Muhterem Hocam, devamlı olarak zikir yapmak dinde aşırıya kaçmak mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, devamlı olarak zikir yapmak dinde aşırıya kaçmak mıdır?
Cevap
"Hayır. Allahû Tealâ daimî zikri farz kılmıştır. Ankebût Suresinin 5.âyet-i kerimesinde üç çeşit zikirden bahsediyor:
29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin tilâveti bir zikirdir, namaz kılmak da bir zikirdir. Ama bu iki zikrin ötesinde Allah isminin tekrarı en büyük zikirdir.
İşte Müzzemmil Suresinin 8.âyet-i kerimesi:
73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
Ahzâb Suresinin 41.âyet-i kerimesi:
33/AHZÂB-41 Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
Çok zikir, en az 13 saat. Nisâ Suresinin 103.âyet-i kerimesi:
4/NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, ""vakitleri belirlenmiş bir farz"" olmuştur.
Daimî Allah’ı zikret yani 24 saat Allah’ı zikret.
Bu 24 saat Allah'ın zikri, Kur’ân âyetlerinin tilâveti değil, namaz kılmak da değil. Bu 24 saat zikir Allah isminin kalpte tekrarı, sessiz sesimizle tekrarıdır.
Zümer Suresinin 18.âyet-i kerimesi:
39/ZUMER-18 Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
işte sahâbeden bahsediyor, nefslerini teslim edenlerin daimî zikre ulaştığını gösteriyor. Eğer insanlarla konuşursanız İslâm’ın beş şartından bahsedecekler, bunun orta yol olduğunu söyleyeceklerdir. Aşırıya kaçma diyeceklerdir.
Ama İslâm’ın bir şartı değildir. Altıncı şart Allah’a ulaşmayı dilemek, yedinci şart ise zikirdir. Ve Allahû Tealâ herkesin 24 saat süreyle aralıksız zikir yapmasını Kur’ân-ı Kerim’e farz olarak koymuştur.
Öyleyse ifrat ve tefrit bakımından Allah’ın standartları asıldır. Daimî zikir farzdır. Bununla 14 asır evvel sahâbenin hepsi daimî zikrin sahibi olmuştur. Zikirsiz İslam olmak mümkün değildir.
Allah razı olsun."