Muhterem Hocam, din tahsili, din eğitimi yapıp da insanlara fayda yerine zarar verenler olur mu? Faydalı ve faydasız ilim söz konusu mu? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, din tahsili, din eğitimi yapıp da insanlara fayda yerine zarar verenler olur mu? Faydalı ve faydasız ilim söz konusu mu? Açıklar mısınız?

Cevap

Evet sevgili kardeşlerim, din tahsili yapmış olabilir. “Din eğitimi yapıp da insanlara fayda yerine zarar verenler olur mu?” Evet, çünkü öğrendikleri emaniyye bilgiler, Kur'ân-ı Kerim'e ters bid'atler içeriyorsa, o zaman orada öğrendikleri o bid'at ile insanların Allah'a giden yolunun kesilmesine sebep oluyorlar. İşte Allahû Tealâ bunun bir misalini Bakara 78, 79, 80'de açıklıyor:

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).

Artık elleriyle (emaniye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

2/BAKARA-80 Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve (emaniyeye tâbî olanlar): “Ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz?” O taktirde (Eğer böyle bir ahd almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

Onlar ümmîdirler “ Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye” Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Yani ümmîlerdir; Kur'ân-ı Kerim'i, kitapları bilmiyorlar. Onlar Allah'ın Kitabını bilmezler, sadece emaniyye kişilerin yazdığı kitapları bilirler ve onlar da, onlar sadece zanda bulunurlar.

Ne yazıyorlar? Bid'atleri. “Len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh: Sayılı günlerin dışında bize ateş dokunmaz." Neye inanıyor bu insanlar? Neye, hangi bid'ati yazmışlar? "Biz günahlarımızın karşısında cehennemde birazcık yanacağız, ondan sonra sevaplarımızın karşılığında Allahû Tealâ mutlaka bizi cennetine alacak." Halbuki Kur'ân-ı Kerim'de cehennemlik olarak cehenneme giren kişinin, bir daha oradan çıkması mümkün değil. Tam 58 tane âyet-i kerime gereğince. Hadîste de; cehennem de ebedî, cennet de ebedî.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK-5

50. ZUHRÛF-77 Ve (mücrimler): “Ey malik (ey cehennem bekçisi)! Rabbin bizim üzerimize hüküm versin (bizi öldürsün).” diye seslendiler. (Malik): “Muhakkak ki siz, (bu azabın içinde) kalacak olanlarsınız.” dedi.

51. MUHAMMED-15 …Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) Rab'lerinden mağfiret vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?

52. MUCÂDELE-17 Onların malları ve evlâtları, Allah'tan bir şeye (azaba) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir, orada ebediyen kalacak olanlardır.

53. HAŞR-17 Böylece ikisinin (münafıkların ve şeytanın) akıbeti orada, ateşin içinde ebediyyen kalmak oldu. Ve işte bu, zalimlerin cezasıdır.

54. TEGÂBUN-10 Âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlar; işte onlar, ateş ehlidirler, orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ve (o) ne kötü varış yeri (ulaşılacak yer).

55. CİNN-23 …Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

56. NEBE-21 Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.

NEBE-22 Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.

NEBE-23 (Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.

57. İNFİTÂR-14 Ve muhakkak ki füccar, mutlaka alevli ateş içindedir.

İNFİTÂR-15 Din günü ona (alevli ateşe) yaslanırlar (atılırlar).

İNFİTÂR-16: Ve onlar, ondan (alevli ateşten) gaib olacak (kaybolacak, yanıp bitecek) değillerdir.

58. BEYYİNE-6 Muhakkak ki kitap ehlinden inkâr edenler ve müşrikler, cehennem ateşindedirler ve orada devamlı kalacak olanlardır. …

O zaman âyetler cehennemden çıkış yoktur diyorsa, hadîste de cehennem de ebedî, cennet de ebedî diyorsa, insanların kendi faydasız ilimleri sebebiyle bunu zanda bulunmaları bir şey ifade etmez.

26/ŞUARÂ-214 Ve enzir aşîratekel akrabîn(akrebîne).

Ve en yakının olan aşiretini uyar.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ 6

Ebû Hureyre’den nakledilen bir Hadîs:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka’b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez…”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Tefsir, 26; Müslim, İman, 348-355; Ahmed, I, 281-307; İbn-i Sa’d, I, 74, 200; Belâzurî, I, 119; Semîra ez-Zâyid, I, 357-359.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Kureyş kabilesini Safâ Tepesi’ne davet etti ve şöyle hitap etti.

“–Ey Kureyş cemaâti! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?”

Onlar da hiç düşünmeden:

“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.

Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisnâ bu tasdîki alan Peygamber Efendimiz S.a.v. onlara şu ilâhî hakîkati bildirdi:

“–O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allâh’a mülâkî olmaya inanmayanların o çetin azâba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.

Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve âilesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.

Ey Kureyş cemaâti! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Kabirden kalkıp Allâh’ın huzûruna varmanız, dünyâdaki her hareketinizin hesâbını vermeniz muhakkaktır. Netîcede hayır ve ibâdetlerinizin mükâfâtını, kötü işlerinizin de ceza ve şiddetli azâbını göreceksiniz! Mükâfât ebedî bir cennet; mücâzat ise dâimî bir cehennemdir.”

Faydalı ilim; insanları kurtuluşa ulaştıran bir ilimdir. Faydasız ilim de; Câsiye 23'te açıklanmış:

45/CÂSİYE-23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhakî, Şuabü’l-İmân, XIII, 174/10132

"Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, hevâ ve tûl-i emeldir. Hevâ insanı Hak’tan alıkoyar.

Tûl-i emel ise âhireti unutturur. Şu dünya, arkasını dönmüş gidiyor.

Âhiret ise yüzünü dönmüş geliyor.

Her birinin kendine has evlatları (tâlibleri) vardır. Eğer âhiret tâliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücünüz yeterse bunu yapın! Bolca amel-i sâlihler işleyin! (Zikir yapın) Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz."

Yani kişi zikretmediği zaman hevâsına uymuş oluyor ama öncelikle ahiretin tâliplerinden olması lâzım. Başlangıç noktasında herkes dünya hayatı için çalışıyor. Herkes dünyayı talep ediyor. Ama eğer ahiretin taliplerinden olup dünyanın evlâtlarından olmamaya gücünüz yeterse, o zaman sâlih amel işleyin. Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan, ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20267 dk okuma0