Muhterem Hocam, hakk fırkaya tâbî olmanın insana ne gibi sorumlulukları vardır?

Soru

Muhterem Hocam, hakk fırkaya tâbî olmanın insana ne gibi sorumlulukları vardır?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, kişi Allah’a ulaşmayı dilediyse mutlaka Allahû Tealâ ona mürşidi sevdirecektir. Ve hacet namazıyla Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olduğu an, o zaman o tâbiiyetle birlikte ruhun teslimi, ardından fizik vücut teslimi, ardından nefsin teslimi, ardından iradenin teslimi gibi sorumlulukları vardır. Nitekim Allahû Tealâ mü'minlerden bahsederken, Mu’minûn Suresinin 8. âyet-i kerimesinde:

23/MUMİNÛN-8 Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).

Ve onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir (uyanlar, sadık olanlardır).

Evvela ruh, emanettir. O teslim olduğu zaman fizik vücut emanet olur. O teslim olduğu zaman nefs emanet olur. O teslim olduğu zaman irade emanet olur. Ama ahdlerine riayet edenlerdir. Ruh Allah’a teslim olduğu zaman misakini, fizik vücut Allah’a teslim olduğu zaman ahdini, nefs Allah’a teslim olduğu zaman yeminini, irade Allah’a teslim olduğu zaman misakini yerine getirir ki, bunların hepsi bu âyet-i kerimede ahd olarak zikredilmiş.

Allah’ın dostları, Allah’ın taraftarları, Allah için olanlar nerede olurlarsa olsunlar beraberliği, birliği kurmak mecburiyetindeler. Dinler, Sıratı Mustakîm üzerinde olanlar tarafından birleştirilecektir. Bugün, eğer Yahudilerden bir fırka Fırka-i Nâciye oluşturuyorsa, onlar Sıratı Mustakîmdedir. Hristiyanlardan bir fırka Fırka-i Naciye oluşturuyorsa, Sıratı Mustakîmdedir. Müslümanlardan bir fırka Fırka-i Naciye oluşturuyorsa Sıratı Mustakîmdedir. İşte bunlar, Sıratı Mustakîm üzerinde olanların birleşmesiyle tevhid gerçekleşecektir. Nerede tevhid varsa, orada zafer vardır.

Öyleyse birbirine sımsıkı bağlı, kenetlenmiş, Allah yolunda her türlü fedakârlığı yapabilecek Allah'ın dostları olmaya çalışacağız. Gözlerimizi kendimize değil, Allah’a çevireceğiz. Allah’ın yolunda tevhidi, Allah’ın yolunda teslimi ve bunların birleşimi olan hidayeti hem yaşamayı hem de öğrendikten sonra öğretmeyi mukaddes bir vazife olarak daima yapmamız lâzım. Birlik ve beraberlik, hepimizin vazifesi olması gerekir.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbni Mace: Kitabu-11 Fiten, 8. Babu-s' Sevadi-1' Azam, No. 3950.

"Ümmetim dalâlet üzerinde birleşmez."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İmân, 18; İbn Mace, Fiten, 17; İmam Hanbel, 2/332.

"Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girecek."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davut, Sünne 1-4596, Tirmizi: Îmân 18-2640.

“Ümmetimden Kitab’a ve sünnete sarılan fırka-i nâcidir.”

"Benim ümmetim hidayet üzerine birleşir." İşte bu hidayet üzere birleşmek mutlak surette hem hidayeti, hem de teslimi gerektiriyor. Allah'ın yolunda tevhidi, Allah'ın yolunda teslimi ve bunların birleşimi olan hidayeti yaşamak durumundayız.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20262 dk okuma0