Muhterem Hocam, hamd ve şükrün muhtevası nedir?
Soru
Muhterem Hocam, hamd ve şükrün muhtevası nedir?
Cevap
Hamd ve şükür ikisi de Allah’a yapılan bir övgüdür. O Allah ki karşılıksız verendir. Verdiklerinin karşılığında kulun yapabildiği şey sadece O’na hamdetmek, sadece O’na şükretmektir. Allah’a hamdetmek ve şükretmek hepimizin temel vazifesidir.
Yûnus bu sebeple diyor ki: “Hamdü şükru Allah ile, Vasf-ı Kulhüvallah ile, Dâima Zikrullah ile, Çağırayım Mevlâm seni”
Allah’ın bize sunduğu her güzellik için Allah’a hamd etmemiz ve şükretmemiz mutlaka bir farzdır. Her fizik nimetin karşılığında şükür söz konusudur. Her fizik ötesi nimetin karşılığında da Allah’a hamd etmemiz söz konusudur. Allah’a ne kadar çok hamd edersek, ne kadar çok şükredersek o kadar mutlu oluruz, o kadar derecât kazanırız, Allah tarafından seviliriz.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Rabbül âlemînin arşına şükür ile çıkılır. Ama hamd da şükrün anahtarıdır.”
Gerçekten de Araf suresinin 16. âyet-i kerimesine baktığımız zaman;
7/ARÂF-16 Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
“İblis diyor ki: Beni azdırmana yemin ederim, Senin sırat-ı müstakîmin üzerine oturacağım.”
7/ARÂF-17 Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
“Sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından gireceğim. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”
Rabbül âlemînin arşına bizden ulaşan nedir? Ruhumuzdur. Öyleyse İblis dünya hayatında ruhumuzun Allah’a ulaşmasına engel oluyor. Sırat-ı müstakîm de insan ruhunu Allah’a ulaştıran yol. Onun için diyor ki dört cepheden saldıracağım, onların çoğunu şükredici bulmayacaksın. Yani onlar ruhlarını Sana ulaştırmalarına mani olacağım.
İblis küfrü emrediyor, Allahû Tealâ şükrü emrediyor. Hamd da şükrün anahtarıdır. Yani ruhumuzun Allah’ın Zatı’ına ulaşabilmesi yaptığımız zikirlerle mümkündür. Allah’ın bize gönderdiği rahmet için hamd etmemiz, fazl için hamd etmemiz, salâvat için hamd etmemiz, sekînet için hamd etmemiz, bütün nurları için hamd etmemiz gerekir. Ama Allah’ın bize verdiği nimetler karşısında da O’na şükretmemiz lazım. İşte Rabbül âlemînin arşına şükürle çıkılır.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e İbni Seleme geliyor: “Bana dua et Allah bana mal versin.” diyor.
Diyor ki: “Ben senin için bir örnek teşkil etmiyor muyum?”
Aradan zaman geçince tekrar ediyor: “Ya Resûlullah, bana dua et Allah bana mal versin.”
Allah Resûlü çok enteresan cevap veriyor: “Şükrünü eda edeceğin az mal, şükrünü eda edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır.”
Öyleyse demek ki Allah’ın bize verdiği bu dünya malının şükrü gerekli. Şükrünü eda etmek, O’nun emrettiği ölçüler içerisinde ihtiyaç sahiplerine vermektir.