Muhterem Hocam, Fetih Sûresi 23. âyet-i kerimeyi açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Fetih Sûresi 23. âyet-i kerimeyi açıklar mısınız?

Cevap

"Fetih Sûresi’nin 23. âyet-i kerimesine iki âyet öncesinden başlayarak beraberce bakalım inşaallah:

48/FETİH-21 Ve uhrâ lem takdirû aleyhâ kad ehâtallâhu bihâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîren). Ve henüz ulaşamadığınız, Allah’ın kuşatmış olduğu diğer (gani'metler) var. Ve Allah, herşeye kaadirdir. 48/FETİH-22 Ve lev kâtelekumullezîne keferû le vellevûl edbâre summe lâ yecidûne velîyyen ve lâ nasîrâ(nasîren). Ve eğer kâfirler sizinle savaşsaydılar, mutlaka arkalarını dönerlerdi (kaçarlardı). Sonra bir dost ve bir yardımcı da bulamazlardı. 48/FETİH-23 Sunnetellâhilletî kad halet min kabl(kablu), ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen). Daha önceden beri devam eden, Allah’ın sünneti budur. Ve Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.

Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ’nın kanunları var. Allah, zamandan ve mekândan münezzeh olması hasebiyle Kur’ân’da vaz ettiği kanunlar da evrenseldir, zamana bağlı değildir. Öteden beri yani Âdem (A.S)’dan kıyâmet gününe kadar Allah’ın emirlerine itaat eden, yasaklara uyanların mükâfâtı; isyan eden yasakları çiğneyenlerin de cezası hakkında Allahû Tealâ’nın evrensel kanunlarında bir değişiklik yok mânâsında ifade ediliyor.

Eğer kâfirler sizle savaşsalardı mutlaka korkudan arkalarını dönüp giderlerdi, diyor. Yani evvelden de böyle oldu şimdi de böyle, mânâsında ifade ediliyor inşaallah. 23’ten sonra 24 ve 25’e de bakalım:

48/FETİH-24 Ve huvellezî keffe eydiyehum ankum ve eydiyekum anhum bi batni mekkete min ba’di en azferekum aleyhim ve kânallâhu bi mâ ta’melûne basîrâ(basîran). Ve sizi, Mekke’nin ortasında onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi onlardan çeken O’dur. Ve Allah, yaptıklarınızı görendir.

Yani sizin aranızda, o kâfirler arasında Mekke’nin fethinden sonra sulh ve sükûnu ulaştıran Allah’tır. Anlaşma ile onların elini sizden çeken, sizin elinizi onlardan çeken Allahû Tealâ'dır.

48/FETİH-25 Humullezîne keferû ve saddûkum anil mescidil harâmi vel hedye ma’kûfen en yebluga mahıllehu, ve lev lâ ricâlun mu’minûne ve nisâun mû’minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fe tusîbekum minhum maarratun bi gayri ilm(ilmin), li yudhılallâhu fî rahmetihî men yeşâu, lev tezeyyelû le azzebnellezîne keferû minhum azâben elîmâ(elîmen). Onlar ki kâfirdirler. Ve sizi Mescid-i Haram’dan ve bekletilen kurbanları (kesim) mahalline ulaşmaktan men ettiler. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız (bilmeden) helâk edeceğiniz mü’min erkekler ve mü’min kadınlar bulunmasaydı, bu yüzden bilmeksizin (haberiniz olmadan), onlardan size bir sıkıntı isabet edecek olmasaydı (Allah, savaşmanıza müsaade ederdi). (Allah’ın savaşa müsaade etmemesi) Allah’ın dilediğini rahmetine dahil etmesi içindir. Eğer (mü’minler) ayrılmış olsalardı, onlardan kâfir olanları mutlaka elîm azapla azaplandırırdık.

Yani kâfirlerin içinde de sonradan Allah'a ulaşmayı dileyip âmenû olacaklar var. Veya diğer durum söz konusu. Allahû Tealâ bütün bunları bilendir. Dilediğini rahmetine dahil etmesi içindir. Allahû Tealâ'nın savaşa müsaade etmemesi, Allah'ın dilediğini rahmetine dahil etmesi içindir. Eğer mü'minler ayrılmış olsalardı, onlardan kâfir olanları mutlaka elîm bir azapla azaplandıracaktık. Yani kâfirlerle mü'minlerin karışık halde olması hasebiyle Allahû Tealâ böyle bir anlaşmayı uygun görüyor. Allah'ın kanunu bu."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma1