Muhterem Hocam, bir yanlış yaptığımızda affedilmeme korkusuyla iyice umudumuzu kaybediyoruz. Allah’ın affediciliği konusunda bize bilgi verebilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, bir yanlış yaptığımızda affedilmeme korkusuyla iyice umudumuzu kaybediyoruz. Allah’ın affediciliği konusunda bize bilgi verebilir misiniz?
Cevap
"Sevgili kardeşlerim,
Allahû Tealâ buyuruyor ki: "Eğer günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder; günah işleyen ama Allahû Tealâ'ya tövbe istiğfarda bulunan bir toplum yaratırdı."
Öyleyse günahlar, bize ders mahiyetinde olarak yansıyor. Almamız gereken bir ders söz konusu. Kur'ân-ı Kerim'deki 7 âyet-i kerimeye baktığımız zaman musibetlerin yaptığımız hata sebebiyle karşımıza çıktığını görüyoruz.
MUSİBETLER KENDİ YAPTIKLARIMIZDAN KAYNAKLANIYOR
1. ÂL-İ İMRAN – 182: İşte bu (azap), Allah kullara zulmedici olduğundan değil, ellerinizle takdim ettiğiniz (yaptığınız) şeyler sebebiyledir.
2. NİSÂ – 62: Bundan sonra onlara, elleriyle işlediklerinden dolayı bir musibet geldiği zaman halleri nasıl olur...
3. ENFÂL – 51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir...
YÛNUS – 44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HAC – 10: İşte bu, senin ellerinle takdim edilen şeyler sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, âbidler (Allah'a kul olanlar) için zulmedici değildir.
HAC – 35:... Onlara isabet edenlere (musibetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.
5. KASAS – 47: Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musibet isabet ederse: "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olurduk ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).
6. RÛM – 36: Ve insanlara rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlarlar (şımarırlar). Ve eğer, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kötülük isabet ederse o zaman onlar, ümitsizliğe düşerler.
7. ŞÛRÂ – 30: Size bir musibet isabet ettiği zaman işte o, ellerinizin kazandığı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (Musibetlerin) çoğunu affeder.
ŞÛRÂ – 48: ... Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlar.
Ve eğer elleriyle takdim ettikleri sebebiyle bir kötülük isabet ederse, işte o zaman insan mutlaka kefûr olur (inkâr eden nankör olur).
İşte âyet-i kerimeler "elleriyle işlediklerinden dolayı bir musibet geldiği zaman, ellerinizle takdim ettiğiniz sebebiyle" ve diğer âyetlerde de hep aynı, o zaman tamam belki musibetler hoşumuza gitmiyor ama Allahû Tealâ bunlardan bir ders almamızı istiyor. Onun için, "Kula musibet gelmez Hak yazmayınca; ama Hak musibet yazmaz kul azmayınca."
Öyleyse her an, her saniye Kirâmen Kâtibin melekleri yazıyorlar. Yaptığımız hatayı mutlak surette kaydediyorlar. Önemli olan ne? Önemli olan, o hatadan pişman olup bir daha işlememek.
Nitekim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Herkes nedamet duyar, pişman olur. Allah'a ulaşmayı dilemeyenler yaptıkları hatalarından dönmediklerinden dolayı pişman olurlar. Yani yaptığı şerlerden dünya hayatını yaşarken vazgeçmediklerinden pişman olurlar ama hayır işleyen muhsinler de hayırlarını arttıramadıklarına pişman olurlar." O zaman eğer kişi hata yaptığının farkına varır ve nedametle pişmanlık duyar, Allah'tan af ve talepte bulunursa Allah, Gafur ve Rahîm'dir. Ama hangi halde; bu söylediklerimiz Allah'a ulaşmayı dileyen, mürşidine tâbî olanlar için söz konusu. Ama kişi eğer Allah'a ulaşmayı dilemezse ne yazık ki Allahû Tealâ onların duasını kabul etmiyor.
O zaman hedefimiz mutlak surette Allah'a ulaşmayı dilemek. Dilediğimiz an zaten o güne kadar işlediğimiz bütün günahları Allahû Tealâ örtüyor. Yetmez, Allah bizi mürşidimize ulaştırıyor. Mürşide tâbî olduğumuz zamanda bu sefer o günahları sevaba çeviriyor. Yetmez, Allahû Tealâ devamlı olarak bizi Allah yolunda ilimle techiz ediyor ve tekrar nefsimizin kurbanı olmamak şeytanın tuzağına düşmemek üzere de şu kâinatta en tesirli silahı bize veriyor. Nedir? "Zikir"
Allah Resûl'ü Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in vaz ettiği hadîs-i şerifte: "Sizi Allah'a çok zikretmeyi emrediyorum. Öyle bir zikir yapın ki; düşmandan kaçan birisi nasıl bir kaleye sığınıp emin oluyorsa, kişi sadece Allah'ın azabından zikirle emin olabilir."
Bütün bunlar bize teslim edilmiş, bize düşen kesinlikle; Allah'ın affına ve mağfiretine sığınmak, ama öncesinde mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemektir. Dilediğimiz an Allah kalbimize mürşid sevgisini koyuyor ve Allahû Tealâ bizi mürşidimize ulaştırıyor. Mürşide tâbî olduğumuz an o güne kadar işlediğimiz bütün günahları Allahû Tealâ sevaba çeviriyor. Bu arada tâbî dersimizi de alıyoruz bir daha o yaptığımız hatayı işlememek üzere Allah'tan affı mağfiret talebinde bulunduğumuz gibi nedamet duyarak bir daha o kötülükleri yapmamak üzere inşaallah, Allah razı olsun.