Muhterem Hocam, çok mutsuzum. Mutlu olmak için bir arayış içindeyim. Bir sayfada mutlu olabilmemiz için “Düşünceleriniz ile kendinize eziyet etmeyin. Sağlıklı yaşamaya önem gösteri
Soru
Muhterem Hocam, çok mutsuzum. Mutlu olmak için bir arayış içindeyim. Bir sayfada mutlu olabilmemiz için “Düşünceleriniz ile kendinize eziyet etmeyin. Sağlıklı yaşamaya önem gösterin. Yürüyün, konuşun, yazı yazın.” gibi başlıklarla mutluluğun formülünü anlatıyor. Bu egzersizler bizi gerçekten mutlu eder mi? Açıklar mısınız?
Cevap
"Hayır. Bu egzersizlerle mutlu olmak, bu insanların kendi zanları. Kendi zanlarıyla nasıl mutlu olunacağını ifade etmişler. Ama Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Vasâyâ 8, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 56.
Ebu Hureyre’den nakledilen bir Hadîs:
""Zandan sakının. Zira zan sözlerin en yalanıdır.""
Bu insanlar tamamen Kur’ân hakikatinden habersiz, Kur’ân’ı bilmedikleri için bu zanlarla insanları oyalıyorlar. Allahû Tealâ, mutlu olmak isteyen insan için ne emir buyurmuş? Ra’d 28 ve Yûnus 58.
13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
10/YÛNUS-58 Kul bi fadlillâhi ve bi rahmetihî fe bi zâlike felyefrehû, huve hayrun mimmâ yecmeûn(yecmeûne).
De ki: “Allah’ın fazlı ve O’nun rahmeti ile artık ferahlasınlar (sevinsinler). O, onların topladıkları şeylerden (dünya mallarından) daha hayırlıdır.”
Öyleyse mutlu olmak ancak zikirledir, Allah’ın zikriyledir. Nûr 21’i de ilave edecek olursak o zaman sonuca birlikte ulaşıyoruz:
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Ne zaman Allah’ın fazlı ve rahmeti ne zaman kalbimize girer? Mürşidimize tâbî olduğumuz an. Öyleyse: 1. Zikirle, 2. Mürşide tâbî olduğumuz zaman kişi mutlu olur. O zaman mutlu olmak istiyorsa mutlaka Allah’a ulaşmayı dileyecek. Dilediği takdirde Allah onu mürşidine ulaştırıyor. Ve mürşidine tâbî olduğu zaman da zikre başlayacak. İşte mutluluğun olmazsa olmaz anahtarı: mürşide tâbî olarak Allah’ı zikretmektir. Allahû Tealâ bunu ifade ediyor Kur’ân-ı Kerîm’de. Önemli olan da Kur’ân’ın hükmüdür."