Muhterem Hocam, geçen bir din adamı: “Mürşid diye bir şey yoktur, sonradan uydurulmuştur. Mürşide tâbiiyet şirktir, Allah ile kul arasına kimse giremez.” dedi. Eski evliyaların hay
Soru
Muhterem Hocam, geçen bir din adamı: “Mürşid diye bir şey yoktur, sonradan uydurulmuştur. Mürşide tâbiiyet şirktir, Allah ile kul arasına kimse giremez.” dedi. Eski evliyaların hayatlarında da mürşidler olduğunu filmlerde ve kitaplarda da görüyoruz. Bu konu benim kafamı çok karıştırıyor. Bazı din adamları yok diyor ama Kurân ve hadîslerde bu konu var mı? Varsa bizleri aydınlatır mısınız? Allah razı olsun.
Cevap
Evet, hem Kurân’da var hem de hadîslerde var. Allahû Tealâ’nın insanlar için vaz ettiği ezelî ve ebedî tek bir din var: Babamız İbrâhîm’in hanif dini. Arapça adıyla İslâm. Babamız İbrâhîm’in hanif dini İbranicedeki karşılığı Yahudilik veya Hristiyanlık. Ama ezelî ve ebedî tek bir din var: Babamız İbrâhîm’in hanif dini, 7 safha ve 4 teslimden oluşur.
1. safha Allah’a ulaşmayı kalben dilemek.
2. safha Allah’ın ezelde bizler için tayin ettiği mürşide tâbî olmak.
3. safha ruhun teslimi.
4. safha fizik vücut teslimi.
5. safha nefsin teslimi.
6. safha irşad.
7. safha ise iradenin teslimi.
7 HEDEF EMİR
VAHDET
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
TEVHİD
2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak
MU’MİN-15:... Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
TESLİM:
3. Ruhun Allah’a Teslimi
RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.
4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
5. Nefsin Allah’a Teslimi
NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…
6. İrşada Ulaşmak
BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.
7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek
EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
Bunu Hanif dininin üç saç ayağına bağlayacak olursak:
Vahdet: Allah’ın tekliği ve Allah’a ulaşmayı dilemek.
Tevhid: Allah’ın ezelde bizler için tayin ettiği mürşide tâbî olmak, tek cemaat oluşturmak.
Teslim: Allah’ın bize verdiği emanetleri sırasıyla Allah’a teslim etmek.
Bizde ne var ki teslim edeceğiz diye düşünüyorsanız.
Allahû Tealâ bizi fizik bedenle halk etmiş. Hicr 26.
Bizi bir nefsle dizayn etmiş Şems 7.
Bize Zat’ından ruhundan üfürmüş. Secde 9.
Ve bizi serbest iradeyle mücehhez kılmış.
Bunların hepsini sırasıyla teslim etmemizi istiyor: Evvelâ ruhun teslimi, daha sonra fizik vücut teslimi, daha sonra nefsin teslimi. Bu üç teslimin odak noktasında ihlâs var. İhlâsa erenler aynı zamanda iradelerini de Allah’a teslim edenlerdir. İhlâsa erenler aynı zamanda üç vücut teslimi yapanlardır.
Nitekim ezelî ve ebedî düşman olan İblis “Ben herkesi saptıracağım.” dediği zaman Allahû Tealâ buyuruyor ki: “İhlâs sahibi kullarım müstesna.” Yani ihlâs ahseni takvime ulaşmanın da senedidir.
95/TÎN-4 Lekad halaknel insâne fî ahseni takvim(takvîmin).
Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.
95/TÎN-5 Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne).
Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik).
95/TÎN-6 İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).
Âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç. İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır.
Allahû Tealâ Tin Suresinin 4 ve 5. âyet-i kerimesinde: “Bir zaman dilimi içerisinde ahsene ulaşsın diye biz insanı halk ettik. Sonra onu esfele sâfilîne reddettik. Âmenû olup salih amel işleyenler işte sonsuz ecrin sahibi olanlar onlar ihlâsın sahipleridir.
Resûlullah Efendimiz (S.A.V)’de “Allah şüphesiz bu dini, nefsinizi ihlâsa ulaştırmak için var etti.” Şeytanı da hayatımızdan çıkarmanın esası ihlâsa ulaşmaktır.
Şimdi olay buysa bu anlattıklarımızdan olaya baktığımız zaman hedef emirler açısından 2. safha mürşide tâbîyettir. Ama adamcağız diyor ki: “Mürşide tâbî olmak yoktur.” Kimdir mürşide tâbî olmak yoktur diyen kişi? Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi.
O zaman bu açıdan insanları iki gruba ayırabiliriz.
1. Dilleriyle inandıklarını söyleyen inanç şartlarını yerine getirenler ama dili kalbe indirmeyenler.
2. Dili kalbe indirenler inanç şartlarıyla birlikte kalp şartlarını da yerine getirenler.
DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR
Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin....
Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi...
Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar...
Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar...
Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.
Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...”
Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764
DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR
Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar...
En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir...
Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder.
Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir.
Kaf-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
Kurtuluşta olanlar inanç şartlarıyla birlikte kalp şartını da yerine getirenlerdir ve onlar için mürşid farzdır ve mürşid vardır. Hem Kur'ân âyetlerinde vardır 7 âyet-i kerimede.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLANLAR
1. ÂLİ İMRÂN-31 De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.…
3. MERYEM-43 Ey babacığım, muhakkak ki bana, sana gelmeyen bir ilim gelmiştir! Öyleyse bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye (düzgün, seviyeli, Allah’a ulaştıran yola) hidayet edeyim (ulaştırayım).
4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir).
5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: "Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım."
6. ZUHRÛF-61 Ve muhakkak ki o, gerçekten o saat (kıyâmetin zamanı) için bir ilimdir (bilgidir). Öyleyse ondan sakın şüphe etmeyin! Ve Bana (Allah'a) tâbî olun! İşte bu, Sıratı Mustakîm'dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir.…
Allahû Tealâ kim kalben Allah'a ulaşmayı dilemezse Allah onları dalâlette bırakıyor. Ulaşmayı 7 âyet-i kerimede dilemeyenler. Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri Allahû Tealâ 7 âyet-i kerimede dalâlete bırakıyor ve dalâlete bırakılanlar için bir mürşid yok mürşid bulunmaz.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7…Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır…
2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D – 27…Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır…
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…”
4. YÛNUS-45…Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır…
EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler…
5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler…
6. RÛM-8…İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10…Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE
1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…”
2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D -33…Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF -17…Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
4. ZUMER - 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER -36…Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN - 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.
7. ŞÛRÂ -44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o takdirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur…
İşte mürşide tâbî olmayanlar 10 âyet gereğince dalâlette. Kimdir mürşide tâbî olmayanlar? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler.
MÜRŞİDE TABİ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terk eder.
3. NAHL-36...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17…Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50…eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23…İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM
1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.
NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…
2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.
MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o takdirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir….
5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.
6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?
YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.
7 âyette Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri 7 âyet gereğince dalâlette bırakıyor.
7 grup âyet gereğince de gidecekleri yer cehennem. Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri 7 âyet gereğince dalâlette. Ve dalâlette olan için 10 âyet gereğince onlar mürşide tâbî olmayanlardır. Mürşide tâbî olmayanlar dalâlette. 7 âyet grubu gereğince onların gideceği yer cehennem.
Allah’a ulaşmayı dilemeyenler gayy yolunda 7 âyet. Bu 7 âyet onlar dalâlette. 7 âyet gereğince başlangıçta herkes dalâlette.
BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE
1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.
2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.
Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.
4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.
5. Şûrâ-52: …sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …
6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7. Duha-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
Allah’a ulaşmayı dilemeyen için mürşid yok, tarik-i cehimde, sırat-ı cehimde. Zaten 7 âyet gereğince başlangıçta herkes dalâlette. Mürşide tâbî olmayanlardır 10 âyet gereğince dalâlette.
Tâbî olmayanlar kimler? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Tâbî olmayanlar kimler? Başlangıçta dalâlette olanlar. Ve bu dalâlette olanların da 7 âyet grubu gereğince gideceği yer cehennem.
Şöyle de ifade edilebilir. Ulaşmayı dilemeyenler dalâlettedir. Dalâlette olanların gideceği yer cehennemdir. Ve mürşide tâbî olmayanlar dalâlette Allah’ın izniyle. Öyleyse olay bu inşaallah.
Şimdi hadîslere baktığımız zaman âyetlerde Allahû Tealâ 7 âyette mürşide tâbîiyeti açıklıyor. Kimdir onlar mürşide tâbî olanlar? Onlar Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. 7 âyet gereğince Allah'a ulaşmayı dileyenleri Allahû Tealâ 7 âyette onları mürşitlerine ulaştırıyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar.
BAKARA-156…Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249…O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154…onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2…Ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hâsıl edersiniz.
5. KEHF-110…Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o takdirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31…Allah’ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43…bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim.
RA’D – 7…Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.
4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”
5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRUF-61…Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...
Allah’a ulaşmayı dileyenleri 7 âyet gereğince Allah mürşidine ulaştırıyor. Ve mürşidle birlikte Allahû Tealâ onları Kendisine ulaştırıyor ermiş evliya kılıyor. Demiştik ya 7 âyet gereğince de ermiş evliyalar kimlerdir? 7 âyette bunu açıklıyor.
7 GRUP HADİSTE ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK VE CİBRİL HADİSİ
HADÎS-İ ŞERİF - 1
SORU : Kale imane ya Rasulallah: İman nedir ya Resulallah?
CEVAP: Kalel imanû en tu’mine billâhi ve melâiketihi ve likâihi ve Resulihi:
Allah’a, meleklerine ve Allah’a ulaşmaya ve Resullerine inanmak.
(Sahihi Buhari 1. cild, sayfa 58, 47. Hadis)
HADÎS-İ ŞERİF – 2: “Yüce Allah kulunu dünya hayatı ile kendi likâsı arasında serbest bıraktı. Kullar Allah’ın likâsını seçti.” (Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
YÛNUS – 7, 8: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar ayetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
HADÎS-İ ŞERİF – 3: “Kim Allah’a ulaşmaya muhabbet duyarsa, Allah da onu kendisine ulaştırmaya muhabbet duyar. Kim Allah’a ulaşmayı kerih görürse, Allah da onu kendisine ulaştırmayı kerih görür.” (Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
RA’D – 27: … De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yöneleni kimseyi Kendisine ulaştırır.”
HADÎS-İ ŞERİF – 4: “Ben Dünyayı dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Ta ki bana kavuşmayı özlesinler, bana kavuşmayı dilesinler.”
(Camiu’s Sağir. Hadis No: 3276. Ravî: Hz. Âişe r.a)
TÂHÂ – 123, 124:… Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz. Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde muhakkak ona için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyamet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
HADÎS-İ ŞERİF – 5: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (Ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüz kata kadar yardımda bulunsun.”
(Aclûnî keşfü’l hafa c.2. shf:291 (2669) ) – 14. Basamak
HADÎS-İ ŞERİF – 6: “Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah’a ulaşmasıdır.” (Tirmizî, Da’vat, 112)
HADÎS-İ ŞERİF: “Allah’a şirk koşmadan O’na mülakî olana, cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülakî olana da cehennem vacip olur. ( Müslim İman-151)
HADÎS-İ ŞERİF - 7
“Sizden biri içiyle (Allah’a ulaşmayı dilerse), dışıyla (mürşidine tâbi olursa) Müslüman olursa,
yaptığı her bir hayır, en az 10 mislinden 700 misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.
(Buhari, İman 31; Müslim, İman 205, (129))
7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET
HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebiler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”
Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181
HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebi gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”
Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS
HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliye üzere ölür.”
Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851
“Sahabem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”
Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76
HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”
Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.
“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”
Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7
HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”
Kaynak: İbni Mace 8/2589
HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”
Kaynak: Müslim
“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Kaynak: Riyazussalihin s.137
HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, başseder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”
Kaynak: Ebu Davud
“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”
Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
Şimdi hadîslere baktığımız zaman zaten 7 hadîste Allah'a ulaşmayı dileyenleri açıklıyor. Ve aynı zamanda 7 hadîs grubu gereğince de onlar da mürşide tâbîler. Bunlar da birer 7 hadîste Allaha ulaşmayı dileyenler hadîslerle. 7 hadîste de mürşide tâbîyeti açıklıyor ve “evliyaya tâbî olan şakilerden olmaz.” 7 hadîste de ben inanıyorum ki evliyadan bahsediliyor ermiş evliya. Hadîslerle Allah’a ulaşmayı dilemek 7. Hadîslerle mürşide tâbîyet 7 ve hadîslerle evliya olanlar 7. Öyleyse görüyoruz ki herşey Allahû Tealâ tarafından açıklanıyor.