Muhterem Hocam, dalâlette ve hüsranda olanlar kimlerdir? Dalâlet ve hüsranda olmak hakkında bilgi verir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, dalâlette ve hüsranda olanlar kimlerdir? Dalâlet ve hüsranda olmak hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
Dalâlette olanlar; başlangıçta herkes dalâlette ama bu dalâlette olanları, Allah katından hidayetçiler göndererek, onları hidayete davet ediyor. Dalâlette kalanlar, hidayeti dilemeyenlerdir. Hüsranda olanlar da onlardır. Yani başka bir deyimle 7 âyet-i kerimede hüsranda olanları açıklıyoruz. Başlangıçta herkes dalâlette 7 âyet, başlangıçta herkes hüsranda:
BAŞLANGIÇTA HERKES HÜSRANDA
1. BAKARA-27: Onlar (fâsıklar), misaklarından sonra Allah’ın Ahd’ini bozarlar. Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar hüsranda olanlardır.
2. NİSÂ-119: ... Böylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, öyle ki mutlaka, Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Ve kim, Allah’tan başka, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.
3. A’RÂF-9: Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır.
4. A’RÂF-178: Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir.
Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).
5. TEVBE-69: ... Ve (dünya metaına) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onlar, onların amelleri heba oldu (boşa gitti). İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
6. MU’MİN-78: Ve andolsun ki senden önce (de) resûller gönderdik. ... Allah’ın izni olmadan bir resûlün âyet getirmesi olamaz. Artık Allah’ın emri geldiği zaman hak ile hükmedilmiş olur.
Ve bâtılı isteyenler, orada hüsrana uğramışlardır.
7. ASR-2: Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.
BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE
1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.
2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.
Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.
4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.
5. Şûrâ-52: … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …
6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve
daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7. Duhâ-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
Ama bu hüsranda olanlara baktığımız zaman şunu görüyoruz; Vel Asr Suresi. Hüsranda olmasının arkasındaki ne var? Amenû olmamaları var. Kimdir amenû olmayanlar? 'Likâallah'ı dilemeyenler. Belki burayı en güzel şekilde ifade eden Yûnus 45’i dile getirelim:
10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
“Kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâh” Niçin dalâlette kalmış? Likâallahı yalanladığı için. Niçin dalâlette kalmış?
Arâf 178:
ARÂF-178 Men yehdillâhu fe huvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).
Yani hüsranda olanlar, onlar hidayeti dilemeyenlerdir. Allah razı olsun.