Muhterem Hocam, farklı Kur’ân-ı Kerîm meallerinin olmasının sebebi Arapça'nın yeterince bilinmemesi sebebiyle midir?

Soru

Muhterem Hocam, farklı Kur’ân-ı Kerîm meallerinin olmasının sebebi Arapça'nın yeterince bilinmemesi sebebiyle midir?

Cevap

Hayır, Allah’ın reçetesine uyulmaması sebebiyledir.

Başlangıç noktasında herkes hasta, 19 negatif özellikten bir tanesi kalplerinin 19 tane hastalıkla dolu olması, 19 hastalıktan bir tanesi zulümdür insanda var, cehalettir insanda var, isyandır insanda var ve bunun gibi 19 tane şirk. Bunların hepsi hastalıklardır, peygamberler de nefs hastalıklarının doktorudur.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın ayetlerinden gafildir. Yunûs-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Rad-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'âm-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Maide-51 / İbrahim-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yûnus-11

12. Sebîli gayy’dadır. Arâf-146

13. Fitnededir. Arâf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rum-32

17. Mümin değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Muminûn-103 / Arâf-178

Allahû Tealâ hasta olan insanlar doktora ulaşabilmesi için sebepler halk etmiş, bu sebeplerin başında da Allaha ulaşma dileği geliyor. Allahû Tealâ kalben Allah’a ulaşmayı dileyeni mutlaka kendi doktoruna ulaştırıyor ki Yûnus Suresinin 57 âyet-i kerimesinde:

10/YÛNUS-57 Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).

Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.

işte ister Al İmrân 7 olsun ister Enbiyâ 7 olsun Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’in amenû olanlar için hidayet ve şifa olduğunu buyuruyor.

âmenû olanlar kimlerdir? Amenû olanlar öğüt alan, kalben Allah’a ulaşmayı diyenler. Amenû olanların öğüt aldığını nereden biliyoruz? Allahû Tealâ iki âyet-i kerimede hem Müzzemmil Suresinin 19.âyet-i kerimesinde hem de İnsân (Dehr) Suresinin 19.âyet-i kerimesinde aynı şeyi söylüyor:

73/MUZZEMMİL-19 İnne hâzihî tezkiratun, fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).

Muhakkak ki bu, hatırlatmadır (öğüttür). Artık kim dilerse, Rabbine (ölmeden önce ruhunu) ulaştıran bir yol ittihaz eder (yol edinir).

76/Dehr (DEHR)-29 İnne hâzihî tezkiratun, fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).

Muhakkak ki bu bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol ittihaz eder (edinir).

O zaman Fussilet Suresinin 44.âyet-i kerimesine göre amenû olanlar onlar için hidayet ve şifadır, amenû olanlar öğüt alan Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.

41/FUSSİLET-44 Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).

Ve eğer O’nu (Kitab’ı), yabancı dil bir Kur’ân kılsaydık, mutlaka: “O’nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Ve mü’min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur’ân), onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.”

Eğer kimler Kur’ân-ı Kerîm âyetlerini izah edebilir sualini sorsanız ne cevap alırsınız? Arapçayı ana dil gibi bilecek, Arapça grameri bilecek, bilmem kaç tane hadîsi ezbere bilecek, hayatını bilecek, fıkıh bilecek, kelam bilecek veya birçok şeyler ama şimdiye kadar yapılan tefsirlere ve meallere dikkatle ibretle bakıyoruz ki Kur’ân-ı Kerîm’i öyle bir mânâya ulaştırmışlar ki hiç kimsenin oradan öğrendikleriyle bir hedefe ulaşması mümkün değil.

Allahû Tealâ hepsini birden ortadan kaldırıyor ve müteşabih âyetlerin farkına varanlar; tezekkür ilminin sahipleridir, yani zamanın imamı ehli tezekkürdür ve Kur’ân-ı Kerîm’in mealini aradaki altın zincire dayalı olarak Allah’tan aldığı ilimle müteşabih âyetleri de çözebilir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20263 dk okuma0