Muhterem Hocam, "Cehenneme giren, bir daha çıkmaz." diyorsunuz ama âlimlerin kitaplarında "Müslümanın günahının çokluğuna göre Allahû Tealâ isterse cehennemde yakar, murad ederse,
Soru
Muhterem Hocam, "Cehenneme giren, bir daha çıkmaz." diyorsunuz ama âlimlerin kitaplarında "Müslümanın günahının çokluğuna göre Allahû Tealâ isterse cehennemde yakar, murad ederse, affederse yakmaz." diyor. Bu konuda ne buyurursunuz?
Cevap
Sevgili kardeşim, elbette bütün peygamberlere baktığımız zaman bütün peygamberler kavimlerini af ve mağfirete davet etmişler. İşte Âdem (A.S) ne diyor? "Biz nefsimize zulmettik."
Allahû Tealâ Âdem (A.S) ve eşini cennete koyuyor, koyarken de diyor ki: "Ya Âdem! Şeytan sana apaçık bir düşmandır. Bu ağaçtan yeme!"
Yani Allahû Tealâ 2 tane düşman bildiriyor. Bir tanesi şeytan, bir tanesi de nefs. Nefsimizin manevî kalbinde 19 afet, şeytan bu 19 afete tesir ediyor ve Allahû Tealâ diyor ki: "Bu ağaçtan yeme!" Ama bir müddet sonra iblis devreye giriyor, vesvese veriyor ve O da yasak ağaçtan yiyor. Allahû Tealâ da diyor ki: "Sen de git yeryüzüne."
Şimdi Allahû Tealâ Âdem (A.S)'a diyor ki:
-Ben sana şeytan düşmandır demedin mi?
-Dedin, Ya Rabbim.
-Ben sana bu ağaçtan yeme demedim mi?
-Dedin, Ya Rabbim.
-O zaman niye yaptın?
-Ben nefsime zulmettim.
İşte "Ben nefsime zülmettim." dediği zaman âyet-i kerimede Allahû Tealâ diyor ki: "Âdem (A.S): 'Rabbim! Ben nefsime zulmettim. Eğer affetmezsen, mağfiret etmezsen, hüsrana düşenlerden olurum." İşte bütün peygamberler bunun gereği olarak kavimlerini af ve mağfirete davet etmişler. Zaten başka bir din yok.
Şimdi bakalım Arâf 23'te: "Sen bize mağfiret. Şayet rahmet etmezsen biz mutlaka hüsrana düşenlerden oluyoruz."
BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR - 1
1. ADEM (A.S)
A’RÂF 23 İkisi şöyle dedi:
İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz! Biz nefslerimize zulmettik. Eğer Sen bize mağfiret (Tövbe) etmez ve bize rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
BAKARA 37 Sonra Âdem, Rabbinden kelimeler telakki etti (öğrendi) ve Rabbine tövbe etti. Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvâb’tır, Rahîm’dir.
2. NUH (A.S)
HÛD 47 (Nuh a.s):
Nuh a.s): “Rabbim! Muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve Senin bana rahmet etmen olmazsa ben hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.
NUH 10 (Nuh a.s) ve dedim ki:
“Artık Rabbinizden mağfiret dilediğinizi, söyleyin. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır (mağfiret edendir).”
3. HÛD (A.S)
HÛD 52 “Ya kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip zikre başlayın). Üzerinize sema(dan) bol yağmur (bol rahmet) göndersin…”
HÛD 50 Ve Âd kavmine, onların kardeşi Hûd (a.s) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin, O’ndan başka ilâhınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz (uyduranlarsınız).”
4. SALİH (A.S)
NEML 46 (Salih a.s) dedi ki: “Ey kavmim! Niçin hasenattan önce seyyiat için acele ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Böylece rahmet olunasınız, diye.”
HÛD 61 Ve Semûd kavmine, onların kardeşi Salih (a.s) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada size imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”
5. İBRÂHİM (A.S)
MERYEM 47 “Sana (senin üzerine) selâm olsun.” dedi. “Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana (çok) lütufkârdır.”
MERYEM 50 Ve onlara rahmetimizden bahşettik (karşılıksız verdik). Ve onları (Hz. İbrahim ve oğullarını), (bütün) dillerde sadık ve âli (üstün, yüce) kıldık.
İBRÂHİM 41 “Rabbimiz! Hesap yapıldığı (görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü’minleri mağfiret et. (günahlarımızı affet.)”
6. YAKUB (A.S)
BAKARA 132 Ve İbrahim (a.s) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yakub (a.s) da:
“Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dîni sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).
BAKARA 133 Yoksa siz Yakub (a.s), öleceği zaman (ona): “Şahit mi oldunuz?”
(O Yakub a.s), oğullarına: “Benden (ben öldükten) sonra neye (kime) kul olacaksınız?” demişti.
(Onlar): “Senin ilâhına ve senin ataların İbrahim (a.s) ve İshak (a.s)’ın ilâhı olan tek ilâha kul olacağız. Ve biz O’na teslim olanlarız.” dediler.
İşte bu noktada "Müslümanın günahının çokluğuna göre Allahû Tealâ isterse cehennemde yakar, murad ederse affeder." Kimler için affeder, kimler için cehennemde yakar? Ulaşmayı dileyenler için affediyor, ulaşmayı dilemeyenler için onları cehennemde yakıyor. Yani senin iradenle bu yola gel.
İşte Nuh (A.S): "Gemiye binenler kurtulur, gemiye binmeyenler boğulur." Hûd (A.S), Salih (A.S), İbrâhîm (A.S); her peygamber kavmini Allah'a davet etmiş. Daveti kabul eden, Allah'a ulaşmaya dileyenler kurtulmuş, cehennemden kendisini kurtarmışlar. Dilemeyen cehennemi hak etmişler. Bakın bütün peygamber tövbeye, rahmet ve mağfirete davet etmişler. Biz de aynı şeyi söylüyoruz size inşaallah.