Muhterem Hocam, dünya hayatıyla tatmin olmayı ve Allah'ın zikriyle tatmin olmayı bizlere anlatır mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, dünya hayatıyla tatmin olmayı ve Allah'ın zikriyle tatmin olmayı bizlere anlatır mısınız?

Cevap

Dünya hayatı geçici zevkleri oluşturuyor sevgili kardeşlerim. Bu konuda bir slaytımız var: Dünya hayatının ne olduğu, âyetlerdeki karşılığı nedir?

Dünya hayatından razı olmak. Dünya hayatı burada Yûnus 7-8'de, âyetlerden gâfil olanların yaşadığı hayattır. Dünya hayatı oyun ve eğlencedir. Dünya hayatı altın ve paradır. Dünya hayatı şehvettir, mal ve çocuklardır, gösteriştir, dünya saltanatıdır. Bunlar dünya hayatı. Ama aslolan Allah'ın zikridir.

DÜNYA HAYATINDAN RAZI OLMAK

1. DÜNYA HAYATI

YÛNUS-7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YÛNUS-8 İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

2. OYUN / EĞLENCE

ARÂF-51 Onlar, onların dinini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının onları aldattığı kimselerdir.

ANKEBÛT-64 Ve bu dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Muhakkak ki ahiret yurdu, elbette o gerçek hayattır. Keşke bilselerdi.

MUHAMMED-36 Muhakkak ki dünya hayatı bir oyun ve eğlencedir. Ve eğer âmenû olursanız ve takva sahibi olursanız (Allah’a ulaşmayı dilerseniz) size ecirleriniz verilir...

3. ALTIN / PARA

ÂLİ İMRÂN-14 İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir…

TEVBE-34 … Ve altın ve gümüşü biriktiren ve onu Allah yolunda infâk etmeyen kimseler; artık onlara elîm azabı haber ver.

4. ŞEHVET

NİSÂ-27 Ve Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir meyille (şehvete) meyletmenizi isterler.

MERYEM-59 Bundan sonra onların arkasından gelen nesil, namazı ihmal (zayi) ettiler. Ve şehvetlere (nefsin arzularına) tâbî oldular. Artık yakında gayy (cehennemde en alt bölüm) ile karşılaşacaklar.

5. MAL VE ÇOCUK

ENFÂL-28 Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.

KEHF-46 Mal ve çocuklar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür). Bâki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslâh edici ameller), sevap olarak ve emel (ümit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır.

6. GÖSTERİŞ

EN’ÂM-70 Kendilerinin dinini bir oyun ve bir eğlence edinenleri bırak. Ve onları dünya hayatı aldattı. Ve de kazandıklarından (kazandıkları nâkıs derecelerden) dolayı nefsin helâk olacağını, onunla hatırlat…

TÂHÂ-131 Ve onlardan bazılarına, onları imtihan etmemiz için, (onlarla) metalandırdığımız (faydalandırdığımız) dünya hayatının ziynetlerine gözlerini dikme (imrenme). Ve Rabbinin rızkı daha hayırlıdır ve bâkidir (devamlıdır).

7. SALTANAT

HÂKKA-29 Benim saltanatım (mal gücüm) helâk oldu.

KASAS-4 Firavun, gerçekten yeryüzünde (Mısır’da hükümdardı) ve halkını gruplara ayırdı. Onların bir kısmını (yahudileri) güçsüz bırakıyor, onların oğullarını boğazlatıyor, kızlarını (kadınlarını) canlı bırakıyor(du). Muhakkak ki o, fesat çıkaranlardandı.

"Dünya hayatıyla tatmin olmayı, Allah'ın zikriyle tatmin olmayı bizlere açıklar mısınız?"

Birisi geçici. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Dünyevî zevkleri silen, süpürür ölümü, zikri çok hatırlayın.” Öyleyse aslolan ahiret hayatıdır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tırmızî Zühd 4. Ayrıca bkz. Nefsâî, Cenâiz 3; İbn-i Mâce, Zühd 31.

"Zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çok hatırlayın!"

Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor bir hadîsinde:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, XIII, 174/10132

"Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, heva ve tûl-i emeldir. Heva insanı Hakk’tan alıkoyar.

Tûl-i emel ise ahireti unutturur.

Şu dünya, arkasını dönmüş gidiyor.

Ahiret ise yüzünü dönmüş geliyor.

Her birinin kendine has evlatları (talipleri) vardır.

Eğer ahiret taliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücünüz yeterse bunu yapın! Bolca amel-i salihler işleyin! (Zikir yapın).

Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz."

Buyuruyor ki “Bu ümmet için en çok korktuğum şey heva ve tûl-i emeldir. Heva Hakk'tan ayırır; tûl-i emel ise ahireti unutturur. Dünya arkasını dönmüş gidiyor; ahiret ise yüzünü bize çevirmiş geliyor. Her birinin kendine has evlatları (talipleri) vardır. Dünya hayatını isteyenler var, ahiret hayatını isteyen var.

Yani ne diyordu Âziz Mahmûd Hüdâyî: “Ehli dünya dünyada, ehli ukba ukbada; her birisi bir sevdada. Ama bana Allah'ım gerek.”

Eğer ahiret taliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücün yeterse salih amel işleyin (zikredin).

İşte Âziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri: “Ehli dünya dünyada, ehli ukba ukbada; her birisi bir sevdada. Ama bana Allah'ım gerek.”

Bolca salih amel işleyin. Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olunan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz.

Mesela Şuarâ Suresinin 99. âyet-i kerimesine bakalım beraberce:

26/ŞUARÂ-99 Ve mâ edallenâ illâl mucrimûn(mucrimûne).

Ve bizi mücrimlerden (hidayete mani olanlardan) başkası dalâlette bırakmadı.

“Bizi mücrimlerden, hidayete mani olanlardan başkası dalâlette bırakmadı.”

100'e bakalım, 100. âyet-i kerimede:

26/ŞUARÂ-100 Fe mâ lenâ min şâfiîn(şâfiîne).

Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.

“Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.” Kim diyor? Bu, sapanlar. Yani kişi, Allah’a ulaşmayı dilemiyor; başkasının dilemesine mani olan mücrimler onları saptırmışlar ve onlar için bir şefaatçi, ya bir mürşid yok. Devam ediyoruz.

101. âyet-i kerimesinde:

26/ŞUARÂ-101 Ve lâ sadîkın hamîm(hamîmin).

Ve (bizim için) sadık bir dost yoktur.

"Bizim için sadık bir dost yoktur."

Onlar birbirine orada da düşmandırlar, burada da düşmandırlar. Birbirine düşmandırlar. Dolayısıyla burada baktığımız zaman burası amel işleme yeri, hesap yeri değil. Ahiret hayatı, hesap yeri.

Ve devam edersek şunu görüyoruz:

26/ŞUARÂ-102 Fe lev enne lenâ kerraten fe nekûne minel mu’minîn(mu’minîne).

Bizim için keşke bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı, o zaman biz mü’minlerden olurduk.

İşte bak! "Bizim için keşke bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı, o zaman biz de mü'minlerden olurduk.” Yani bu dünyada amel yapmayanlar, tekrar dünyaya geri gelmek istiyorlar. “İkinci kere dünyaya geri dönseydik.”

BİZİ DÜNYAYA GERİ GÖNDER (EYVAH) DİYENLER

EN’ÂM – 77 Ateşin üzerinde durduruldukları zaman görsen. O zaman: “Keşke biz geri döndürülseydik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamazdık, mü’minlerden olurduk.” dediler.

A‘RÂF – 53 “…Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir. Artık bize şefaat edecek şefaatçiler var mı ki; bize şefaat etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık.” derler.

İBRÂHÎM – 44 Azabın onlara geleceği gün ile insanları uyar. O zaman zalimler şöyle diyecek: “Rabbimiz, bizi yakın bir süreye kadar tehir et (bize zaman ver). Senin davetine icabet edelim ve resûllere tâbî olalım.”

MU’MİNÛN – 99-100 Onların birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim, beni geri gönder. Böylece terk ettiğim salih amelleri işlerim.” Hayır, muhakkak ki onun söylediği söz, sadece boş bir kelimedir. Ve beas edilecekleri güne kadar onların arkasında berzah vardır.

SECDE – 12 Ve keşke mücrimleri, Rab’lerinin huzurunda başlarını öne eğerek:

“Rabbimiz, biz gördük ve işittik. Bizi (dünyaya) geri döndür, salih amel yapalım. Muhakkak ki biz, yakîn hasıl edenler olduk.” derken görseydin.

SECDE – 29 De ki: “Fetih günü, kâfir olanlara îmânları bir fayda vermez. Onlara süre verilmez.”

FÂTIR – 37 Ve onlar, orada feryat ederler: “Rabbimiz, bizi (buradan) çıkar, yapmış olduklarımızdan başka salih amel yapalım.”

ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o takdirde onun için, bundan sonra bir velî yoktur. Zalimleri, azabı gördükleri zaman: “(Dünyaya) geri dönüşe bir yol var mı?” derken görürsün.

MU’MİN – 11 (Kâfirler) dediler ki: “Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?”

ŞUARÂ – 102 “Bizim için keşke bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı, o zaman biz mü’minlerden olurduk.”

Öyleyse Allah’ın zikriyle mutmain olmayanlar hep bir pişmanlık içinde yaşayacaklardır. Tekrar dünyaya geri gelmek isteyeceklerdir ama gelemeyeceklerdir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma2