Muhterem Hocam, dinde cemaat olmanın önemi nedir?
Soru
Muhterem Hocam, dinde cemaat olmanın önemi nedir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, dinimiz üç esas üzerine bina edilmiştir: Vahdet, tevhid ve teslim. Aslında kâinata baktığınız zaman Allah’ın insanlardan istediği tek şey tevhid. Bir ve beraber olmak. İblis'in, düşmanın da istediği şey insanları dinde fırkalara ayırmak. Öyleyse iblis insanları dinde fırkalara ayırmak isterken Allah da insanların bir ve beraber olmasını, cemaat hâlinde olmasını istiyor. Vahdet, Allah tektir. Çünkü kâinat yoktu. Allah vardı. Neredeydi? Yokluktaydı. Arştaydı. Arş zamanın, mekânın olmadığı bir muhteva ifade ediyor. Allahû Tealâ oradaydı. Zamanı da kullanmıyorsa, mekânı da kullanmıyorsa. Evet.
Allahû Tealâ sıfır zaman aralığında sonsuz hızın sahibi. Zaman ile hız ters ilişki içerisinde. Hız arttıkça zaman kısalır. Zamanı sıfırladığınız an hız sonsuza ulaşır. O zaman sıfır zaman aralığında sonsuz hızın sahibi olan Allahû Tealâ hiçbir şey yokken vardı ve yaratmayı diledi. Enerjiyi yarattı. Canlı ve cansız bütün âlemleri de enerjiyle yarattı.
Ve Allah Resûlü şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.
"…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:
Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı.
Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna.
Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir.
Bunun üzerine bir adam:
−Ey Allah’ın Resulü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu.
Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
−"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."
Yani cemaat mürşide tâbî olmayı gerektiriyor. Kimdir dinde fırkalara ayrılanlar? Kimdir cemaat hâlinde olanlar? Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İmân, 18; İbn Mace, Fiten, 17; İmam Hanbel, 2/332.
"Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girecek."
Öyleyse şu anda kâinatta Allah’ın dinini yaşayan tek bir cemaat var. Fırka-i nâciyeden oluşan cemaat. Ulaşmayı dilemekle başlıyor. Ulaşmayı dileyen herkes mutlaka Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşidine tâbî. Ve ruhun teslimi, fizik vücut teslimi, nefsin teslimi, iradenin teslimiyle hayat yaşanıyor.
Şimdi Allah tektir. Evvelâ Allahû Tealâ şirkten kurtulmamızı istiyor. Şirkten kurtulmak Allah’ın kitabına dört elle sarılmaktır. Çünkü Câsiye Suresinin 23. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
45/CÂSİYE-23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
O nefslerini ilâh edinenleri görmüyor musun? Gizli şirkte olanları bir ilim üzere dalâlette bırakmış. Öyleyse bunların ilmi faydasız ilim. Zanlardan, insanların zanlarından oluşan ilim. Faydasız ilmin sahibi, insanların zanlarından oluşan ilim, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ilmi, zanlarına tâbî olanların. Onlar ulaşmayı dilemedikleri için de Allahû Tealâ onların kalplerini ve kulaklarını mühürlüyor. Baş gözündeki basar hassasının üzerine perdeyi koyuyor. Ondan sonra bu sağır, dilsiz ve körü kim hidayete erdirebilir diyor. Öyleyse Allahû Tealâ öncelikle bizim şirkten kurtulmamızı istiyor. Şirkten kurtulmak bir dilektir.
Kalpten ulaşmayı dilemek yetmez. Başlangıç noktasında bütün insanlar 19 negatif özelliğin sahibidirler:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra’d-27
5. Fısktadır. Bakara-26
6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142
7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27
8. İsyandadır. Yûnus-11
9. Fitnededir. A'râf-27 / Enfâl-28
10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24
11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43
13. Sebîlel gayy’dadır. A'râf-146
14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103
15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65
16. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A'râf-178
17. Takva sahibi değildir. Rûm-32
18. Mü'min değildir. Sebe-20
19. Hidayette değildir. Yûnus-45
Ama bu 19 negatif özellikten kurtulmak bir dilektir. Bu dilek kişinin kalpten ulaşmayı dilemesidir. İşte talep, bu talep o kişinin kalbinde varsa Allah Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve anında 19 negatif özelliği pozitif özelliğe çeviriyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN 19 POZİTİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerine yakîn hasıl edenler. Ra’d-2 / Secde-24
2. Şirkten kurtulmuştur. Rûm-31
3. Küfürden kurtulmuştur. Sebe-20
4. Dalâletten kurtulmuştur. Ra’d-27
5. Sağır, dilsiz ve kör olmaktan kurtulmuştur. Hacc 51 / Enâm 46 -122 / İsrâ 46- / Enfâl 24
6. Fısktan kurtulmuştur. Bakara 27
7. Şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtulmuştur. Zumer 17
8. Kurtuluşa eren fırkadır. Âli İmrân 103 / Rûm 32 / Zilzâl 20
9. Zulümden kurtulmuştur (nefsine zulmetmeyendir). Bakara 257
10. Cehaletten kurtulmuştur (akledendir). Bakara 2 / Ra’d 4
11. İsyandan kurtulmuştur. Hucurât-7
12. Sebîlel rüşddedir (rüşd yolundadır). Mu’min-38
13. Fitneden kurtulmuştur. Enfâl-28
14. Birbirine dost olmuşlardır. Âli İmrân 103
15. Amelleri boşa gitmeyendir (hüsranda değildir). Âli İmrân 100 / Rûm 32 / Zilzâl 20
16. Takva sahibidir. Rûm-31
17. Mümindir. Sebe-20
18. Hidayettedir. Ra’d-27
19. Gideceği yer cennettir. Mu’minûn-102