Muhterem Hocam, evliyalık çok bilgi sahibi olmakla kazanılan bir vasıf mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, evliyalık çok bilgi sahibi olmakla kazanılan bir vasıf mıdır?
Cevap
Kur’ân-ı Kerim’e göre evliya olmak bir dilektir. Başlangıç noktasında herkes gizli şirktedir. Câsiye Suresinin 23. âyet-i kerimesinde:
45/CÂSİYE-23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Onun için Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Zikir, 73; Tirmizî, Deavat 69, (3478); Nesai, İstiâze 2, (8, 255).
“Allah’ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen bir kalpten, doymak bilmeyen nefsten ve kabul olunmayacak duadan Sana sığınırım.”
buyuruyor.
Her devirde insanları Allah’a davet eden Allah’ın dostları var. Yûnus Suresinin 62 ve 63. âyet-i kerimelerinde:
10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
İşte bu en büyük kurtuluştur. İşte Allah’ın velîleri fevzül azîme ulaşan insanlar. Ama bidayeti, Zümer Suresinin 17. âyet-i kerimesine göre bir dilektir:
39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
İki türlü insan yaşıyor. Allah’a davetle muhatap olduğu zaman Yûnus Suresi 7 ve 8. âyet-i kerimelerine göre dünya hayatını tercih eden, Zümer Suresinin 17. âyet-i kerimesine göre de Allah’a ulaşma dileğini gerçekleştiren, Allah’ı tercih eden kişi. Kim Allah’ı tercih ederse Rûm Suresinin 31. âyet-i kerimesine göre Allah’a yönelir, Allah’a ulaşmayı diler ve takva sahibi olur, şirkten kurtulur. Takva sahibi olan, şirkten kurtulan kişi Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesine göre mutlaka Allahû Tealâ o kişiyi Kendisine ulaştırır.
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
42/ŞÛRÂ-13 şerrea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şerriati); “dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şerriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Kur’ân-ı Kerim’de iki ilim çeşidi var: Faydalı ilim ve faydasız ilim. Allah ile olan ilişkilerimizde Allah’ın ilmini öğrenmek isteyen herkes Allah’a ulaşmayı dilemek zorundadır. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler hepsi faydalı ilmi terk edenlerdir. Allah’a ulaşmayı dilemedikçe alacağı bütün ilimler onu cehennemden kurtarabilecek olan bir hükmü asla kapsamaz. herşey Allah’a dost olmakla başlar. Kişi Allah’a ulaşmayı dilediği an Allah’ın dostu yani Allah’ın velîsi, evliyası olmuştur. Ermiş evliya olmak da ancak nefs tezkiyesiyle gerçekleşir ama ulaşmayı dilediği zaman Allah’ın dostudur. Ve Allahû Tealâ herkesi Kendisine dost kılmak üzere yaratmıştır. Allahû Tealâ’nın dizaynı bu inşaallah.
Öyleyse Bakara Suresinin 257. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
Allah razı olsun.