Muhterem Hocam, Hacc Suresi 32. âyete ve Mâide Suresi 28. âyete göre kişinin takva sahibi olması kalbî yapısındaki duruma mı bağlıdır? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Hacc Suresi 32. âyete ve Mâide Suresi 28. âyete göre kişinin takva sahibi olması kalbî yapısındaki duruma mı bağlıdır? Açıklar mısınız?

Cevap

Hacc 32'de Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

22/HACC-32 Zâlike ve men yuazzım şeâirallâhi fe innehâ min takvâl kulûb(kulûbi).

Ve işte kim, Allah’ın şiarlarına (emirlerine, farzlarına) hürmetle uyarsa bunun sebebi muhakkak ki onların kalplerinin takva sahibi olmasındandır.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsi şerifinde kalplerin takvasından bahsederken üç kere göğsüne işaret ederek: “Takva buradadır. Takva buradadır. Takva buradadır.” deyince kalplerin takvası, burada zikir mânâsında ifade ediliyor.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, “Birr”, 32; Tirmizî, “Birr”, 18.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) eliyle göğsünü işaret ederek üç defa, “Takva buradadır.” buyurmuştur.

"O nefsin manevî kalbine fücûru ve takvayı ilham edene"; nefsin manevî kalbindeki takva, zikri muhtevasına alıyor.

91/ŞEMS-8 Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.

Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.

Allahû Tealâ Ra’d 28'de: "Onlar ki amenu oldular ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain oldu."

13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).

Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

Öte yandan A’râf 35'te: “takva sahibi olan ve ıslah edici amellere başlayan..." Islah edici amel, zikir mânâsına geliyor. Burada da kalplerin takvası bununla alâkalı.

7/ARÂF-35 Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar.

Kardeşimiz diyor ki: "Kişinin takva sahibi olması kalbî yapısındaki duruma mı bağlı?" Evet. Zikretmeyen kişi, Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişidir. Kalbi kapalı olan kişidir. Kalbinin açılabilmesi mutlak surette bu kalbî dileğe bağlıdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20262 dk okuma0