Muhterem Hocam, günümüz insanlarına rehberlik edecek doğru kimseler yok mudur?

Soru

Muhterem Hocam, günümüz insanlarına rehberlik edecek doğru kimseler yok mudur?

Cevap

Elbette vardır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de dikkat edin, İsrâ 15'te şöyle buyuruyor: “Resûl göndermesem, azap etmem.” Ve cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar. Zumer Suresi'nin 71. âyet-i kerimesi: "Cehennem bekçileri sual soruyorlar: Rabbinizin âyetlerini size tilâvet eden resûl size geldi mi, gelmedi mi?” Bütün cehennemin kapılarından girenlerin hepsi “Evet, geldiler.” diyor, itiraf ediyorlar. Çünkü Kirâmen Kâtibîn melekleri onları filme almış, hem düşüncelerini filme almış hem de aksiyonları filme almış. Ve resûl gelip onlara tebliğ yaptığı zaman orada filmlerinde görünüyor.

17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

39/ZUMER-71 Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).

Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Öyleyse kimsenin itiraz edemeyeceği tarzda mutlaka Allahû Tealâ o kavmin lisanıyla bir resûlü gönderiyor ve o resûl diyor ki: “Ey insanlar, duyduk duymadık demeyin, Rabbinize ulaşmayı dileyin.” Sevgili kardeşlerim, ne olursak olalım biz bir mahlûkuz, yaratılmışız. Bizi yaratan sahibimiz O Allah. O zamanı kullanmıyor, mekânı kullanmıyor. Hiçbir şey yokken O vardı ve kâinatı yarattı. Onun kâinatın sahibi O, bizi de yaratan O, bizim sahibimiz de O. Ve biz bunun bilincinde bir hayatı yaşarsak mutlu, huzurlu oluruz. O'nsuz, gaflet içinde bir hayatı yaşarsak ne bu dünyada iki yakamız bir araya gelir ne ölüm sonrası hayatta cennet yüzü görebiliriz.

Öyleyse her devirde velî resûller var mı? Evet. Nahl Suresi'nin 36. âyet-i kerimesinde: “Biz bütün ümmetlere, tâğuttan içtinap etsinler, Allah'a abd olsunlar diye resûllerden beas ettik. Bir kısmı hidayete erdi, bir kısmın üzerine dalâlet hak oldu." Allahû Tealâ Enfâl 24'te ne diyor? “Ey Allah'a îmân edenler, Allah ve Resûlü sizi hayat verecek şeylere davet ettiği zaman daveti kabul edin. Daveti kabul edin ki kurtuluşa eresiniz.”

16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

8/ENFÂL-24 Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl’ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah’ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)

Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de her devirde kesintisiz olarak bütün kavimlerde mutlaka resûller olduğunu beyan ediyor. Diyor ki: “Ey âmenû olanlar, Allah ve Resûlü sizi size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman daveti kabul edin.” Yani Allah'a ulaşmayı dileyin.

Resûl size mutluluğun şartlarını, standartlarını, reçetesini verir, rehberlik eder ama siz o gelen mutluluğu ya elinizin tersiyle itersiniz, mutlu olamazsınız ya da can kulağıyla dinlersiniz, kucaklarsınız o zaman siz mutluların arasında olursunuz ve mutluluğu yaşarsınız. Hem siz yaşarsınız hem etrafınızdaki insanları mutlu edersiniz. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0