Muhterem Hocam, çevremizdeki birçok tanıdığımız, hayatlarını dünya taleplerinin peşinden gidebilmek, onlara kavuşabilmek için harcıyorlar. Bu konuda doğru bir yaşam tarzı nasıl olm

Soru

Muhterem Hocam, çevremizdeki birçok tanıdığımız, hayatlarını dünya taleplerinin peşinden gidebilmek, onlara kavuşabilmek için harcıyorlar. Bu konuda doğru bir yaşam tarzı nasıl olmalıdır?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: 'Her kötülüğün başı dünya sevgisidir.' Özellikle Yûnus Suresi 7. ve 8. âyetlere baktığımız zaman;

10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır

10/YÛNUS-8  Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud, Edeb 125

"Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışın başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar."

Allah'a ulaşmayı dilemeyen, dünya hayatından razı olanlar ve kazandıkları dereceler itibarıyla cehenneme gidiyorlar. Üç günlük dünya hayatı ve sonsuz bir cehennem hayatı. Akıl sahibi bir insan bunu mukayese ettiği zaman, ne kadar kendini az bir değere sattığının farkına varır. Yetmez; dünya hayatının kesinlikle bizim için bir imtihan olduğunu Allahû Tealâ buyuruyor. Tegâbun suresinin 15. âyet-i kerimesi ve Enfâl 28'de 'Mal ve çocuklar bir fitnedir, imtihandır.'

64/TEGÂBUN-15 İnnemâ emvalukum ve evlâdukum fitneh(fitnetun), vallâhu indehû ecrun azîm(azîmun).

Oysa sizin mallarınız ve evlâtlarınız fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki, ecrun azîm (en büyük mükâfat) O’nun indindedir (katındadır).

8/ENFÂL-28  Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).

Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır

Mal ve çocuklar aynı zamanda dünya hayatıdır. Kehf 46'da 'Dünya hayatı mal ve çocuklardır.'

18/KEHF-46  El mâlu vel benûne zînetul hayâtid dunyâ, vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun emelâ(emelen).

Mal ve çocuklar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür). Bâki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslâh edici ameller), sevap olarak ve emel (ümit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır.

Munâfikûn Suresinin 9.âyeti kerimesine baktığımız zaman ise ' Sakın mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa o cehenneme gidecektir.'

63/MUNÂFİKÛN-9 Yâ eyyuhâllezîne âmenclâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Ve kim bunu yaparsa, o taktirde işte onlar, onlar hüsranda olanlardır.

​Öyleyse sevgili kardeşlerim; dünya, mal ve çocuklarından oluşan dünya hayatı bizim için imtihandır. Eğer kişi Allah'a ulaşmayı dilemezse dünya hayatını tercih eder ki her kötülüğün başı dünya sevgisidir. O zaman hep kaybedenlerden olur. Üç günlük dünya hayatı için değer mi? Halbuki Allahû Tealâ bütün güzelliklerin Allah'ta olduğunu ve Allah'a ulaşmanın sadece bir dilek olduğunu söylüyor. Kalpten ulaşmayı dilemek bizim için aynı zamanda üç tane cennet, dünya saadetinin yarısı demektir. Ve sadece Allah bizden bir dilekte bulunmamızı istiyor, geri kalanını Allah gerçekleştiriyor.

Halbuki dünya hayatında çok büyük gayretler sarf ederek elde edeceğimiz bir arabadır, bir evdir, bir makamdır vesaire. Ama sevgili kardeşlerim, kalpten ulaşmayı dilerseniz o zaman Allahû Tealâ'nın size verdiği müjdeler tarifi gayrimümkünsüz. Şimdi üç tane cennet ve dünya saadetinin yarısı ile bir mukayese yapayım ki bu anlaşılabilsin. Allahû Tealâ Ra'd 18'de:

13/RAD-18  Lillezînestecâbû li rabbihimul husnâ, vellezîne lem yestecibû lehu lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu leftedev bihî, ulâike lehum sûul hısâbi ve me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel mihâd(mihâdu).

Rab’lerine (Rabbinin emrine) icabet edenler için en güzeli vardır. Ve O'na icabet etmeyenler, yeryüzünde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa, onu mutlaka fidye olarak verirlerdi. İşte onlar; onlar için hesabın kötüsü var. Ve onların barınacağı yer, cehennem; ne kötü bir döşektir.

"Allah'ın davetine icabet etmeyenlerin, bir dünya ve onun bir mislini cehennem azabından kurtulmak için fidye olarak vereceklerdir. Allah'ın kabul etmeyecektir." Ama Allahû Tealâ, tek bir dilekle insanı cehennem azabından kurtarıyor, cenneti veriyor. O zaman iki dünya, bir cennet; iki dünya, iki cennet. Bunun tam bir dilek karşısında Allah üç tane cennet ve dünya saadetinin yarısını veriyorsa, buna on tane dünyadan daha üst seviyede bir kazanç sahibi kılıyor bizi. Mukayeseyi bu şekilde yaparsak ve sadece biz diliyoruz, geri kalanı Allah gerçekleştiriyor.

Allahû Tealâ'nın biz insanları ne kadar sevdiğini buradan anlıyoruz. Kalpten ulaşmayı dileyin, Allah ruhunuzu kendisine ulaştıracak ve sanki siz yapmışsınız gibi üç tane cennet ve dünya saadetinin yarısıyla sizi mükafatlandıracak. Ama dilemediniz, Kıyamet gününde iki dünyayı fidye olarak verip 'Beni azaptan kurtar.' diyeceksiniz ama Allah asla kabul etmeyecek. Mâide 36'da Allah bunu söylüyor, Ra'd 18'de bunu söylüyor.

5/MÂİDE-36  İnnellezîne keferû lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu li yeftedû bihî min azâbi yevmil kıyâmeti mâ tukubbile minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).

Muhakkak ki o kâfir olanlar, eğer yeryüzünde olanların hepsi, ve onunla birlikte bir misli daha onların olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onları feda edecek olsalar (fidye olarak verseler), onlardan kabul edilmez. Ve onlar için “acı azap” vardır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Da'avât 112, (3543, 3544).

"Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan sâlihlerin adetidir; Rabbinize yakınlık (vesilesi)dir; günahlardan koruyucudur; kötülüklere kefârettir, bedenden hastalığı kovucudur."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma0