Muhterem Hocam, “Biz evliya olamayız. Onlar gibi olamayız.” dedi. Günümüz insanları geçmişte yaşamış evliyalar gibi olamazlar mı?

Soru

Muhterem Hocam, “Biz evliya olamayız. Onlar gibi olamayız.” dedi. Günümüz insanları geçmişte yaşamış evliyalar gibi olamazlar mı?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allah herkesi Kendisine kul olmaya, dost olmaya çağırıyor. Allahû Tealâ bir insanın yerine getiremeyeceği bir şeyi ondan istemez. Öyleyse herkes tek bir dilekle kendisini şeytana kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul edebilir. Herkes şeytanın dostuyken ondan kurtulup Allah’ın dostu olabilir. Sadece bir dilek. İşte Kur’ân-ı Kerim’deki âyetlere baktığımız zaman bunun ne kadar kolay olduğunu görüyoruz. Zumer-53’te:

39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: ""Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen).""

Diyelim ki öyle bir insan düşünün, kâinat kadar günahı var. Ama o kişi şöyle düşünmeli: Allah’ın rahmeti kâinatı da kuşatmıştır. O zaman bunun mânâsı ne? Hiçbir noktada Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek gerekir. Allah onların hepsini mağfiret etmeye, örtmeye kaadirdir. Fâtır-5’te ise:

35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

İşte bu noktada ne yapması lâzım? Rûm-31’e göre Allah’a yönelmek, takva sahibi olmak lâzım.

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Ankebût-5’e göre de Allah’a ulaşmayı dilemek lâzım.

29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).

Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

Bu iki âyetten hareketle kişi Allah’a ulaşmayı dilediği an Allah’ın Şûrâ-13 ve Ra’d-27’de verdiği garanti devreye girer ve Allah o kulun ruhunu Kendisine ulaştırır. O kişi Allah’ın kulu olur. Allah o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırır. Şeytana kul ve dost iken, Allah’a dost olur.

ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).

Allah’ın yolunda ulaşılması en kolay menzil evliyalık mertebesidir. Herkes evliya olabilir. Allah herkesi Kendisine dost kılacak bir fıtratla yaratmış. Allah hepimizi evliyası kılmak ister. Evliyalığın başlangıç noktası Allah’a ulaşmayı dilemektir. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah’ın tayin ettiği o gün mutlaka gelecek. O kişi mutlaka Allah’ın evliyası olacaktır. İşte Allahû Tealâ âyet-i kerimede, Yûnus-62, 63, 64’te:

YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

YÛNUS-64 Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).

Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Nedir? Nasıl yapmışlar bu insanlar? Onlar âmenûdurlar. Ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir ve takva sahibi olmuşlardır. Allah’a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olmuşlardır. İşte Allah’a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olduklarını hem Rûm-31 hem Bakara-223 açıklıyor.

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

2/BAKARA-223 Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).

Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na mülâki olacağınızı (kavuşacağınızı) bilin. Ve mü’minleri müjdele.

Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0