Muhterem Hocam, hadîsler arasına sahte hadîsler girmiş mi? Bunları nasıl ayırabiliriz? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, hadîsler arasına sahte hadîsler girmiş mi? Bunları nasıl ayırabiliriz? Açıklar mısınız?

Cevap

"Evet, hadîsler arasına sahte hadîsler girmiş tabiî. İbn Ebü’l Avca diye bahsedilen bir yahudi dönmesi, “Ben tek başıma 2000 hadîs uydurdum.” diye kaynaklara geçmiş durumda.

Bir bu var, bir de hadîsler, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den belki 100 yıl, 200 yıl sonra toplatıldı.

Öyle olunca da hadîslerin farklı kaynakları, râvîleri var ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) mevzu hadîs, sahte hadîsi nasıl ayırmamız gerektiğinin ölçüsünü bize veriyor. Buyuruyor ki: “Bir gün benim hadîslerim tartışılacaktır. Kur’ân’a bakınız. Kur’ân’a aykırı bir hadîsim olamaz.” İşte şu anda ekranda:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim - Zühd, Müsnedi Ahmet - 3/12, 21, 33

“Benim hadîslerim tartışılacaktır. Bu durumda KUR’ÂN’a bakın, benden zuhur eden hiçbir söz KUR’ÂN’a ters düşemez. Benden KUR’ÂN dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden KUR’ÂN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”

Çünkü Allah’ın Resûl'ü (S.A.V) Necm Suresinin 3. âyeti kerimesinde:

53/NECM-3 Ve mâ yentıku anil hevâ.

Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.

"O hevasından konuşmaz"

53/NECM-4 İn huve illâ vahyun yûhâ.

(O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

O kendinden konuşmaz. Onu konuşturan Allah. Hevasından (kendiliğinden) konuşmaz. Onun için bütün devrin imamları Allah’ın tasarrufundadır. Onların söylediğini Allah onlara söylettiriyor; onların yaptırdığını Allahû Tealâ onlara yaptırıyor. Allah’ın tasarrufunda, devrin imamları. İşte slaytımıza bakacak olursak bunu görüyoruz; tüm devrin imamlarının Allah’ın tasarrufunda olduğunu, âyetler bize söylüyor:

ASÂLETEN VE VEKÂLETEN DEVRİN İMAMI RESÛLLER TASARRUF ALTINDADIR

1. A’RÂF – 188: De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, ben kendime fayda veya zarar verecek güce malik değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, hayrı mutlaka çoğaltırdım, bana bir kötülük dokunmazdı. Ben ancak mü’min olan kavmim için bir nezîr (uyaran) ve müjdeleyiciyim.”

YÛNUS – 49: De ki: “Allah’ın dilediği şey hariç, ben nefsime (kendime) bir fayda ve zarar vermeye malik değilim.”

2. ENFÂL – 17: Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü’minleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.

3. FETİH – 10: Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecellî ettiği için ellerinde de tecellî etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o takdirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür)....

4. NECM – 26: Ve göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri (hiç)bir şeyle (hiçbir şekilde) fayda vermez. Allah’ın dilediği ve razı olduğu (tasarruf rızasına sahip) kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası hariç.

CİNN – 21: De ki: “Muhakkak ki ben, size bir zarar verme ve sizi irşad etme gücüne malik (sahip) değilim.”

5. NECM – 3: Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.

NECM – 4: (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahyidir.

6. NAHL – 127: Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah’ın tasarrufu iledir). Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma.

KASAS – 68: Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sûbhân’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

7. TÂHÂ – 109: … Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

ENBİYÂ – 73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık....

SECDE – 24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık....

İşte A’râf 188: “Allah’ın dilemesi hariç ben kendime fayda ve zarar verecek güce malik değilim.” Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’ın dilemesiyle konuşuyor. Allah’ın dilemesiyle yapıyor. "Allah’ın dilediği şey hariç ben nefsime bir fayda veya zarar vermeye malik değilim." Yani Allah’ın ilâhi iradesiyle hareket ediyor.

Enfâl 17: “Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, onu Allah attı.” Bir kere daha tasarrufu görüyoruz.

Âyetler bize kesinlikle bunun, Resûlullah(S.A.V)’ın Allah’ın tasarrufunda olduğunu ifade ediyor ki; Fetih 10’da da: “Sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların elinin üzerinde, Allah’ın senin vücuduna (tümüne) tecelli ettiği için Allah’ın eli vardır”.

Kasas 68 ve Nahl 127’de de aynı şey söz konusu. Allahû Tealâ resûllerini doğmadan evvel seçiyor.

"Rabbin, dilediğini yaratır, seçer. İrade ve seçim onlara ait değil."

Sabretme noktasına baktığımız zaman: “Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah’ın tasarrufu iledir)." Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma2