Muhterem Hocam, evlilik konusunda işlerim sürekli ters gidiyor. Herşey yolundayken birden bozuluyor ve kız arkadaşımla sürekli tartışıyoruz. Üzerimde büyü, nazar veya birinin ahı olabilir mi?

Soru

Muhterem Hocam, evlilik konusunda işlerim sürekli ters gidiyor. Herşey yolundayken birden bozuluyor ve kız arkadaşımla sürekli tartışıyoruz. Üzerimde büyü, nazar veya birinin ahı olabilir mi?

Cevap

Sevgili kardeşim, evvela sen vazifeni yapacaksın. Sen âyetle kendini anlamaya başlayacaksın. İbrâhîm-22 Bunu dinle; sual sahibi kardeşimiz, dinle:

14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun). Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

Şimdi kardeşimiz, evvela sen Allah’ın sana söylediğini yaptın mı? Kalben ulaşmayı diledin mi? Mürşidine tâbî oldun mu? Zikri yapmaya başladın mı? Allah’ın sana söyledikleri bu. Eğer sen bunları yapmadıysan o zaman şeytan diyor ki: “Beni niye suçluyorsun? Kendi nefsini suçla.” O zaman diyorsun ki: “Acaba şeytanın sihri, büyüsü; birisi bana büyü mü yaptı? Nazara mı geldim?” Şu, bu... Evvela sen Allah’ın sana verdiği görevi yerine getir. Kalben Allah’a ulaşmayı dile. Allah’ın senin için tayin ettiği mürşidine tâbî ol ve herşeyin ilacı zikri yapmaya başla. Ondan sonra konuşalım. Ben eminim ki bunları yaparsan şunu diyeceksin: “Ey Allah senden razı olsun Hocam. Bu reçete niye bugüne kadar bize söylenmedi?” Çünkü biz de sizin durumunuzdaydık. Zikir yapmadan evvelki halimiz; herkesle kavga halinde, öfkeli ve sinirli bir insandık. Ama ne zaman Rabbimizin Kur’ân reçetesini hayatımıza tatbik etmeye başladık, o zaman herşey çok güzel oldu.

Sevgili kardeşlerim, Allah sizi çok seviyor. Sizi çok seviyor. Sizi çok seviyor. Siz mi kendinizi çok seviyorsunuz yoksa Allahû Tealâ mı? Allah sizi, sizin sevdiğinizden milyar kat daha fazla seviyor ve sadece ve sadece ve sadece Allah sizin mutlu olmanızı istiyor. Ve mutluluğu da o kadar basit bir sebebe bağlamış ki; bir dilek. Ne kaybedersiniz sevgili kardeşlerim, kalben Allah’a ulaşmayı dilerseniz? Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 8 Ekim 2026Son güncelleme: 8 Ekim 20262 dk okuma2