Muhterem Hocam, günümüzde çocuk cinayetleri ve çocuklara karşı acımasız davranışlar her geçen gün artıyor. İnsanlar nasıl bu hâle geldi ve görülür bir toplumda yaşamayı nasıl başar
Soru
Muhterem Hocam, günümüzde çocuk cinayetleri ve çocuklara karşı acımasız davranışlar her geçen gün artıyor. İnsanlar nasıl bu hâle geldi ve görülür bir toplumda yaşamayı nasıl başarabiliriz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bunun bir tek sebebi var: Nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yok. Dikkat edin, A’râf Suresinin 179.âyet-i kerimesi:
7/ARÂF-179 Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
Öyleyse hayvanlar çocuklara zarar verir mi? Evet, başlarında bir koruyucu olmadığı takdirde zarar verirler. O zaman dinden uzaklaşan toplumlar, nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yapmayan toplumlardan her türlü negatiflik beklenir, yani herşeyi yapabilirler.
İşte bu böyle, birbirine şiddet uygulayan, birbirinin aleyhinde çalışan, birbirini aşağılayan, birbirinin kuyusunu kazan insanlar olmak istemiyorsak bunun tek bir yolu var: Allah ile bile olmak, Allah’a ulaşmayı dilemek ve Allah’ın kutsal kitaplarda vaz ettiği emirleri bir bir hayatımıza geçirmek.
Zaman zaman kardeşlerimiz sual soruyorlar bize. Benim söylediğim tek şey: Kim olursa olsun, eğer kocası tasavvufun dışındaysa eşine diyoruz ki tasavvufta ise kocanı Allah’a yönlendir, ulaşmayı dilesin ve tövbesini gerçekleştirsin. Çocuğu var, baba anneye isyan ediyor; baba anneye tavsiyemiz ne? Çocuğunu Allah’a yönlendir, Allah’a ulaşmayı dilesin.
Kim olursanız olun sevgili kardeşlerim, bir yanardağı düşünün. Bu insan nefsidir, her zaman patlamaya hazır. Ama o yanardağın sönmesi, yerinde insanlara faydalı bitkilerin bitmesi neye bağlı? Mutlak surette mürşide tâbî olup nefs tezkiyesi ve tasfiyesini yapmaya bağlı. Bu olmadıkça hepimiz potansiyel tehlike varlıklarız.
Son Osmanlı padişahı Vahdettin nefs tezkiyesi ve tasfiyesinin yer almadığı bir bilim filmi çekilmiş, bir bomba gibidir. Ama nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yer almamış. Onun için din baştan sona nedir? Nefs tezkiyesi ve tasfiyesidir. Peygamber Efendimiz hadîsinde ne diyor? Allah şüphesiz ki bu dini ne yapmıştır, nefsinizi ihlâsa ulaştırmak için var etmiştir.
Topluma ve bütün varlıklara zararlı olabilecek hepimiz içimizde 19 tane dinamit, 19 tane nükleer bomba saklı. İşte bütün bunlardan korunmanın yolu nedir? Mutlaka bir koruyucuya sahip olmaktır. Allah’a ulaşmayı dileyip mürşidimize tâbî olmak.
Hani Yûnus Emre kıtlık zamanında Hacı Bektaş’tan buğday istiyor. Hacı Bektaş diyor, Yûnus Emre de diyor ki bu ne yapar, bu ümmet diyor, bu nefs tezkiyesi ne menem bir şey, neye yarar, benim çocuklarımın karnını doyurur mu, koyunlarımı güder mi? Çok manidar bir cevap alıyor: Himmet seni güder, sen de çocuklarının karnını doyurursun, koyunlarını güdersin.
Öyleyse sevgili kardeşim, nefs tezkiyesi deyip geçmeyin. İnsanı insan yapan, insanı sultan yapan, insanı kâmil kılan nesne Allah’ın bize verdiği ödevdir: nefsimizi tezkiye ve tasfiye etmek. “Ben şöyle iyiyim, böyle iyiyim.” diyenler, her zaman Allahû Tealâ daha içinden onu geçirdiği an iki saniye içerisinde onu ona gösteriyor ve bakıyor ki hiç de öyle bulunduğu yerde değil.
Her seferinde olaylarla Allah bizi bize gösteriyor. Her seferinde kimdir aslında Allah’ın sevgili kulları? Acziyetini idrak eden ve devamlı kendisinden nereye kaçan kişidir: Allah’a kaçın. Evet sevgili kardeşlerim, benim size tavsiyem bu. Nerede olursanız olun, hangi makamda olursanız olun sadece tavsiyem: Allah’a kaçınız, Allah’a kaçınız, Allah’a kaçınız. Allah’a kaçmak zikirdir, Allah’a kaçmak duadır, Allah’a kaçmak sürünerek Allah’a gitmektir inşaallah.
Yoksa acziyet içinde olan varlıklarız. Zaten Allahû Tealâ’nın en üst seviyedeki peygamberleri Allah’a yaklaştıkları oranda acziyetini idrak edenlerdir. En çok kimin Allah’a ihtiyacı var? Allah’ı idrak edebilenler.
Mesela Allah’ın tasarrufunda olan kişi mi diğerleri mi? Evet, Allah’ın tasarrufunda olan kişi. Çünkü onlar o kadar Allah’ın seviyesini idrak ederler ki. Mesela Efendimiz ne buyuruyor? “Biz Allah’ın azadsız kölesiyiz.” Biz ise neyiz? Bütün gayretimiz ne olmaya çalışıyoruz? Kul olmaya çalışıyoruz. Daha bir işin neresindeyiz, bakın bakalım. Kul olacağız, kul olacağız, köle olacağız ve kölenin de azadsız kölesi olabilmek çok çok üst seviyede bir olayı ifade ediyor.
Sevgili kardeşlerim, işte bu ancak Allah’a karşı acziyetini, Allah’a karşı hiçliğini anladığınız zaman gerçekleşir. Onun için: “Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilmi talep. Bir de baktım ilim bir hiç olmakmış, illa edep, illa edep.”
İşte Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki Allahû Tealâ bu güzellikleri Efendimiz vasıtasıyla bize verdi. Çünkü Efendimiz alelâde birisi değil, Allah’ın tasarrufunda. Aslında onun her söylediği söz Allah’ın kendisine konuşturduğu, ama kim için? Bizim için. Her yaptırdığı Allah’ın kendisine yaptırdığı, kim için? Yine bizim için.
En üst seviyede örnek, yani tarifi gayri mümkünsüz, dille anlatılamaz. Ancak neyle yaşanır? Allah diyerek yaşanır. Allah razı olsun.