Muhterem Hocam, hangi durumlarda fiziki tövbemizi yenilememiz gerekir? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, hangi durumlarda fiziki tövbemizi yenilememiz gerekir? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, 3 aydan fazla görevini yerine getirmeyen bir insan Muhterem Efendimizin de bildirmesiyle artık devrin imamının ruhu kişinin başının üzerinde yer almıyor, alamıyor. Bu âyetler: Enfâl 53'de ve diğer birçok âyet-i kerimelerde belirtiliyor.

8/ENFÂL-53 Zâlike biennallâhe lem yeku mugayyiren nimeten en'amehâ alâ kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim ve ennallâhe semîun alîm(alîmun). Bu, Allah’ın bir kavme ni’met olarak verdiğini (onunla ni’metlendirdiği şeyi), onlar kendilerinde olan şeyi değiştirinceye kadar (değiştirmedikçe) değiştirici olmadığından dolayıdır. Ve muhakkak ki Allah; en iyi işitendir, en iyi bilendir.

Bu Allah'ın bir kavme nimet olarak verdiği şey, devrin imamının ruhunun o kişinin başının üzerine gönderilmesi. Devrin imamının ruhu, o kişi için bir nimettir. Onunla nimet indirdiği şeyi, onlar kendilerinde olan şeyi değiştirinceye kadar yani; zikri bırakıyorlar ve birçok ibadetleri bırakıyorlar, o zaman değiştirmiştir kendi durumunu. Değiştirmedikçe (değiştirici olmadığından/değiştirdiği zaman), zikir yapmayı bıraktığı zaman ve görevlerini yerine getirmediği zaman, Allah Tealâ da devrin imamının ruhunu o kişinin başının üzerinden alıyor ve o kişi fıska düşüyor.

Nahl 106, 107 ve 108'de bildirildiği gibi. O zaman böyle bir durum söz konusuysa, o kişi bu özelliklerle bize ulaştığı zaman diyoruz ki; "Tekrar tövbe almak istiyorsan, tövbeni tazele."

16/NAHL-106 Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şeraha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun). Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah’ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allah Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder), artık Allah’tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.

16/NAHL-107 Zâlike bi ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alâl âhırati ve ennallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne). İşte bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir.

16/NAHL-108 Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûn(gâfilûne). İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfillerdir.

Bunun da belli bir sınırı var. Nisâ Suresi’nin 137. âyet-i kerimesinde 2 hakkı var:

4/NİSÂ-137 İnnellezîne âmenû, summe keferû, summe âmenû, summe keferû, summezdâdû kufran lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum sebîlâ(sebîlen). Muhakkak ki onlar âmenû oldular, sonra inkâr ettiler. Sonra yine âmenû oldular sonra inkâr ettiler. Daha sonra da küfürlerini artırdılar. Allah, onları mağfiret edecek değildir ve onları yola (Allah'a ulaştıran Sıratı Mustakîm'e) hidayet edecek değildir.

Yani kişi âmenû olup, ruhu Allah Kendisine ulaştırıyor. Sonra fıska düşüyor:"summe keferû". Sonra tekrar âmenû oluyor, ruhunu Allah’a ulaştırıyor "summe keferû, summezdâdû kufran", sonra küfrünü arttırıyor. Allah ona mağfiret etmiyor. Artık o kişinin kalbini tab ediyor. Böylesi bir durum söz konusu. Yani; "Hangi durumlarda fiziki tövbemizi yenilememiz gerekir? Açıklayabilir misiniz?" Fısk olayı gerçekleşmişse, ama bazen tövbe tazelemesi olabilir. Tövbe tazelemesi; bir kişinin iştiyakının ve şevkinin artması istikametinde başvurulan bir güzelliktir. Tövbe tazeleme; bir negatif olay değil; o kişinin iştiyakini artıran bir olaydır. Ama fısk olayı ise; tamamen kişinin şeytanın tesiri altında, zikri bırakarak, mürşidinden şüphe ederek, belli arayı aşarak yoldan sapması halidir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma16