"Muhterem Hocam, günümüz insanlarının Allah'ın mutluluk reçetesinden haberdar olmadığı söylenebilir mi? "

Soru

"Muhterem Hocam, günümüz insanlarının Allah'ın mutluluk reçetesinden haberdar olmadığı söylenebilir mi? "

Cevap

Tüm kutsal kitaplar bir mutluluk davetiyesidir, bir mutluluk reçetesidir ve garantisidir. Bütün peygamberler, onların olmadığı dönemlerde, vekâleten devrin imamları, onlar nefs hastalıklarının doktorlarıdır. Gerçekten de kişi yaratılıştan, doğuştan 19 afetle mağrur olan bir hasta nefsin sahibidir. Ve herkes nefs açısından hasta.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

NEFS TEZKİESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Yaratılışa baktığımız zaman, Allah herkesi bir fizik bedenle, bu fizik bedenimiz bu dünya âlemine ait. İnsanın kalıbı, et ve kemikten oluşan, iç organlarıyla mücehhez, beyinle kâim, aklın kumandasında çalışan, doktorların ihtisas alanı.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

Ama bu fizik bedenin içerisinde bir de nefsimiz var. Şems Suresi 7. âyet-i kerimesinde belirtilen:

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Biz insanı bir nefs ile dizayn ettik. İşte 19 afetle mağrur olan, nefsimiz, hasta bir nefsin sahibiyiz.

HERKES ANNE KARNINDAN FİZİK VÜCUT VE NEFS İLE DOĞAR

NEFSİN 19 AFETİ

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

Olmak üzere 19 tane hastalık. Doktorlar, tıp fakültelerinden mezun olan doktorlar, fizik vücut üzerinden ihtisas sahibidirler. Ama nefsin hastalıkları üzerinden Allah'ın tayin ettiği doktorlar: Allah'ın peygamberleri, velî resûlleri ve mürşidleridir.

"Günümüz insanlarının Allah'ın bu mutluluk reçetesinden haberdar olmadığı söylenebilir mi?" Evet, kim Allah'a ulaşmayı dilemiyorsa, mürşidine tâbî olamaz ve 10 âyet gereğince dalâlette kalırlar ve bunlar reçeteden haberdar değillerdir.

Türkiye'de son 2 yıldır en fazla randevu talep edilen branş, psikoloji olmuştur. Yani bir bedensel hastalıklar var, biyolojik hastalıklar; bir de nefsanî hastalıklar, psikolojik hastalıklar var. Bizi mutsuzluğa götürecek olan veya mutluluğa götürecek olan bütün anahtarlar Allah tarafından bize teslim edilmiştir.

Evvela kendimizi tanıyalım, mutsuzluğumuzun kökeninde olan şey nefsimizin afetleridir. Afetler içimizde durduğu sürece devamlı huzursuz ve mutsuz oluruz. Yanlışlıklar yaparız. Allah'ın hedefi nedir? Nefsin afetlerini devre dışı bırakmak. İşte Kur'ân-ı Kerim, nasıl mutlu olacağımızı öğreten kâinatın en mükemmel kitabıdır. Allah'ın tayin ettiği resûller, bu kavimde yaşayan insanlara mutluluğu ulaştırmak için Allah tarafından görevlendirilmişlerdir. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in hadîsi:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Bihar-ül Envar, c.92, s.29

“Saadetli insanlar gibi yaşamak isteyen, şehitler gibi ölmeyi arzulayan ve kıyamet gününde kurtulmayı dileyen, mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan, dalâletten kurtulup hidayet üzere hidayet bulmayı istiyorsanız, Kur’ân-ı Kerim’i ders alın. Kur’ân-ı Kerim’i her yönüyle öğrenmeye çalışın. Şüphesiz Kur’ân-ı Kerim, Rahmân’ın kelâmıdır ve şeytana karşı insanı koruyan bir kalkan ve amel terazisini ağırlaştırandır.”

1. Mutlu olmak isteyen,

2. Şehit olmak isteyen,

3. Kıyamet gününde kurtulmayı dileyen,

4. Mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan,

5. Dalâletten kurtulmayı isteyen,

6. Hidayete kavuşmayı isteyen,

Kur’ân-ı Kerim’i ders alsın. Kur’ân-ı Kerim’i her yönüyle öğrenmeye çalışsın.

Çünkü Kur’ân-ı Kerim,

1. Rahmân’ın kelâmıdır.

2. Şeytana karşı insanı koruyan bir kalkandır.

3. Amel terazisini ağırlaştırandır.

Başlangıçta herkes dalâlette. Öyleyse dalâlette olan insanlardan hidayete kavuşmak isteyen, 7 âyet-i kerime gereğince dalâlette olan kişiler Allah'a ulaşmayı dileyecek ve Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olacak ve dalâletten kurtulup hidayete erecek.

BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE

1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.

2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.

Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.

4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.

5. Şûrâ-52: … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …

6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve

daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

7. Duhâ-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.

Mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan, kıyamet gününde kurtulmayı dileyen, şehit olmak isteyen, mutlu olmak isteyen herkes Kur'ân'ı ders alacak. Kur'ân, Rahmân'ın kelâmıdır. Kur'ân, şeytana karşı koruyan bir kalkandır. Kur'ân, amel terazisini ağırlaştırandır. Nitekim Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kütübü sitte, Kenzu’l-Ummal, h. No: 576.

"Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer."

İşte davet kendisine ulaştığı zaman daveti kabul etmeyenler, Allah'a ulaşmayı dilemeyenler. O zaman cehennemlik amel işlemeye başlıyorlar ve cehenneme giriyorlar. Ama öyle insanlar var ki cehennemlik ehlinin amellerini işliyor, hiçbir cennetlik ameli yok derken kitabın hükmü devreye girer, davet kendisine ulaşır ve daveti kabul eder. Allah'a ulaşmayı diler ve artık o noktadan itibaren kişi cennetlik ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete gider.

"Amel terazisini ağırlaştıran, Rahmân'ın kelâmı." Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah onun günahlarını örter ve amel terazisini ağırlaştırır, cennete gider. Ama kişi eğer cennetlik amel işlerde Allah'a ulaşmayı dilemezse o zaman da amelleri boşa gider. Şeytana karşı insanı koruyan bir kalkandır. Şeytan insanı ne yapıyor? Zikirden alıkoyuyor. İşte şeytana karşı korunabilmek ancak Kur'ân-ı Kerim'in öğretisiyle mümkün.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 29 Ekim 2026Son güncelleme: 29 Ekim 20266 dk okuma0