Muhterem Hocam, biz bu dünya hayatını da kendimize cennete çevirebilir miyiz?

Soru

Muhterem Hocam, biz bu dünya hayatını da kendimize cennete çevirebilir miyiz?

Cevap

"Eğer Allahû Tealâ cenneti söylüyorsa ve cennette mutluluktan başka bir şey yoksa biz bu dünya hayatını da kendimize cennete çevirebiliriz. O zaman burada daimî mutlu olabiliriz. Ama bu nasıl gerçekleşecek? Bizi huzursuz ve mutsuz kılan, bize negatif dereceleri kazandıran, nefsimizin manevî kalbindeki afetleri zikirle temizleyerek. şerr bizim nefsimizdendir. Şu kâinatta bizim nefsimizden başka bize derecat kaybettirecek hiç kimse yoktur. Ne ilâhî irade, ne küllî irade, ne bir başkasının cüz'î iradesi. İlâhî irade bizim için kaderdir. Kader tahtında hiç kimse derecat kaybetmez. Ya bir faydadır kader veya bir hayırdır. Hayır, bize derecet kazandıran herşey. şerr ise bize derecet kaybettiren herşey. Küllî irade acaba bize derecet kaybettirebilir mi? Hayır. Küllî iradeden ya bir fayda veya bir hayır gelebilir ama bize bir şerr gelmesi söz konusu değil. Bir başkasının cüz'î iradesinden bize derecat kaybettirebilir mi? Başkasının cüzî iradesi o da mümkün değil. Öyleyse sevgili kardeşlerim, nerede huzursuz ve mutsuz bir hayatımız varsa kesinlikle o bizim elimizdendir.

İşte musîbetler yaptıklarınız sebebiyledir. 7 âyet-i kerime bize bunu söylüyor.

MUSİBETLER KENDİ YAPTIKLARIMIZDAN KAYNAKLANIYOR

1. ÂL-İ İMRAN – 182: İşte bu (azap), Allah kullara zulmedici olduğundan değil, ellerinizle takdim ettiğiniz (yaptığınız) şeyler sebebiyledir.

2. NİSÂ – 62: Bundan sonra onlara, elleriyle işlediklerinden dolayı bir musîbet geldiği zaman halleri nasıl olur...

3. ENFÂL – 51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir...

YÛNUS – 44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.

4. HAC – 10: İşte bu, senin ellerinle takdim edilen şeyler sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, âbidler (Allah’a kul olanlar) için zulmedici değildir.

HAC – 35:... Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

5. KASAS – 47: Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse:

“Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olurduk ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

6. RÛM – 36: Ve insanlara rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlarlar (şımarırlar). Ve eğer, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kötülük isabet ederse o zaman onlar, ümitsizliğe düşerrler.

7. ŞÛRÂ – 30: Size bir musîbet isabet ettiği zaman işte o, ellerinizin kazandığı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (musîbetlerin) çoğunu affeder.

ŞÛRÂ – 48: ... Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlar.

Ve eğer elleriyle takdim ettikleri sebebiyle bir kötülük isabet ederse, işte o zaman insan mutlaka kefûr olur (inkâr eden nankör olur).

Ama Mevlâna şöyle diyor: ""Kula musîbet gelmez hak yazmayınca. Ama hak musîbet yazmaz; kul azmayınca."" Bizler nefsimize uyuyoruz. şerr işliyoruz. O şerrrin akabinde Allah'ın vazifeli kıldığı kiramen kâtibin melekleri yaptıklarımızı kayda alıyorlar. şerrlerimizi sol taraftaki melek, hayırlarımızı sağ taraftaki melek kaydediyor. Bir hayat filmi olarak kıyamet gününde bize teslim ediliyor. Yani bunları bahsediyorum. Niçin? Çok kolay işimiz. Biz hepimiz nefsimizin bekçisi olacağız. Ne olursak o zaman kesinlikle bu dünyada sonsuz mutluluk yaşarız.

Nefsimizin bekçisi olmak için ne lâzım? Nefsimizin bütün 19 tane afetine tesir eden şeytan. Şeytanın talebiyle Allah'ın talebi bizler için taban tabana zıt. Şeytan devamlı ulaştırdığı sinyallerle nefsimizin manevî kalbini daha da karartıyor. Şeytan insanlardan ne ister? Zikirsizlik ister. Allah insanlarından ne ister? Zikir ister. Ve gerçekten de Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: ""Şeytanın kapısını zikirle kilitleyiniz.""

Öyleyse Allah'ın şu kâinata bize teslim ettiği yegâne anahtar zikir ve zikirle hem nefsin kapısı kapanıyor hem şeytanın kapısı kapanıyor. İki düşmanımızı da bu silahla devre dışı tutabilir miyiz? Evet. Ama neden yapamıyoruz şu anda? Kime soran sor, şeytanın üzerinde hüküm ferma olduğu insanlar hep yaptıkları hataları başkalarına yüklüyorlar. Şeytan aynı şeyi yapmış. Allahû Tealâ iblise diyor ki, ""Benim emrime niye itaat etmedin, Ey iblis?"" ""Ben ondan hayırlıyım. beni ateşten, onu çamurdan yarattın."" diye kibirleniyor ve Allahû Tealâ da huzurundan kovuyor. Şeytan nefsine uyuyor tekrar ama diyor ki sen beni azdırdın. Şeytan kimi suçluyor? Allahû Tealâ'yı. Biz insanlar da nefsimize uyduğumuz zaman kimi suçluyoruz? Dışımızdaki insanları.

Halbuki İbrahim Suresi'nin 22. âyet-i kerimesinde iblis ne diyor?

14/İBRÂHÎM-22 Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).

Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

Yani daima suçu işleyen nefsimiz. Kur’ân-ı Kerim'de Allahû Tealâ şerr diyor, günah diyor, seyyiat diyor, zulüm diyor. Bu dört unsur bize derecat kaybettiriyor. Ama irade bizde. Allahû Tealâ, ""İrade kutsaldır. Kutsal iradeye kimsenin karışmasını istemiyorum. Ben de karışmıyorum."" diyor.

şerrR NEFSİMİZDENDİR HAYIR ALLAH’TANDIR

1. şerrR

İSRÂ 83 Ve insanı ni'metlendirdiğimiz zaman yüz çevirir ve yan çizerek uzaklaşır. Ve ona bir şerr dokunduğu zaman yeise düşerr.

ENBİYÂ 35 Bütün nefsler ölümü tadıcıdır. Sizi, hayır ve şerr fitneleri ile imtihan ederiz. Ve Bize döndürüleceksiniz.

2. GÜNAH

BAKARA 81 Hayır (sandığınız gibi değil), kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir...

MÂİDE 93 Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar (ıslâh edici amel, nefs tezkiyesi yapanlar) üzerine, takva (1. takva) sahibi olmadıkları zaman yediklerinden dolayı bir günah yoktur...

3. SEYYİAT

ENÂM 160 Kim (Allah’ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur. Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden başkası ile cezalandırılmaz. Ve onlar zulmolunmazlar.

4. ZULÜM

ARÂF 162 Böylece onlardan zulmedenler, sözü; onlara söylenenden başka bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine, yapmış oldukları zulümler sebebiyle, semadan onların üzerine bir azap gönderdik.

1. HAYR

ÂLİ İMRÂN 104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin,

ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

2. SEVAP

NEBE 38 O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.

3. HASENAT

KASAS 84 Kim hasenat ile (pozitif dereceler ile) gelirse o takdirde ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve kim seyyiat ile (negatif dereceler ile) gelirse, işte o zaman kötü amel yapanlar, yaptıklarından başkası (fazlası) ile cezalandırılmazlar...

4. SALİHAT

ÂLİ İMRÂN 57 Lakin, âmenû olan (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyen) ve âmilus sâlihât (nefsi tezkiye edici amel) yapanlara ise ecirleri (mükafaatları) ödenir. Ve Allah, zalimleri sevmez.

Ve Allahû Tealâ şöyle buyuruyor. ""Ben zulmü kendime haram kıldım. Size de haram kılıyorum.""

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Muslim - Riyadussalihin s.137

“– Ey insanlar! Hepiniz dalalettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.

– Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız. ni'metlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi ni'metlendireyim.

– Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım, sizin aranızda da zulmü haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyiniz.”

Yani bunun mânâsı ne? Bunun mânâsı benden hiçbir zaman şerr sadır olmaz. Sizden de bunun sadır olmasını istemiyorum. Birbirinize zulmetmeyin.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, birbirinize zulmetmeyin diyorsa ne yapmamız lâzım? Birbirimizi mutlu etmemiz lâzım.

Allahû Tealâ herşeyi sevgiyle yaratmıştır. Allahû Tealâ bizden sevgiyi öğrenmemizi istiyor. Sevgiyi yaşamamızı istiyor. Sevgiyi öğrenenler kimlerdir? Allah'ın dostlarıdır. Allah'ın dostları onlar sevenlerdir. Onlar Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Onlar aynı zamanda kendilerinden başka insanlara sevgi dalgaları giden insanlardır. Sevgi yayanlardır. Yani sevgiyi yaşayanlardır.

İşte bu sevginin yaşanması nasıl gerçekleşiyor? Bir bedevî Resûlullah (S.A.V)'e geliyor: ""Ya Resûlullah ben felanı seviyorum."" diyor. Resûlullah (S.A.V), ""Gidip ona söyledin mi?"" diye soruyor. Bedevî, ""Hayır."" diyor. Resûlullah (S.A.V), ""O zaman git ona söyle."" Ve gidip ona söyleyince ""Şimdi oldu."" diyor. Öyleyse sevgili kardeşlerim biz seven kişi olacağız. Efendimiz’in emri ""seviniz"" diyor. Biz seven olacağız. Aynı zamanda sevdiriniz. İşte o sevdirenler kimlerdir? Sevgiyi yaşayanlardır.

Gerçekten de Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in hadîs-i şerrifi:

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, 1/251; Kenzu’l-Ummal, 15/1186

Fevzu’l-kadir, 3/371; Beyhaki, es Sünenü-l Kübra

“Allah’ın öyle sevimli kulları var ki onlar; Allah’a Allah’ın kullarını, Allah’ın kullarına da Allah’ı sevdirirler.”

Yani iki işlem. Bunun ne mânâya geldiğini söyleyebiliriz. Allah'ın kullarını Allah'a sevdirirler. Kullara da Allah'ı sevdirirler. İşte Allah'a davet sevgiyle oluyor.

""Ey insanlar duyduk duymadık demeyin. Kalpten Allah'a ulaşmayı dileyin."" Sevmek sevdiğine koşmaktır. O kişi de Allah'a ulaşmayı diliyor. Öyleyse bu Allah'a ulaşmayı dilemek Allah'a olan sevgimizin belirtisi, işaretidir. Ama ulaşmayı dileyen kişi Allah'ın verdiği söz tahtında Allah mutlaka onu Kendisi'ne ulaştıracaktır. Ulaştırdıktan sonra onun bir vazifesi var. Sevgiyle hizmet etmek. Yani sevgiyi yaymak.

Kimdir erenler? Erenler sevenlerdir. Kimdir Allah'ın dostları? Allah'ın dostları sevenlerdir ve aynı zamanda sevgiyi yaşayanlardır. O zaman sosyal bir mahluk olan insan, sevmeyi Allah'tan öğrenmişse, Allah'ın dostu olmuşsa o zaman kesinlikle o da başkasına sevgi öğretecektir ve sevgiyi öğrettikçe aynı zamanda yaşayacaktır.

Her zaman söylüyoruz. En iyi öğrenme başkasına öğretmektir. İşte öğrenmek isteyen kişi sahip olduklarını başkasıyla paylaşacak ve o da aynı şekilde bu sevginin kaynağı olacak başkaları için, sebebi olacak başkaları için.

Öyleyse sevgili kardeşlerim her zaman Efendimiz’in bir sözü var. Sevgiden başka ne var ki? Evet. herşey sevgi etrafında şekilleniyor. Sevgiyle yaratmış Allahû Tealâ. Sevgiyi öğrenmemizi, sevgiyi yaşamamızı ve öğretmemizi bizden istiyor. Çok mu zor? Çok çok kolay.

Allah Resûlü (S.A.V) şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Muslim

""Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; Sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz.""

Öte yandan Allah Resûlü (S.A.V) şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ şerrİF

“Ben nasıl müjdeliyorsam siz de öyle müjdeleyiniz. Müjdeleyiniz ki, Allah’ın Zat’ına şahit olanlar cennette beraber olacaklardır.”

"

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20269 dk okuma2