Muhterem Hocam, geçmişin kederinden ve geleceğin endişesinden bir türlü kurtulamıyorum. Bu durumdan çıkmak için ne yapmam lâzım? Ne tavsiye edersiniz?
Soru
Muhterem Hocam, geçmişin kederinden ve geleceğin endişesinden bir türlü kurtulamıyorum. Bu durumdan çıkmak için ne yapmam lâzım? Ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Allah’a ulaşmayı dileyeceksin. Geçmişin kederinden ve gelecek endişesinden, bütün bunların hepsinden sadece bir dilekle kurtulabilirsin sevgili kardeşim: Kalben Allah’a ulaşmayı dilemekle.
Neden öyle? Çünkü Allahû Tealâ geçmişte yaptığın ne kadar yanlış varsa, Enfâl 29’a göre Allah’a ulaşmayı dileyip takva sahibi olduğun zaman hepsini örtüyor. Enfâl 29 "Size furkanlar verir ve sizin günahlarınızı örter..."
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Öyleyse geçmişin yükünden kurtulmak, kederinden, sıkıntısından kurtulmak istiyorsan günahların örtülmesi lâzım çünkü bizim yaşadığımız bütün sıkıntılar, kederler hep işlediğimiz günahların sonucudur.
Geleceğin endişesinden de bir türlü kurtulamıyorum diyor kardeşimiz. Geleceğin endişesinden kurtulmak da bir dilektir. Nereden biliyoruz? Allahû Tealâ diyor ki Şûrâ 13’te kim Allah’a yönelirse, ulaşmayı dilerse Allah onun ruhunu Kendisine ulaştırır. Yine Ra’d 27'de kim Allah’a yönelir, Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu Kendisine ulaştırır.
ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
Öyleyse Allah’a ulaşmayı dileyen kişinin ruhunu Allah, Kendisine ulaştıracağını garanti ediyorsa bunun mânâsı ne? Bunun mânâsı, kişi Allah'a ulaşmayı diler dilemez Allah Rahîm esmasıyla tecelli eder, ona 7 furkan verir. Ama o hâlde bırakmaz:
İKİNCİ 7’Lİ BASAMAK
14. Basamak: MÜRŞİDE BAĞLANMAK (TÂBÎ OLMAK) ÂLİ İMRÂN 31, ÂLİ İMRÂN 164, MERYEM 43,
YÂSÎN 21, MU’MİN 38, ZUHRÛF 61, CUMA 2
13. Basamak: MÜRŞİDİN ARANMASI BAKARA 45-46, MÂİDE 35, FÂTİHA 5-6, BAKARA 153, CİNN 14,
NAHL 9
12. Basamak: HUŞÛNUN OLUŞMASI HADİD 16, MU’MİNUN 1-2
11. Basamak: KİŞİNİN ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMASI ZUMER 22
10. Basamak: KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLUNUN AÇILMASI EN’ÂM 125
9. Basamak: KALBİN ALLAH’A DÖNMESİ KAF 33
8. Basamak: ALLAH’IN KALBE HİDAYETLE ULAŞMASI TEGÂBUN 11
Teğâbun 11’e göre kalbine hidayetle ulaşıyor.
Kaf 33’e göre kalbi kendisine çeviriyor.
En’âm 125’e göre göğsünden kalbine nur açıyor.
Ve kişi zikretmeye başladığı zaman %2’lik rahmet kalbine giriyor. Huşû sahibi oluyor.
Huşû sahibi olan kişinin hacet namazını kılması hâlinde Allah ona mürşidi gösteriyor.
Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olursa bu sefer de o güne kadar işlediği bütün günahları sevaba çeviriyor.
Günahların sevaba çevrilmesi ne mânâya geliyor? Üçüncü kat cennet. Çünkü Allahû Tealâ günahlarını sevaba çevirdiği kişinin ruhunu mutlaka Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.
İslâm ruhun gemisidir. Gemiye binen kurtulur. O zaman gemide yer alanlar Allah’ın koruması altında.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Hâkîm, Mûstedrek, III, 151: Ahmed, Müsned, III, 157: Tabarânî, El-Kebir, No:2636-2638
“İslâm, Nûh’un Gemisi’dir. Gemiye binen kurtulur.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Hâkim, Müstedrek, III, 151; Ahmed, Müsned, III, 157; Tabarânî, el-Kebîr, No:2636-2638.)
“Ehl-i Beytim Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran boğulup helâk olur.”
Hûd 29’da belirtildiği gibi, Nuh (A.S) "Âmenû olanları, bu gemide olanları ben yanımdan kovamam. Mutlaka onlar Rablerine mülâki olacaklardır."
11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.
Öyleyse geleceğin endişesi söz konusu mu? Hayır. Sadece Allah'a ulaşmayı kalben dilediği an üç tane cennet, dünya saadetinin yarısı: Allah'a ulaşmayı dilediği an birinci cennet, mürşidine tâbî olduğu zaman ikinci cennet ve ruhun teslimiyle, Allah bizim ruhumuzu Kendisine ulaştırıyor, üçüncü cennet ve dünya saadetinin yarısını bahşediyor. Ve sanki bunları biz yapmışız gibi de Allahû Tealâ bu garantiyi bize veriyor.
Öyleyse bu durumdan çıkmak için ne yapman lâzım? Ulaşmayı kalben dilemen lâzım. Bu dileği Allah kalbinde gördüğü an Rahîm esmasıyla tecelli eder ve mutlaka senin ruhunu Kendisine ulaştırır inşaallah. Allah razı olsun.