Muhterem Hocam, günümüz insanlarının birçoğu bu tek dileği neden bilmiyor?
Soru
Muhterem Hocam, günümüz insanlarının birçoğu bu tek dileği neden bilmiyor?
Cevap
Gerçekten de insanlar dini kutsal kitaplardan öğrenmiyor. Şeytan zamanı kullanmak suretiyle yavaş yavaş Kur’ân’ı unutturmayı başarmış. Nereden biliyoruz Kur’ân’ı unutturmayı başarmış? Furkan Suresi’nin 30. âyet-i kerimesi:
FURKÂN-30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'dan ayrıldı (Kur'ân'ı terketti).” dedi.
Kur’ân, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in indirildiği gün itibarıyla Allah’ın koruması altında: “Zikri Biz indirdik, onu Biz koruyacağız.”
İblis, Kur’ân-ı Kerim’i değiştiremeyeceğini çok iyi biliyor. Ama Kur’ân-ı Kerim’i değiştiremediğine göre insanları Kur’ân’dan nasıl uzaklaştırabilir? Hafıza-ı beşer nisyanla maluldür. Onlara Kur’ân’ı unutturarak.
Allah’ın 4 kitapta saadete nasıl ulaşacağımızı gösteren temel hükümleri Allahû Tealâ bir bir açıklamış. Hepsi birer saadet reçetesi ve garantisidir. Ama ne yazık ki Kur’ân-ı Kerim’den evvelki üç kitabı insanlar şeytandan aldıkları telkinle tahrif ettiler ve onun Allah’ın indirdiği şeklini bozdular.
Kutsal kitapların hepsi insanlara mevcut olan akıllarını kullanmayı öğretmek içindir. Ama insanlar bilmiyorlar. Böyle olduğu için de akıllarını kullanamıyorlar. Kullanamadıkları için de bu dünyada yaşarken azaba muhatap oluyorlar. Ölümden sonra ise bu azap kesinlik kazanıyor.
Mülk Suresi’nin 8 ve 9. âyet-i kerimelerinde cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar:
MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
Yani “Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz takdirde mutlaka cehenneme gideceksiniz.” diye uyarmadılar mı?
67/MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
İşte bu üç özellik münafıkların özelliği: Konuştukları zaman yalan söyleyen, emanete hıyanet eden ve ahde vefa etmeyen. Kimdir konuştuğu zaman yalan söyleyen? Kalplerinde olmayanı söyleyenler, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.
Emanete hıyanet eden kimdir? Başlangıç noktasındaki emanet ruhtur. Ve ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, Allahû Tealâ 73 âyet-i kerimede açıklanmasına rağmen, 12 âyet-i kerimede farz kılmasına rağmen insanlar bunu unutmuşlar.
Çünkü İblis denen mahlûk insanlara “Ruh insan hayat verir, ruh vücuttan çıkınca kişi ölür.” anlayışını yerleştirmiştir. Ancak ölümle insanın ruhunun ayrılması söz konusudur. Dünya hayatında ruhun Allah’a ulaşması yok zannediliyor. Öyle olunca da hiç kimse hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilemiyor.
Dilemeyince ne oluyor? “Keşke dileseydik ve akıl etseydik, yani dileseydik o zaman dilemekle kişi akıl edebiliyor, bugün cehennemde olmazdık.” Dilemiyor, dilemedikleri için de azap sözü onların üzerine hak oluyor