Muhterem Hocam, cennete girecek olanlar kimlerdir?
Soru
Muhterem Hocam, cennete girecek olanlar kimlerdir?
Cevap
Allahû Tealâ, cennete girecek olanların kazandığı pozitif dereceleri negatif derecelerinden fazla olan insanlar olduğunu söylüyor.
İşte Mü’minûn Suresinin 102. âyet-i kerimesinde:
23/MU’MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
Demek ki cennete girmenin yüzde yüz ölçüsü, mutlak surette kazandığımız pozitif derecelerin negatif derecelerden fazla olmasını gerektiriyor. Ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) hadîsinde:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.
“Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”
Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah’ın Resûl’ü?”
“Evet, ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti.”
Öyleyse buradan herkesin Allah’ın rahmetiyle cennete girebileceği sonucuna ulaşıyoruz. O zaman Allah’ın rahmetini bize ulaştıran şey ne?
Hidayet. Çağımız hidayet çağı. Kur’ân-ı Kerîm’in hedefi hidayettir. Hidayetin hedefi mutluluktur. Ama Kur’ân-ı Kerîm bir hidayet rehberidir. Hidayet ve nurdur.
İşte insana hidayet gözlükleriyle baktığımız zaman peş peşe dört tane hidayetin var olduğunu görüyoruz:
4 SIRATI MUSTAKÎM (HİDAYET)
1. RUHUN HİDAYETİ
NİSÂ – 175: Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).
2. FİZİK VÜCUDUN HİDAYETİ
NAHL – 36: ... Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu...
YÂSİN – 60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YÂSÎN – 61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tir.
3. NEFSİN HİDAYETİ
HİCR – 41: Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.”
4. İRADENİN HİDAYETİ
EN’ÂM – 153: Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o takdirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti (emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, ruhun hidayeti. Fizik vücudun Allah’ın emirlerine itaat etmesi, yasak olan fiilleri işlememesi, fizik vücudun hidayeti. Nefsin bütün afetlerden temizlenmesi, nefsin hidayeti. Ve iradenin hidayeti; Allah’ın emirleriyle iş görmek, devamlı Allah’tan emir alarak hayatı yaşamak.
Hidayet aynı zamanda bir teslimiyettir. Ruhun hidayeti, ruhun Allah’a teslimidir. Fizik vücudun hidayeti, fizik vücudun Allah’a teslimidir. Nefsin hidayeti, nefsin Allah’a teslimidir. İradenin hidayeti, iradenin Allah’a teslimidir. Ama bakıyoruz ki ruhun Allah’a teslimi ilim olmadan olmaz.
Öyleyse bir insanın Allah’ın rahmetine mazhar olabilmesi ancak ilmin sahibi olmasına bağlı.
Hâlbuki Yûnus-45’e baktığımız zaman Likâallah’ı yalanlayanlar, onlar hüsrandadır.
10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum ke en lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
Öyleyse kim ki Yûnus-7’ye göre Allah’a ulaşmayı dilemezse gideceği yer cehennem.
10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
Bu kişi 80 yıl İslâm’ın şartını yapsa, 15 yaşındayken bulûğa ermiş olsa, 65 yıllık ibadeti onu kurtaramıyor. Çünkü İslâm’ın beş şartının içerisinde hidayet yok. Vasıta emirler var.
Allah’a ulaşmayı dilemek, hidayet hedeflerinden oluşuyor. Ama İslâm’ın beş şartı vasıta emirleri içeriyor. Ve İslâm’ın beş şartıyla bu hedeflerin hiçbirisine ulaşmak mümkün değil.
Allah’a ulaşmayı kalben dilemek birinci safha hidayet. O, İslâm’ın beş şartının içinde yok. Mürşide tâbiiyet ikinci safha hidayet. O da İslâm’ın beş şartının içinde yok. Geri kalan vasıta emirlerle sadece derecat kazanıyoruz. Ama Allah Resûlü de buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütüb-i Sitte 13/371
“Sizden hiçbirinizi ameli cennete sokmayacaktır. Ancak Allah’ın rahmetiyle cennete gireceksiniz.”
Çünkü kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin amelleri boşa gidiyor, Kehf-105’te olduğu gibi.
18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Ama kalben Allah’a ulaşmayı dileyenlerin Allah günahlarını örtüyor. Öyleyse hayatın hangi noktasında kendimize bakarsak bakalım, bir günahlarımız var ve sevaplarımız var. Ama Zümer-17’ye göre kalben Allah’a ulaşmayı dileyip şeytana kul olmaktan kendimizi kurtardığımız an, Rûm-31’e göre Allah’a ulaşmayı dileyip takva sahibi olduğumuz an, o zaman Enfâl-29’a göre Allahû Tealâ bütün günahlarını örtüyor.
39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Ve tek bir dilekle, hiçbir ameli olmasa dahi, günahların örtülmesi sebebiyle o kişi birinci kat cennete gidiyor. Evet, bizi cehenneme götüren şey günahların sevaplardan fazla olması. Mü’minûn Suresinin 103. âyet-i kerimesi:
23/MU’MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı hafif gelirse, işte onlar nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar cehennemde devamlı kalacak olanlardır.
Günahların örtülmesini sağlayacak olan sadece bir dilektir; kişinin takva sahibi olmasıdır. Enfâl-29’a göre:
8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
O zaman Allah’ın cennetine girecek olanlar akıl edenlerdir.
Akıl edenler kimlerdir? Bunlar Allah’a ulaşmayı dileyenler. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi cehennemden kurtulmuştur. Bu, Allah’ın mutlaka cennetine gidecektir. Dünya üzerinde kalın çizgilerle iki grup insan var: Allah’a ulaşmayı dileyenler ve dilemeyenler. Cenneti hak edenler Allah’a ulaşmayı dileyenler. Başka ölçülerin hiçbirisi de geçerli değildir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Rikak 29.
Abdullah İbni Mes’ûd (R.A) rivayet ediyor.
“Cennet size ayakkabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.”
Öyle insanlar var ki cennetlik amel işlerler ama cehenneme gideceklerdir. İşte bu cennetlik amel işleyip cehenneme gidenler Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Öyle insanlar var ki cehennemlik amel işler ama cennete gideceklerdir. Cehennemlik amel
işleyip cennete gidenler de onlar da Allah’a ulaşmayı dileyenler.