Muhterem Hocam, çile çekmeden Allah’a ulaşılmaz, deniyor. Allah’a ulaşmak çileli bir yolculuk mudur?

Soru

Muhterem Hocam, çile çekmeden Allah’a ulaşılmaz, deniyor. Allah’a ulaşmak çileli bir yolculuk mudur?

Cevap

Tabiî bu söylenenlerin hepsi insanların uydurduğu zanlar.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; Sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz.”

Allah ne buyuruyor Kur’ân-ı Kerîm’de? “Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez.”

2/BAKARA-185: Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.

Allah’ın Resûlü, Allah’ın elçisi, Allah’ın tasarrufunda olan Nebîler Sultanı Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz:

“Din kolaylıktır, hoşgörü dinidir.” diyecek. Ama bunun tam tersine birileri yazdıkları kitaplarla: “Din çiledir, din zorluktur.” diyecek, dîni yaşanmaz hâle getirecek. Bunlar Kur’ân-ı Kerîm’e muhalif olan hurafeler, sözlerdir.

Tevbe-126’da: “Senede bir, iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı?”

9/TEVBE-126: E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).

Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).

Bu işin başında herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir. Yanlış değerlendirenler, doğru değerlendirenler vardır.

Allahû Tealâ’nın Kur’ân’da vazettiği hayır, bize derecat kazandıran herşey. Şerr, bize derecat kaybettiren herşey.

Eğer olay buysa bir hırsız başkasının arabasını çalıyor, seviniyor. Şerre seviniyor. Ama mal sahibi de üzülüyor. İkisinin de hissiyatı yanlış. Mal sahibi derecat kazanıyor.

Hayır derecat kazanmaktır, hayır mutluluktur. Şerr ise derecat kaybetmektir, mutsuzluktur. Allah’ın cephesinden, Allah’ın gözlükleriyle olay budur. Ama insanlar yanlış değerlendiriyorlar.

Musîbetler de bize derecat kazandırıyor. Musîbetlere üzülüyorlar. Ama Allah’ın gözlükleriyle bakıldığı zaman o kendilerine musîbet isabet edenler: “Biz Allah içiniz ve mutlaka Allah’a döneceğiz.” deyip ders alıyorlar.

2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Yani musîbetlerden gerekli dersi alıyorlar ve Allah’a ulaşmayı diliyorlar ki: “Biz Allah içiniz.” diyorlar. O zaman da Allahû Tealâ bu talebi kimin kalbinde görürse mutlaka onu Kendisine ulaştırıyor. Şûrâ-13 bu garantiyi veriyor.

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Ra’d-27 bu garantiyi veriyor.

13/RA’D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Allahû Tealâ: “Bana ulaşmayı dileyin. Ben sizi Kendime ulaştıracağım.” sözüyle bütün insanlara en büyük hediyeyi veriyor. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ mutlaka o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırır, o kişiyi ermiş evliya yapar.

Allah yolunda çekilen eziyetler başkalarına eziyet olarak görünür. Allah’ın dostları bunları Allah yolunda, Allah’ın sevgilisi olmak için birer merhale kabul ederler. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Eylül 2026Son güncelleme: 15 Ekim 20264 dk okuma2