Muhterem Hocam, bundan sonraki aşamalarda neler olacak diye düşünüyorum, ne yapmalıyım?
Soru
Muhterem Hocam, bundan sonraki aşamalarda neler olacak diye düşünüyorum, ne yapmalıyım?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allah’a ulaşmayı kalben dilemek; bu talebi Allah kalbinizde gördüğü an, yani kapıyı içeriden açtığınız an. Allah’a giden yolun bütün kapılarını açan kimdir? Kim söyleyecek? Allah’a giden yolun bütün kapılarını açan kimdir? Nefs mi, ruh mu?
Şimdi kalbinizde %7 fazl birikmeden ruhunuz 1. gök katına yükselebilir mi? Kalbinizde %7 fazl birikimini sağlayan, fizik vücudun zikri. Ama bu nur nerede toplanıyor? Kalbinde. Öyleyse %7 fazl kalpte olmadığı taktirde hiçbir zaman ruh Allah’a yükselebilir mi? O zaman gök katlarını, Allah’a giden yolun kapılarını kim açıyor?
Evet, nefs açıyor. Başlangıç noktasında nefsiniz manevî karanlıklarla dolu ve bu (karanlıklar) 19 afete tesir eden kimdir? Şeytan. Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürailik, fitne ve fesat olmak üzere 19 tane hastalık.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Şeytan bu hastalıkları gönderdiği karanlıklarla artırıyor mu? Şeytan, ifsat edenlerin başında değil mi?
İşte Allahû Tealâ, Bakara Suresinin 8-9-10. âyet-i kerimesinde, özellikle 10. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-10 Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ(maradan) ve lehum azâbun elîmun bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).
Onların kalplerinde maraz (hastalık) vardır. Allah da bu sebeple onların hastalığını arttırdı. Tekzip etmiş olmaları (Allah’a ulaşmayı yalanlamaları) sebebiyle onlar için elîm bir azap vardır.
“Onların kalplerinde hastalık vardır ama Allah hastalıklarını artırmıştır.“ Kişinin kalbinde 19 tane hastalık olmasına rağmen, bu hastalıkların daha da kararmasını sağlayan kim? Şeytan. Onun için insanlardan, Allah’a ve yevm’il âhire îmân eden kişi aslında gerçekte yalan söylüyor; diliyle söylüyor ama kalbiyle değil.
Allahû Tealâ da: “Onlar (diyor) Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışıyorlar ama farkında değiller, sadece kendilerini aldatırlar, farkında değiller. Kalplerinde hastalık var, Allahû Tealâ da hastalıklarını artırmış.”
Sebep ne acaba? Bakara 11’de bakın ne diyor Allahû Tealâ? Bakara Suresinin 11. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-11 Ve izâ kîle lehum lâ tufsidû fîl ardı, kâlû innemâ nahnu muslihûn(muslihûne).
Onlara (Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için, kalpleri engelli ve başkalarını hidayetten men ettikleri için Allah’ın hastalıklarını artırdığı insanlara): “Yeryüzünde fesat çıkarmayın (başkalarını Allah'ın yolundan men etmeyin)!” denildiği zaman: “Biz sadece ıslâh ediciyiz.” dediler.
Yani bu kalplerinde hastalık olup da, hastalıkları artanların özelliği ne? Fesat çıkaranlar. “Yeryüzünde fesat çıkartmayın.” dediğimizde onlar ne diyorlar? “Biz ıslah edicileriz.” Mesela şu anda İslâm’ın 5 şartını yerine getirenler ne diyorlar? “Biz ıslah edicileriz, biz kesinlikle bu dinin gerçek sahipleriyiz, ıslah edicileriz.” Ama devam ediyor Allahû Tealâ, Bakara 12’de. Bakara Suresinin 12. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-12 E lâ innehum humul mufsidûne ve lâkin lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Gerçekten onlar, fesat çıkaranlar, onlar değil mi? Ve lâkin farkında değiller.
“Onlar fesat çıkaranlardır ama farkında değiller.”
Bakara Suresinin 13. âyet-i kerimesi:
2/BAKARA-13 Ve izâ kîle lehum âminû kemâ âmenen nâsu kâlû e nu’minu kemâ âmenes sufehâu, e lâ innehum humus sufehâu ve lâkin lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve onlara: “İnsanların inandıkları gibi siz de âmenû olun (Allah’a ulaşmayı dileyin).” denildiği zaman: “O sefihlerin (akılsızların) îmân ettiği gibi mi âmenû olalım?” dediler. Gerçekten onlar, kendileri sefih değiller mi? Ve lâkin bilmiyorlar.
Allahû Tealâ “Onlara: ” İnsanların inandıkları gibi siz de âmenû olun (Allah’a ulaşmayı dileyin).”
Tekrar ediyorum. “Onların (insanların) îmân ettiği gibi, Allah’a ulaşmayı dilediği gibi, siz de Allah’a ulaşmayı dileyin.” denildiği zaman onlar ne diyorlar? “O sefihlerin, akılsızların îmân ettiği gibi mi âmenû olalım?”
O zaman onlar, hangi olayı bizi (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) ne olarak görüyorlar? Aptal, kafasız, beyinsiz olarak görüyorlar. “Îmân ettiği gibi mi âmenû olalım? dediler. Gerçekten onlar, kendileri sefih değiller mi? Fakat bilmiyorlar.” Sefih olanlar kimler demek ki? Sefih olanlar bunlar, Allah’ın yolundan saptıranlar.
Bakara 14:
2/BAKARA-14 Ve izâ lekûllezîne âmenû kâlû âmennâ, ve izâ halev ilâ şeyâtînihim, kâlû innâ meakum, innemâ nahnu mustehziûn(mustehziûne).
Ve âmenû olanlarla buluştukları zaman: “Biz îmân ettik.” dediler. Şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman: “Muhakkak ki biz sizinle beraberiz. Biz (onlarla) sadece alay eden kimseleriz.” dediler.
“Âmenû olanlarla buluştukları zaman (yani bu dilden îmân edip ama kalpten îmân etmeyen âmenû olanlarla buluştukları zaman): 'Biz îmân ettik.' dediler. Şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman: 'Muhakkak ki biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz.'” Öyleyse, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler (kalben dilemeyenler), Allah’a ulaşmayı dileyenlerle beraber oldukları zaman ne diyorlar? “Biz de sizinle beraberiz yani. Biz de sizin gibiyiz.” Ama yalnız kaldıkları zaman ne diyorlar (şeytanlarıyla)? “Biz onlarla alay ediyoruz.” Onlar.
Bakara 15’e gelelim. Bakara Suresinin 15. âyet-i kerimesi Allahû Tealâ:
2/BAKARA-15 Allâhu yestehziu bihim ve yemudduhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Allah da onlarla istihza (alay) eder ve onlara mühlet verir. Onlar, kendi azgınlıkları (isyanları) içinde bocalarlar.
“Allah da onlarla alay ediyor (onlar bizimle alay ediyorlar. Allah kimle alay ediyor? Onlarla alay ediyor), onlara mühlet veriyor, onlar kendi azgınlıkları (isyanları) içinde kalıyorlar.”
Ve bu insanlar kimlerdir? Bu insanlar Bakara-16 (işte burası çok önemli):
2/BAKARA-16 Ulâikellezîneşterevûd dalâlete bil hudâ, fe mâ rabihat ticâretuhum ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
İşte onlar, o kimselerdir ki, hidayet ile dalâleti satın aldılar. Fakat onların ticareti, onlara hiç kâr sağlamadı ve hidayete ermiş değillerdi.
Onlar hidayet karşılığında neyi satın almışlar? Dalâleti. Evet. Her devirde olay budur sevgili kardeşlerim. Cehennemlikler hidayet karşılığında dalâleti satın alanlar.
Allah’ın resûlleri, Allah neyle gönderiyor? Kim söyleyecek? Hidayetle.
Tâhâ-123:
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
“Siz ve şeytan, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin, Benden size hidayetim gelecek. Kim hidayetime tâbî olursa, o dalâlette kalmaz ve şâkîlerden de olmaz.” Öyleyse bütün resûller hidayetle gönderiliyor.
Konferansımızın konusu resûllerin hidayetle gönderilmesiydi. Resûl deyince aklımıza ne gelmesi lazım? Hidayet gelmesi lazım. Eğer nebî resûlse hidayetle görevli. Nebî resûl, şeriat kitabının sahibi. Velî resûlse hidayetle görevli. O şeriat kitabıyla ne yapandır? Amel edendir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Mehdi (A.S)’dan bahsederken: “Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzere mücadele verecek. Benimle insanlar nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da nereden kurtulacaklardır? Fitneden kurtulacaklardır.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kitab-ül Burhan Fî Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.”
"Benimle nasıl insanlar şirkten kurtulmuşsa, onunla da kesinlikle fitneden kurtulmuşlardır."
Fitnenin elebaşıları kimlerdir? Evet, ne diyordu hadîs-i şerifte: “Bir zamanlar gelecek, Kur’ân’ın resmi, İslâm’ın ismi kalacak. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar.”
Mescidleri dışarıdan mamur, şatafatlı, kandilli, parlak, herşey tamam ama içindekiler hidayetten nedirler? Mahrumdurlar. İçindekilerin kalbinde hidayet yok. O gün yaşayan âlimler, yani o camileri dolduran insanlar, onlara bir öğretici vardır yani; işte onların kalplerinde. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileri. Fitne onlardan çıkmış, tekrar nereye dönüyor? Tekrar onlara dönüyor. Tekrar onlara dönüyor fitne.
Fitne nedir? Hatırlayın bakalım, başka bu fitnenin geçtiği hadîslerden bir tanesi. Hatırlayın. Neyi hatırlıyorsun? Evet, Hz. Ali’ye Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne diyordu? “Ya Ali, yakında koyu gece karanlıkları gibi fitneler olacak.” Hz. Ali: “Ya Resûlullah, bu fitnelerden kurtuluş neyledir?” “Allah’ın kitabı olan Kur’ân’ladır.”
Öyleyse fitne varsa Kur’ân yok, Kur’ân varsa fitne yok. İşte şu anda Mehdi (A.S) Resûl neyle amel ediyor? Kur’ân’la. Mehdi (A.S) Resûl'ün karşısında olanlar neyle amel ediyorlar? Emaniyye ile. Evet, gayet açık ortada. Onlar emaniyye ile amel ediyorlar. Mehdi Resûl ise Kur’ân’la emrediyor, Kur’ân’la amel ediyor.
Ve sevgili kardeşlerim, gördüğünüz gibi herşey ayan beyan açık ortada. Mukaddes kitap olan Kur’ân-ı Kerim elimizde. Mucize-i bâki.
Hicr 9:
15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.
” Bu zikri biz indirdik, onu biz koruyacağız.”
Hamd eder, şükrederiz. Mucize-i bâki olan Kur’ân-ı Kerim’i Mehdi (A.S) Muhterem Efendimiz, 40 yıl boyunca en güzel bir biçimde, Allah’tan aldığı öğretiyle açıkladı ve elimize teslim etti.
19 cilt Kur’ân-ı Kerim tefsiri, 8586 sayfa. 19 ciltlik Kur’ân-ı Kerim tefsiri, 8586 sayfa. Böyle bir eser var mı başka bir yerde? Olacak mı? Hayır. İşte bu, Allahû Tealâ’nın son insanlığa en büyük armağanı. Şu anda tabiî belki insanlar diyecek ki: “Bir avuç insansınız.” Tamam. Ama bu ilelebet bir avuç olacak kadar, devam edeceğimiz anlamına gelmez. Her gün insanlar inceliyorlar. Özellikle kardeşlerimizin yaptığı konferanslar insanlara sunuluyor ve insanlar yavaş yavaş idrak etmeye, kardeşlerimizin ne kadar üst seviyede bir diğergamlıkla insanlara hizmet ettiğini anlıyorlar ve onları davet ediyorlar. Ve yavaş yavaş bu güzellikler insanlara yayılacak.
Biz, insanlardan ne istiyoruz? Allah’ın istediğini istiyoruz. Ne diyor Allahû Tealâ? “Sadece sizin mutlu olmanızı istiyoruz.”
Biz bu hizmette, konferanslarla, tebliğlerle, Allah için yaptığımız hizmetlerle ne istiyoruz insanlardan? Sadece mutlu olmalarını istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz yani. Sadece mutlu musunuz? Dilden mi, kalpten mi? Kalpten. Sizi mutlu eden kim? Allah. Evet, her zaman Allah bizimle beraber. O bizi mutlu kılıyor.