Muhterem Hocam, çevremizde arkadaşlarımızla konuşurken “Dünya işlerinde Allah’ın emirlerini yerine getirmemiz için vakit kalmıyor, uğraşamıyorum.” diyenler oluyor. Burada denge nas
Soru
Muhterem Hocam, çevremizde arkadaşlarımızla konuşurken “Dünya işlerinde Allah’ın emirlerini yerine getirmemiz için vakit kalmıyor, uğraşamıyorum.” diyenler oluyor. Burada denge nasıl sağlanabilir, bizi aydınlatır mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşim, "Dünya işlerinden, Allah’ın emirlerini yerine getirmemiz için vakit kalmıyor, uğraşamıyorum." diyenler oluyor. Öncelikle hepimiz Allah içiniz. Allah’a karşı sorumluyuz. Allahû Tealâ diyor ki: “Herşeyi Ben sizin için yarattım, sizi de Kendim için yarattım.”
Öyleyse Allah ile ilişkilerimizde emanetleri sırasıyla Allah’a teslim etmemiz ve Allah için olmamız lâzım. Kimdir Allah için olan? Ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim eden. Başkaları için yaşayanlar.
İşte Allah Resûlü hadîsinde diyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Câmîu’s-Sagîr, IV12, Hadis No:1201.
“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.”
“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi âhirete.” Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, dünyada eğer biz Allah içinsek, başkaları için yaşamamız ve onları mutlu etmemiz söz konusu. Yarın ölecekmiş gibi âhirette de, o zaman sırasıyla ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi teslim etmenin gayreti içinde olacağız.
Bu arada belki şöyle düşünebilir kişi: “Ben o zaman sorumlu olduğum etrafımdaki, çoluk çocuğumun rızkını nasıl temin edeceğim?” Allahû Tealâ diyor ki: “Sen Benim içinsen, Ben de senin içinim.” Onun için dünyaya vahyediyor Allahû Tealâ:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebu Nuaym el-Hilye, 3/194.
“Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun.”
“Ey dünya! Kim senin için çalışırsa sen onları çalıştır. Kim Benim için çalışırsa sen onlar için çalış.”
Kesinlikle kimse rızkının endişesi içerisinde olmasın. Mutlak surette Allahû Tealâ en güzelini veriyor. Allah Resûlü (S.A.V) hadîsinde buyuruyor: “Zikrin en efdali hafî olanı, rızkın en hayırlısı da kâfi gelendir.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Hanbel, I, 172.
“Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi miktarda olanıdır.”
Allahû Tealâ zaten dünyevî maişetimizi veriyor. Ama asıl olan üst seviyedeki mutluluğu yaşamak, mutlaka Allah için olmayı gerektiriyor. Allah için olmak, başkaları için yaşamaktır. En üst seviyede kaliteli başkaları için yaşayanlar, onlar iradelerini de Allah’a teslim eden, Allahû Tealâ’nın irşada memur ve mezun kıldığı kişilerdir.
Allah için olmak herkesin Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmasıyla gerçekleşir. Allah razı olsun.