Muhterem Hocam, dinlediğim birçok hoca “Namaz kılmayan, namazını terk eden kâfirdir.” diyor. Müslüman olabilmemiz için namazın önemi nedir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, dinlediğim birçok hoca “Namaz kılmayan, namazını terk eden kâfirdir.” diyor. Müslüman olabilmemiz için namazın önemi nedir? Açıklar mısınız?

Cevap

Nebîler Sultanı Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in bu konuda böyle bir açıklaması yok. Kur’ân-ı Kerim’de de böyle bir durum söz konusu değil.

Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın irşadla vazifeli kıldığı velî resûlün, velî mürşidin âyetleri birinci görevi olarak tilâvet etmesiyle, bu âyetlerin tilâvetinde âyetlere îmân eden herkesin işiten olarak Allah’a teslim olduğunu buyuruyor. Rûm Suresinin 53. âyet-i kerimesiyle Neml Suresinin 81. âyet-i kerimesi bunu söylüyor. “Sen” dediği âyetleri tilâvet eden resûlü ifade ediyor. Körleri dalâletten kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır. O hâlde âyetlerin tilâveti ve bu âyetlere îmân eden kişi, onlar teslim olanlardır, Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.

30/RÛM-53 Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.

27/NEML-81 Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır.

Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, İman 8; İbn Mâce, Fiten 12; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 231, 236, 237.

"Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi? İşin başı İslâm, direği namaz, doruğu cihaddır."

O zaman namaz, dinin direği, kişinin mürşide tâbî olduktan sonra yerine getirilmesi gereken bir ibadet olarak karşımıza çıkıyor. Bundan önce, namazdan önce kişinin kalben Allah’a ulaşmayı dilemesi ve kurtuluşa ermesi söz konusu. “Essalâtü mi’râcü’l-mü’min.” Namaz mü’minin miracıdır. İşte ne zaman kişi 12 ihsanla Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olursa Allahû Tealâ onu 7 kalp şartının sahibi kılar. Bu 7 kalp şartından bir tanesi de kalbine îmânın yazılmasıdır. O sebeple namaz mü’minin miracıdır.

Bir başka hadîste:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Cihâd, 13; Müslim, İmâre, 144.

“Kabîlesinin İslâm’a girmesine önce itiraz eden, sonra da pişman olan Usayram, tepeden tırnağa silâhlanmış bir hâlde Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e geldi ve:

‘Ya Rasûlallah! Sizinle birlikte önce savaşa mı katılayım, yoksa müslüman mı olayım?’ dedi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz: “Önce müslüman ol, sonra savaş!” buyurdu.

Bunun üzerine Usayram müslüman oldu, sonra savaştı ve şehit oldu. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Usayram için: “Az çalıştı, fakat çok kazandı.” buyurdu.

Öyleyse görüyorsunuz ki öncelikle kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi, îmân sahibi olması, İslâm olması, İslâm dairesinin muhtevasının içerisine girmesi; ondan sonra ikinci etapta ameller geliyor.

Dolayısıyla Müslüman olabilmemiz için namazın önemi, namazın vasıta emirlerden bir tanesi olmasıdır. Ama onun öncesinde Allah’a ulaşmayı dilemek ve Allahû Tealâ’nın bize farz kıldığı zikri yapmak söz konusu. Günümüz İslâm tatbikatı İslâm’ın 5 şartının üzerine bina edilmiş. Ama bu İslâm’ın 5 şartının içinde Allah’a ulaşmayı dileği, ruhun talebi yoksa; nefsin üzerine farz kılınan zikir yoksa, ki Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhâri, Savm, 51.

“Nefsinize zulmetmeyin çünkü onun sizin üzerinizde hakkı vardır.”

Kimdir nefsine zulmeden? Zikri yapmayan. Kimdir zulmetmeyen? Zikir yapan. Öyleyse ruhun talebi yoksa, nefsin yapması gereken zikir yoksa sadece fizik bedenin yaptığı kuru kuruya ibadetlerle kimse kurtuluşa ulaşamıyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20263 dk okuma0