Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim âyetlerini Arap'çasında öğrenmekle, âyetlerin mânâsını kavrayarak ve idrak ederek öğrenmek arasında farkı açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim âyetlerini Arap'çasında öğrenmekle, âyetlerin mânâsını kavrayarak ve idrak ederek öğrenmek arasında farkı açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim âyetlerini Arapça'sından öğrenmek kişiye sevap kazandırabilir. Bu bir vasıtadır. Derecât kazanan vasıtalardan bir tanesi de Kur’ân-ı Kerimi Arapça'sından okumaktır.
Ama Kur’ân-ı Kerimi Arapça'sından okuyanlar şuna dikkat etmek durumundalar: Allahû Tealâ amellerin boşa gideceğinden bahsediyor. Nitekim Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in verdiği bir misalde, 500 yıl vasıta emir ibadet yapan bir kişiye Allahû Tealâ, “Kendi amelinle mi yoksa benim rahmetimle mi?” dediği zaman, “Kendi amelimle yargılanmak isterim.” dediği zaman onu cehenneme atıyor. Çünkü o kişi evet çok derecatlar kazanmıştır ama asli unsur olan hedef noktasından sapmıştır. Allah’a ulaşmayı dilemediği için Allah’ın yardımını alamamıştır. Zümer 54’te:
39/ZUMER-54 Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
Yani bu kişi sadece ibadetlerle meşgul olmuş, sadece amel işlemiş, 500 yıl ibadet yapmış ama 500 yıllık ibadet onu cehennemden kurtaramamış. Sebebi Allah’a ulaşmayı dilemiyor. Allah’a yönelmiyor, Allah'ın tayin ettiği mürşide tâbî değil.
Öyle olunca himmet devrede yok, Allah’ın yardımı da devrede yok. Sadece kişinin gayreti var. İşte o gayret semere vermiyor. Ne yapıyor? Amellerin boşa gitmesine sebep oluyor. Hem Kehf 105, hem Zümer 65, hem Yûnus 45. Bu âyetlere bakacak olursanız, amelin hangi şartlar altında boşa gideceğini Allahû Tealâ açıklıyor;
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidâyete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ameli boşa gidiyor. İşte likâallaha kim şirk koşarsa ameli boşa gider. Şirk koşanlar kimlerdir? Rûm 31’de, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve takvâ sahibi olmayanlardır.
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Kehf 105’te “lik-Allah’ı” yalanlayan, inkâr edenlerin ameli boşa gidiyor. Yûnus 45’te Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, onlar hüsrandadır, amelleri boşa gidiyor.
Öyleyse hiç kimseyi Kur’ân-ı Kerim Arapça'sından sabahtan akşama kadar okumak kurtuluşa ulaştıramaz. Kurtuluş bir dilektir. İşte o zaman o dileğin sahipleri üzerine Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ediyor. Öncelikle üçüncü basamak Allah’a ulaşmayı dilemek. Dördüncü basamakta Rahîm esmasının tecellîsi. Beşinci basamakta o kişinin baş gözündeki hicab-ı mestureyi alıyor. O kişi irşad makamını idrak ediyor.
BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, Yûnus 7
Seçilmeyenler: NİSA 167–168–169, BAKARA 79
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSA 58, MAİDE 7, EN’AM 152, Yûnus 25, RAD 21, RUM 31,
LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZARİYAT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YUSUF 53, HÛD 118, HÛD 119
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN’ÂM 46
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HAC
İrşad makamı ile âyetlerin mânâsına varılır. Mânâsına varılan âyetleri kişi idrak eder. İrşad makamının devrede olması lâzım. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in mürşidi irşad makamı Cebrâil (A.S)’dı. Sonra altıncı basamakta vakra kaldırıyor, kişi işitiyor, âyetlerin mânâsına varıryor, âyetlerin mânâsına vardığı zaman idrak ediyor ve kalbine indiriyor, kendisine mal ediyor.
Öyleyse Kur’ân-ı Kerim âyetlerini Arapça'sından öğrenmekle kimse kurtuluşa ulaşamaz. Ama âyetlerin mânâsını kavrayarak, idrak ederek öğrenmek mutlaka kurtuluşa ulaştırır. Çünkü o kişinin âyetlerin mânâsını kavrayarak, idrak ederek öğrenmesi ancak o kişinin kalben Allah’a ulaşmayı dilemesiyle, Allahû Tealâ’nın Rahîm esmasıyla tecellî ederek, hicab-ı mestureyi, vakrayı ve ekinineti kaldırılmasıyla bu hedefe ulaştığını Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de beyan ediyor. Allah razı olsun.