Muhterem Hocam, günümüzde bazı anne babalar çocuklarını küçük yaşta yatılı talebe yurtlarına, Kur’ân kurslarına gönderiyor; dîni eğitim almalarını istiyorlar. "Bizler Kur’ân okuyam

Soru

Muhterem Hocam, günümüzde bazı anne babalar çocuklarını küçük yaşta yatılı talebe yurtlarına, Kur’ân kurslarına gönderiyor; dîni eğitim almalarını istiyorlar. "Bizler Kur’ân okuyamadık, ailemizde îmânlı biri olsun, hâfız olsun, öldükten sonra arkamızdan Fâtiha, Yâsîn okusun." diye düşünüyorlar. Bu düşünce Allahû Tealâ’nın dînî öğretim sistemine uygun mudur?

Cevap

Hiç uygun değil. Evvela o anne babalara bizim tavsiyemiz şu: Kur’ân-ı Kerim'i öğrenmek, okumak arapça bilmek değil, tek bir dilektir. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in okuma yazması yoktu. Ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) doğmadan evvel seçilen bir Resûl olması hasebiyle vakti zamanı geldiği zaman kalben Allah’a ulaşmayı diledi. Dilediği zaman Allahû Tealâ Cebrâil (A.S)’ı ona mürşid olarak tayin etti ve 23 sene boyunca Cebrâil (A.S) âyetleri okudu ve Resûlullah’ın öğrenmesini sağladı.

Tabii ki, sonradan da Allahû Tealâ daimî zikir noktasında devreye girdi. Şimdi Allahû Tealâ Bakara 151’de Arap bedevîlere, câhiliye dönemi yaşayan Arap bedevîlere hitap ediyor ve diyor ki, “Allah sizin içinizden size bir resûl gönderdi; o size âyetleri tilâvet ediyor.” Öyleyse Kur’ân-ı Kerimin öğrenilmesi ve idrak edilmesi ancak Resûl'ün devreye girmesiyle gerçekleşir. Âyetlerin size tilâvet etmesi.

2/BAKARA-151 Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).

Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

Öyleyse sabahtan akşama kadar kişi Arapça'sından Kur’ân-ı Kerim'i okuyup hâfızda olsa, sadece derecat kazanır ama asla Allah o kişinin üzerine Rahîm esmasıyla tecellî etmez. Allahû Tealâ’nın kanunları var. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerimde resûl âyetleri tilâvet ettikten sonra, Resûl Allah'a davet ediyor. Davete icabet etmeyenler Allah ve Resûl'üne asi olanlardır; davete icabet edenler de işitenlerdir. En‘âm 36;

6/ENÂM-36 İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).

(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra O'na döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)

Öyleyse Allahû Tealâ’nın kanunlarıyla kişinin gerçekten arkasından faydalı bir okuma yapabilmesi ancak onun 7 safha, dört teslimi yaşayarak irşada memur ve mezun kılınması ile gerçekleşir. Şimdi “Arap'çasını okumayın.” demiyoruz. Arap'çasını okuyabilirsiniz, derecat kazanabilirsiniz. Ama niyet amelden üstündür. Hedef emirler var, vasıta emirler var. Sabahtan akşama kadar vasıta emirleri yapın, hedef emirler devrede yoksa kesinlikle amel boşa gider. Niyetsiz amel hiçliktir ama amelsiz ilim de deliliktir.

Bazıları da var, ne yapıyorlar? Kur’ân okuyorlar ama amel etmiyorlar; profesörler biliyorlar vesaire ama amelleri yok. Öyleyse Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in şu açıklamasına bakın: “İnsanlar helâk olur, âlimler müstesna; âlimler de helâk olur ama ilmiyle amel edenler müstesna; ilmiyle amel edenler de helâk olur, muhlisler müstesna.” Yani sadece Allah için olanlar müstesna. İşte kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse o kesinlikle Allah için olduğunu ispat ediyor ve Allahû Tealâ onu kurtuluşa ulaştırıyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma1