Muhterem Hocam, dua etmek neden önemlidir?
Soru
Muhterem Hocam, dua etmek neden önemlidir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, herşeyin sahibi Allah’tır. Bizler de fakirleriz. Fâtır Suresi'nin 15. âyet-i kerimesine baktığımız zaman ne görüyoruz:
35/FÂTIR-15 Yâ eyyuhen nâsu entumul fukarâu ilâllâhi, vallâhu huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Ey insanlar! Sizler, Allah’a muhtaç fakirlersiniz. Ve Allah ki, O; Gani’dir (zengin, ihtiyacı olmayan), Hamîd’dir (hamdedilen).
Öyleyse ne görüyoruz? Gördüğümüz herşey, her şeyin sahibi Allah’tır. Neye ihtiyaç duyuyorsak onu Allah’tan istememiz lâzım. Allah’tan talep etmenin adı duadır. Furkân Suresi'nin 77. âyet-i kerimesinde:
25/FURKÂN-77 Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen).
(Onlara): “Rabbim, dualarınız olmasa size değer vermez. Oysa siz yalanlamıştınız. Fakat (azap) kaçınılmaz olacak.” de.
“Duanız olmasa Allah katında bir kıymetiniz yok.” Öyleyse Allah katında bir yerde olabilmek mutlaka Allah’tan talep etmemizle mümkündür.
Örneğin Allah’ın dostu olmak için de Allah’a dost olmayı dilemek lâzım. Cennet sahibi olmak için de yine Allah’ı dilemek lâzım. Kısacası neye sahip olursak olalım Allah’tan talep etmemiz lâzım. Bakara 186’da:
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
“Kullarım sana Benden sordularsa ben onlara yakınım. Dua edenin duasına icabet ederim ama onlar da Benim davetime icabet etsinler.”
İhtiyacımız olan maddî ni’metler var, ihtiyacımız olan manevî ni’metler var. Ama her ikisinde de Allah’tan talep etmemiz gerekir. Maddî ni’metler için dua etsek de etmesek de Allahû Tealâ verendir. İşte 7 tane âyet-i kerimede “Kim bizden dünyayı isterse veririz ama onun ahirette bir nasibi yoktur.”
ALLAH’A YÖNELMEYEN DÜNYA HAYATINA YÖNELEN “BİZE DÜNYADA VER” DİYENLER
1. BAKARA 200: … artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: ‘Rabbimiz bize dünyada ver.’ derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.
2. YUNUS 7: … Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
YUNUS 8: İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
3. HUD 15: Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse onların amellerinin karşılığını orada, onlara öderiz...
HUD 16: İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur…
4. KASAS 78: … ‘Allah’ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu’ bilmiyor mu?
KASAS 79: Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun’a verilenler kadar bizim de olsaydı.’
KASAS 80: Ve ilim verilenler: ‘Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır…
5. ŞURA 20: Kim ahiret hasadını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) arttırırız. Ve onun ahirette nasibi yoktur.”
6. NAZİAT 38: Ve dünya hayatını tercih etmiş ise.
NAZİAT 39: O takdirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.
7. FATIR 5: Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
hadîs-i Şerif: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.”
Kaynak: İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte.
Fakat manevî ni’metler için Allah’tan alabilmemiz mutlaka Allah’a ulaşmayı dilememize bağlıdır. Allah ile olan en kıymetli yarattığı insan arasındaki en büyük ilişki vasıtası duadır. Dua yoksa Allah’ın İndi'nde biz insanlar da yokuz demektir.
Dua hayatımızın var olması için, devamı için, başarıya ulaşması için temel gıdadır. Allah Rab’dir, bizi yaratandır ve kullarının Kendisine müracaatını ister. Ne kadar Allah ile meşgul olursak, ne kadar Allah’tan istersek Allah bizi o kadar çok sever.
Her zaman O’na dua etmek, tazarru etmek, niyaz etmek suretiyle O’na yalvarmak bizim temel görevimiz olması lâzım.
“Ben kulumun beni sandığı gibiyim. Bana dua ettiği, beni zikrettiği zaman onunla beraberim.” Bir başka hadîs: “Dua ibadetin özüdür. Dua mü’minin silahıdır.""
Ve Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Duanızın kesinlikle kabul edileceğine îmân ederek dua edin. Bilin ki Allah kalbi gaflet içinde olanların duasını kabul etmez.”
İşte manevî dua mutlak surette kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyi gerektiriyor. Kalben ulaşmayı dilemeyenlerin manevî istikametteki dualarına Allah icabet etmiyor. Bakara 186 bunu söylüyor.
HADİS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhari, Tevhid, 15; Müslim, Tevbe
"Ben kulumun Beni zikrettiği gibiyim. Kulum Beni zikrederse onunla beraber olurum. Kulum Beni içinden ve gizlice zikrederse Ben de onu içimden ve gizlice zikrederim. Kulum Beni halk ve topluluk içinde zikrederse Ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim. Kulum Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana bir kulaç yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim."
Kısacası görüyorsunuz ki Allahû Tealâ’nın üzerimizdeki tecelliyatı bizim hareketimize, Allah’a doğru yönelmemize bağlıdır.