Muhterem Hocam, her türlü günah işliyoruz ister istemez. Bu durumda hep tövbe kapısı açık mıdır? Tövbe ediyoruz bir daha yapmayacağımıza dair; böyle olur mu?
Soru
Muhterem Hocam, her türlü günah işliyoruz ister istemez. Bu durumda hep tövbe kapısı açık mıdır? Tövbe ediyoruz bir daha yapmayacağımıza dair; böyle olur mu?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, gerçekten Nefs-i Levvâme’de bu hâli yaşıyoruz. Nefs-i Emmâre; nefsimizin âfetlerinin aklı ikna etmesi ve kişiyi şerre yöneltmesi söz konusu. Ama ne zaman nefsimizin emrinin yerine, Allah’ın emrini yerine getirir de zikirle Allah’ın katından nurları; %7 oranında fazl birikimini sağlayabilirsek o zaman Allah Tealâ uzaktan kumandayla nefs birinci gök katının kapısını açıyor ve ruhumuz oradan birinci gök katına yükseliyor. Gök katlarının kapısının anahtarları nefste. Ama nefsin bu kapıları açabilmesi her kapıda %50 fazl birikiminin kalpte toplanmasına bağlı. Ama Nefs-i Levvâme’de %7 nur var, iki de rahmetten %91 karanlık söz konusu ve kişi yaptığı bütün günahların nefsinden kaynaklandığını biliyor. İbrâhîm Suresi’nin 22. âyet-i kerimesinde iş olup bittikten sonra şeytan der ki: "Allah’ın vaadi haktı. Ben de size vadettim ama ben vaadimden caydım. Fakat bunları ben size zorla yaptırmadım. Ben sizi davet ettim, siz de benim davetimi kabul ettiniz. Beni kınamayın, kendi nefsinizi kınayın.
14/İBRÂHÎM-22 Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Öyleyse bu konuda %9 nur, %91 karanlık ve şeytan da karanlıklara tesir etmesi hasebiyle kişi; akıl devamlı tövbe ediyor ama nefs de %91 karanlık sebebiyle bu tövbeyi bozuyor. Öyle de olsa, vazgeçmemek, her gün biraz daha zikrimizi artırarak şeytanın vücuda giriş yolunu daraltmak. Nefsimizin kalbinde ne kadar fazl birikimi toplanırsa, o kadar şeytanın etki alanı daralır. Çünkü şeytan âfetlere tesir ediyor, faziletlere şeytanın tesiri sıfır. O zaman akıl tövbe ediyor, nefs de tövbeyi bozuyor. Öyle de olsa zikrimizi artırdığımız zaman her gün biraz daha zikir artışıyla Nefs-i Levvâme’de nefsimizi kınayarak yolumuza devam edersek, zaman içerisinde, hemen o kademeleri de görelim:
NEFS TEZKİYESİNİN 7 KADEMESİ
1. NEFSİ EMMÂRE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat
YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ıbrâ edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...
2. NEFSİ LEVVÂME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat
KIYÂME–2: Ve hayır, levvâme (kınayan) nefse yemin ederim.
3. NEFSİ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat
ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücûrunu ve takvâsını ilham etti.
4. NEFSİ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat
FECR–27: Ey mutmain olan nefs!
5. NEFSİ RÂDİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
6. NEFSİ MARDİYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
7. NEFSİ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat
FATIR–18: ......Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
Nefs-i Mülhime’de şeytanın vücuda giriş yolu biraz daha daralır %21 nur, Nefs-i Mutmainne’de %28 nur, Nefs-i Radiye’de %35 nur, Nefs-i Mardiye’de %42 nur, Nefs-i Tezkiye’de %49 nur.
Nurlara şeytanın tesiri olmadığına göre, şeytanın vücuda giriş yolu daralıyor daralıyor ve böylece biz vazgeçmeyerek, azim ve sebatla zikrimize dört elle sarılarak, şeytanın vücuda giriş yolları, daraltmak suretiyle her gün biraz daha tövbemizi yaptığımız zaman, artık ulu orta nefs tövbemizi bozamayacak hâle geliyor. İşte bütün mesele azimle sebatla bu yola devam edebilmek, nefs tezkiyesini gerçekleştirebilmek inşaallah.
Mevlânâ: “Aklı bir kuzu, nefs bir kurt ve iman bir çoban.” Şu anda ekranda gördüğünüz gibi:
AKIL BİR KUZU, NEFS BİR KURT, ÎMÂN İSE ÇOBANDIR!
Îmân kuvvetli olmazsa nefs aklı yer!"
Îmân → Çoban
Akıl → Kuzu
Nefs → Kurt
1- Kin ve Nefret
2- Küfür
3- Yalan
4- Zulüm
5- Haset
6- Cehalet
7- Cimrilik
8- Öfke ve Gayz
9- İsyan
10- Sabırsızlık
11- Kibir ve Gurur
12- Hırs ve Tamah
13- Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
Eğer çoban güçlü olursa kurt kuzuyu yemez. Ama eğer iman zayıf olursa o zaman devamlı olarak kurt kuzuyu yer. Öyleyse tamamıyla zikrimize dayalı bir olay. Zikri artırdığımız zaman hedefe ulaşabiliriz. Nedir iman? Îmân, Allah’ın gönderdiğine tâbî olmaktır. Tâbî olduğumuz zaman iki çift nurla her gün biraz daha şeytanın vücuda giriş yolunu daraltmak suretiyle hedefimize ulaşabiliriz. Allah razı olsun.