Muhterem Hocam, bütün mürşidler Resûl müdür?
Soru
Muhterem Hocam, bütün mürşidler Resûl müdür?
Cevap
Hayır, sevgili kardeşlerim. Şöyle söyleyelim: İnsanla Allah arasındaki ilişkide en üst makam nübûvettir. Her Nebî Resûldür, her nebî halifedir, her nebî velîdir. Ama her resûl nebî değildir, her resûl halife değildir. Anlatabiliyor muyum? Yani, ilk üst seviyedeki makam nübûvvettir, ondan sonra imamettir. Her imam resûldür, ama her resûl imam mıdır? Hayır, değil. Gelelim şimdi risalete. Her resûl kesinlikle velîdir, ama her Velî Resûl müdür? Hayır, velî mürşidler var.
Öyleyse, hiyerarşik sistem içerisinde en üst noktada nübüvvet var, sonra imamet var, sonra risalet var, sonra velâyet var. Bu 4 makam söz konusu. Allahû Teâlâ, dünya hayatında seçilenlerin hepsi kesinlikle velâyeti temsil ediyor. Ama bir de doğmadan evvel seçilen Allah’ın resûlleri var. Onu da velî resûl olarak zikretmek lâzım. Fakat risalet deyince, tamamen Allah’ın kontrolünde olan bir olayı bilmeniz lâzım. Velî Resûller doğmadan evvel seçiliyor Kasas 68'e göre.
28/KASAS-68 Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
Ve vakti geldiği zaman mutlak suretle Allahû Tealâ seçiyor. Ve seyri sulûk tamamen Allah'ın kontrolünde. Yani doğmadan evvel seçilen bir resûlün dünyadayken kaybı söz konusu değildir. Allah, doğmadan evvel birisini seçsin, ama gelsin. Dünyadayken imtihanı kaybetmesi imkansızdır. Çünkü seçildiği günden itibaren belli bir noktaya geldiği zaman Allahû Tealâ ona dilettiriyor. Mesela bakın, 7 tane âyet-i kerime, insanların delâlette olduğunu buyuruyor ama resûller geldiği zaman çok farklı şey Allahû Tealâ söylüyor.
BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE
1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.
2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.
Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.
4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.
5. Şûrâ-52: … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …
6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve
daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7. Duha-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
İbrahim (A.S) En'âm Suresi'nin 77. âyet-i kerimesinde: "Rabbim beni hidayete erdirmeseydi, delâlette kalanlardan olurdum." Öyleyse Allahû Tealâ, İbrahim (A.S)’ı hidayete erdiren kimdir? Allah. Yani ona Allah’a ulaşma dileğini dilettiren kimdir? Allah, Allah dilettiriyor. Çünkü onların Allah, yaratır, seçer, irade ve serbestlik onların değil. Onların iradesi tamamen Allah’a bağlıdır.
Bu Nebî Resûl ise şeriat kitabının sahibidir, bu Velî Resûl ise o şeriat kitabı ile amel edendir. Ama her halükarda her ikisi de doğmadan evvel seçiliyor. Diğer Velî Mürşidler ise dünyadayken seçiliyorlar. Velî Mürşidler için her zaman risk var. Yani Allah Resûlü (S.A.V) hadîsinde ne diyor? "İnsanlar helak olur âlimler müstesna, âlimlerde helak olur ilmi ile amel edenler müstesna, ilmi ile amel edenlerde helak olur muhlisler müstesna."
Öyleyse İhlâsa ermeyinceye kadar daima şeytanın kişinin ayağını kaydırması olabilir. Mesela şeytanın bütün ağırlığını nereye veriyor? Nefsimizin üzerine. Nefsimizin üzerine biniyor ki, kesinlikle biz hedefe ulaşmayalım.
O zaman her mürşid resûl müdür? Hayır. Resûl olmayan mürşidler var mıdır? Evet 7 safha 4 teslimi yaşayan bu dünya hayatında seçilen herkes kesinlikle resûl değildir, Velî Mürşiddir.