS-45 …Allah'a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …

EN'ÂM – 31 Allah'a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …

5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefislerinde kibirlendiler. …

6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab'lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.

7. SECDE-10 …Onlar, Rab'lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.

FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab'lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler. …

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE

1. A'RÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…"

2. RA'D – 27 De ki: "Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır."

RA'D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.

6. MU'MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.

7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …

7 ayet-i kerİmede açıkça ifade edilmiştir. Yûnus 7 ile başlayan bu ayetlerde; Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, Rabbine mülâkî olmayı inkâr edenler, mülâkî olmayı yalanlayanlar anlatılır. Bu kimseler için dünya hayatında bir hidayetçi yoktur. Onlar dünyadayken Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için onların ruhları ancak ölümle Allah'a ulaşır. Eğer zat-ı muhterem diyorsa ki; ""mülâkî olmak kavramını Allah'a ulaşmak olarak açıkladıktan sonra bu ulaşmak ölümden sonra gerçekleştiğini"" söylüyorsa, o zaman herkesin ruhu ölümle Allah'a ulaşır. İstisnasız; ister kâfir, ister putperest, ister mecûsî, ister velî, ister nebî olsun, ölümle ruhu Allah'a ulaşmayan hiç kimse yoktur. Ancak Allahû Tealâ, 7 ayet-i kerİmede mülâkî olmayı dilemeyenleri delâlette bıraktığını bildiriyor. 10 ayet-i kerİme gereğince dalâlette olanlar için bir hidayetçi olmadığını bildiren ayetler;

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ayet)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü'minlerin üzerine bir ni'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah'a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah'tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah'ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah'ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

7 grup ayet-i kerİme gereğince gidecekleri yer cehennem. Yani ölümle ruhu Allah'a ulaşanların gideceği yer sadece cehennem.

DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM

1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.

NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.

NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. …

2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.

MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler İşte onlar, onlar gâfillerdir.

4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir. …

5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.

6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?

YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.

7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.

Ama hayattayken ruhunu Allah'a ulaştıranları da 7 tane ayet-i kerİmede açıklıyor Allahû Tealâ:

ALLAH'A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH'I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE

1. BAKARA-46 …Rab'lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar.

BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.

2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler. …

3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar. …

4. RA’D-2 …ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz.

5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâkî olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın. …

6. ANKEBUT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir. …

7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”

ALLAH'A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARİKÎ VE SIRATI MÜSTAKÎM ÜZERİNDE

1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin. …

2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. ...

3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim.

RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.

4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”

5. MÜ’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir.

7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) ayetlerini okur, onları tezkiye eder. ...

Öyleyse böyle bir ifade kullanılıyorsa, bunun hangi ayet-i kerİmeye dayandığını da ifade etmeli. Yuvarlak bir söz söylemek suretiyle hiç bir delile dayanmadan zanna tâbî olarak konuşmak, elbette kişinin kendisiyle Allah arasındadır. Ama Kur'ân ayetleri bunlar. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma1