Muhterem Hocam, herşeyin önüne Allah’ı geçirmek nasıl olmalıdır? Ayrıca Hz. İbrâhîm’in Allah’a güvenini açıklar mısınız? Bizim buradan almamız gereken mesaj nedir?

Soru

Muhterem Hocam, herşeyin önüne Allah’ı geçirmek nasıl olmalıdır? Ayrıca Hz. İbrâhîm’in Allah’a güvenini açıklar mısınız? Bizim buradan almamız gereken mesaj nedir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Hz. İbrâhîm Allah’ın tasarrufundaydı ve Allahû Tealâ ona daimî tecelli ediyordu. Allah da Hz. İbrâhîm üzerinden, tüm insanlığa vermesi gereken mesajları bir bir veriyordu. Nitekim Bakara Suresinin 124. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:

2/BAKARA-124 Ve izibtelâ ibrâhîme rabbuhu bi kelimâtin fe etemmehun(etemmehunne), kâle innî câiluke lin nâsi imâmâ(imâmen), kâle ve min zurriyyetî kâle lâ yenâlu ahdiz zâlimîn(zâlimîne).

Ve İbrâhîm’i Rabbi kelimelerle imtihan etmişti. Nihayet (imtihan) tamamlanınca da (Allah şöyle) buyurdu: “Muhakkak ki Ben, seni insanlara imam kılacağım.” (İbrâhîm a.s): “Benim zürriyetimden de (imamlar kıl).” deyince; (Allah): “Benim ahdime (imamlık ve önderlik rahmetime, senin zürriyetinden olan) zâlimler nail olamaz.” buyurdu.

Yani "Onlardan da imamlar kıl..." ama senin zürriyetinden zâlimler bu noktaya gelemez. Demek ki peygamber de olsa hidayette olanlar da olacaktır, kendi nefslerine zulmedenler de olacaktır. Kendi nefsine zulmedenlerin bu hedefe, bu makama ulaşması imkânsız.

Sevgili kardeşlerim, herşeyin önüne Allah’ı geçirmek zikirle oluyor. Zahidler, 12 saatten fazlasını zikirle geçirenlerdir. O kişi Allah’ı kendinden öne geçirmiştir. Yani kendinden daha fazla Allah’ı seviyor. Ama bu da yeterli değil.

Allah’ın sevgi kanunu: “Ben herşeyi sizin için yarattım, sizi de Kendim için yarattım.” Allah için olmak, başkaları için yaşamaktır. O zaman kişinin başkaları için yaşaması, onları da kendinden öne geçirmesi lâzım. İşte bu, onları da kendisinden öne geçirdiği noktada, o kişi mutlaka fizik vücudunu da Allahû Tealâ’ya teslim edecektir. Zahidlerden olduğu zaman; 13 saat zikir, Allah’ı kendinden öne geçiriyor. Fizik vücudunu Allahû Tealâ’ya teslim ettiği zaman o kişi diğer insanları da kendinden öne geçiriyor. Ama Allahû Tealâ’yı herşeyin önüne geçirdiği bir nokta; o daimî zikirle gerçekleşir.

“Hz. İbrâhîm’in Allah’a güvenini açıklar mısınız?” Evet. Ne geliyor? Cebrâil (A.S) tam ateşe atıldığı sırada diyor ki: “Ben sana yardıma hazırım.” Ama Hz. İbrâhîm (A.S) diyor (ki bu tasarrufta, Allah’ın daimî tasarrufunda. Şimdi Hz. İbrâhîm (A.S) tasarrufta, Cebrâil (A.S) O’nun tayin ettiği bir melek elçi. Öyleyse en üst seviyedeki yardımı Allahû Tealâ kimin üzerinden gerçekleştiriyor? Hz. İbrâhîm (A.S). Ve Hz. İbrâhîm (A.S) Cebrâil (A.S)’a diyor) ki: “Allah beni görüyor mu? Evet. Beni işitiyor mu? Evet. Beni biliyor mu? Evet. Öyleyse ben O’nu kendime vekil tayin ettim.”

Yani vekil tayin ettiği zaman Allah’ın o sonsuz kudreti, o kişinin üzerinde tecelli ediyor. Bizlerin de bu noktada, tabiî ki mürşid ile bütün basamakları aşmamız lâzım. En üst seviyede kime güveneceğiz? Elbette Allah’a. Ama mürşide güven de Allah’a güvenin bir bölümü. Nitekim Muhterem Efendimiz sohbetlerinde: “Allah’a güveneceksiniz ve bize güveneceksiniz.” buyuruyor. Ama Allahû Tealâ’nın tasarrufunda olan, en üst seviyede elbette devrin imamıdır. O da bunu söylüyor, inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20263 dk okuma0