Muhterem Hocam, hidayeti tebliğ ettiğimiz bazı insanlar “Allah dilerse hidayete kavuşabileceğimizi.” söylüyorlar. Hidayetin yaşanması Allah'ın dilemesine mi bağlıdır?
Soru
Muhterem Hocam, hidayeti tebliğ ettiğimiz bazı insanlar “Allah dilerse hidayete kavuşabileceğimizi.” söylüyorlar. Hidayetin yaşanması Allah'ın dilemesine mi bağlıdır?
Cevap
Bu söz Allah’ın tasarrufunda olan, Allahû Tealâ’nın doğmadan evvel seçtikleri resûller için geçerlidir.
Ama diğer insanlar, Allahû Tealâ onları serbest iradeyle yaratmıştır. Yani doğmadan evvel seçilenler vakti zamanı gelince Allahû Tealâ onlara hidayeti vehbî olarak yaşattırıyor. Bunlar Allah’ın nebî resûlleridir, Allah’ın velî resûlleridir.
Ama onun dışındaki bütün insanlar dünyadayken seçilenlerdir. Ve dünyadayken seçilen herkes Allah’ın kendisine verdiği serbest iradeyle Allah’a ulaşmayı dilemedikçe asla Allahû Tealâ onu hidayete erdirmiyor.
İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz, amcasını şehit ettiren Vahşi’yi hidayete erdirmesine rağmen, küçüklüğünde kol kanat geren, kendisine bakan, her türlü yardımı esirgemeyen amcasına tebliğ yapmasına rağmen ona da faydalı olamamıştır. İşte Kasas Suresi’nin 56. âyet-i kerimesi:
28/KASAS-56 İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.
“Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin.”
Bir Allah’ın Peygamberi ki Allahû Tealâ en çok, en üst seviye onu seviyor. En üst seviyede sevmesine rağmen, tebliğ kendisine ulaştığı zaman Allah’a ulaşmayı dilemediği için, Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişiyi peygamber dahi olsa onu hidayete erdiremez. Öyleyse öncelikle kişinin iradesini kullanarak Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzım. Ra’d 27’de:
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve
O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
"Allah dilediğini dalâlette bırakır." Başlangıç noktasında bütün insanlar dalâlette. Eğer onlar Allah’a ulaşmayı dilemezse onları kendi hâlinde bırakıyor. Ama kim ki Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu da hidayete erdirir, diyor. Ve A’râf 178’de:
7/ARÂF-178 Men yehdillâhu fe huvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).
"Allah kimi dalâlette bırakırsa onlar hüsrandadır."
Allah’ın dilediği kişi kimdir acaba? Kimi hidayete kavuşturur? Allahû Tealâ Ra’d Suresi’nin 27. âyetinde buyuruyor ki: “Allah dilediğini dalâlette bırakır.” O dalâlette bıraktığı kişiler Allah’a ulaşmayı dilemediği için. Ama o dalâlette bıraktıklarından kim Allah’a ulaşmayı dilerse, hidayete ermeyi dilerse Allah onu Kendisine ulaştırır, hidayete erdirir.
Kimmiş hidayete erenler? Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerden her kim bir gün Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onları hidayete erdiriyormuş. Yani Allah’ın dilediğini hidayete erdirmesi şarta bağlı. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah da onu Kendisine ulaştırmayı diler. Allah razı olsun.